Saplantılı İdeolojik Siyaset Batağı…

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Saplantılı İdeolojik Siyaset Batağı…

Fenerbahçe fanatiği olan bir arkadaşım, Galatasaray’ın UEFA kupasını ülkemize kazandırdığı günlerde, üzüntüden sabaha kadar ağladığını söylemişti…. Bunu hatırladıkça halen çok gülerim. Aslında iki takımın karşılaşmalarında fanatizmin yol açtığı futbol terörizmine alışıktım ama ortak çıkarların söz konusu olduğu karşılaşmalarda bile ortaya çıkan, bu denli sapkın fanatizme alıştığımı halen söyleyemem.

Son yıllarda yapılan, “futbolda şiddete ve fanatizme hayır” kampanyaları ile fanatizm terörü düşürülmeye başlanıyor. Sanıyorum önemli ölçüde başarıda kazanıldı.

Ülkemizde yıllardır futbol fanatizminden çok daha kötü, çok daha şiddet içeren, çok daha seviyesiz sevimsiz bir fanatizm türü hayatımızı etkilemeye devam ediyor.

Bu fanatizmin adı, saplantılı ideolojik siyaset..

İdeolojik saplantıları ile komplo teorisi üretmeyi ve oynatmayı seven bu zihniyetler, ülkemiz adına yararlı işler için mücadele eden grupları hain etmeye devam ediyorlar.

Bazılarının aklını karıştırabilseler de, sesleri artık o kadar cılızlaştı ki, sadece kendileri çalıp kendileri oynuyorlar.

Bu saplantılı ideolojik siyaset terörizmi, ömrünü bu vatana adamış bir adamı vatan hain ilan etti.

Etsinler… önemli değil, içimizdeki çürük elmalara rağmen, yurt dışında bu büyük idealin meyveleri olan çocuklar dün “Türkçe Olimpiyadı’nda” Dünya’ya ve Türkiye’ye “Türkçe” olarak, Hoşgörü, Sevgi, Barış ve Dostluk mesajları verdi.

“ABD, Afganistan, Almanya, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bangladeş, Belarus, Belçika, Bosna Hersek, Bulgaristan, Burkina Faso, Burma, Brezilya, Cezayir, Çad, Çek Cumhuriyeti, Çin, Danimarka, Endonezya, Etiyopya, Fas, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Gana, Gine, Güney Afrika, Güney Kore, Gürcistan, Hindistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İtalya, İtalya, Japonya, Kamboçya, Kamerun, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kırım Ö.C., Kolombiya, Kosova, Laos, Letonya, Litvanya, Macaristan, Madagaskar, Makedonya, Malavi, Malezya, Mali, Meksika, Mısır, Moğolistan, Moldova, Moritanya, Mozambik, Nahçivan Ö. C., Nepal, Nijer, Nijerya, Norveç, Orta Afrika Cumhuriyeti, Pakistan, Polonya, R. F. Tataristan, Romanya, Rusya Federasyonu, Senegal, Srilanka, Sudan, Şili, Tacikistan, Tanzanya, Tayland, Türkiye, Türkmenistan, Uganda, Ukrayna, Vietnam ve Yemen. Tam 82 ülkeden 355 çocuk..

Biz bu organizasyonu, gururla, coşkuyla, mutlulukla izlerken, eminim birileri; o hoşgörü okullarına her fırsatta karalamayı meslek edinmiş o kişiler, tırnaklarını yemekle meşguldüler.

Bu organizasyon bize O okulların önemini, gereğini ve değerini bir kez daha gösterdi.

Bu organizasyon bize, Osmanlı Ekolünün çok daha uzaklara bu eğitim köprüleri ile taşınabildiğini/taşınabileceğini gösterdi.

Dünya üzerin de ülkemizin adını dahi duymamış pek çok insan varken bu yeni yetişen nesiller sayesinde ülkemiz artık çok daha güzel anılacak ve bilinecek. Ayrıca yıllardır yapılan çeşitli propagandalarla ülkemizi ve insanlarımızı kötü tanıyan insanlar, gerçekleri ve oynanan oyunları daha iyi görecekler. Buna olan inancım devam ediyor.

Sezen Aksu, Zülfü Livaneli şarkılarını söyleyen bu çocukları gördüklerinde eminim gururlandılar. Rahmetli Barış Manço ve Aşık Veysel gibi Kıymetli üstatlarımız eserlerini seslendirenleri görselerdi eminim gurur duyarlardı. Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli Kanık ve Arif Nihat Asya şiirlerini okuyan bu öğrencileri görselerdi eminim bu çocuklar içinde çok güzel şiirler yazarlardı….

Bu güzel Olimpiyadı bir tek o ideolojik saplantılarından kurtulamayan bir avuç insan üzüntüyle, öfkeyle izledi…

Bush(!) kolejleri ile bir kez daha gurur duydum. Bush(!) kolejlerinin fikir babasına bir kez daha teşekkür ettim. Bu bush ne iyi adammış da haberimiz yokmuş!!!

Bu 350 çocuğun şarkıları, sesleri içimizdeki çürük elmaların seslerini nasılda bastırdı…

Bu 350 çocuk Türkçeleri ile içimizde büyürken, nasılda küçülmeye başladı o içimizdeki birileri…

Bu 350 çocuktan kimisi bir şarkı söyledi, kimisi bir şiir, kimisi sadece bir resim yaptı, kimisi ise sadece bir kaç kelime söyledi… Ama öyle çok şey söylediler ki 140 televizyon kanalı aracılığıyla Dünya’ya… Ben bir kez daha gurur duydum onlarla ve onları hazırlayanlarla…

Sorun aslında ne biliyor musunuz?..

Söyleyim, sorun bu ideolojik saplantıların batağında kıvranan bu kişilerin, hayal bile edemedikleri güzel başarıları, sahiplenememeleri ve ismini dahi duymadıkları, duysalar da harita üzerinde göstermekten aciz oldukları ülkeler de dahi, Türk Bayrağının gururla sallanması onlara inanılmaz karın ağrıları çektiriyor..

Bu ülke sizlerin sahiplenemeyeceğiniz kadar büyük bir ülke bunu anlayın artık…

Tarihsel misyonu ve mirası bu ülke insanını sınırlarının ötesine taşıyor. Bu ülke insanının özünde olan değerlerine, Ahlakına, Faziletine, Merhametine, Hoşgörüsüne tüm Dünya’nın ihtiyacı var.

Bu ülkenin coğrafyası gitgide büyüyor, bunu görmüyorsunuz…

Bu ülkenin biricik evlatları Anadolu’nun büyük insanlarını, Türkiye’yi, Türk Milletini kıta kıta anlatmaya gitti….

Bu ülke ve bu ülke insanı çok büyüdü, ama sizler çok küçük kaldınız….

Share:

More Posts

Send Us A Message