Fethullah Gülen’in Kürdistan’daki Okulu

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Fethullah Gülen’in Kürdistan’daki Okulu

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenemedikçe hiç kimse suçlu olarak ilan edilemez..”

Yukarıdaki söz, medyanın namusudur..

Bir gazetede, dergide veya internet sitesinde yazı yazan her kim ise, bu söze riayet etmek zorundadır.

Çok net bir dille söylüyorum:

Şayet riayet etmiyorsa, yazısının veya haberinin namusu yoktur benim için.. Bunu bilip de uymayan kişi bana göre ya art niyetlidir ya da sansansyonel takılmaya meraklı biridir..

Bir haftadır Sonsayfa yazarları arasında yaşanan tartışmayı izliyorum…

Bu tartışmaya gecikmeli de olsa dahil olmak zorunda hissettim kendimi..

Beni bilen bilir..

Önüme bir haber geldiğinde sorduğum ilk şey belgedir..

Belge yoksa, o haberi yapmam. Yapmak için can atmama rağmen yapamam.. Benim olduğum yerde haber, ya da yazı yazan herkese de bu ilkemi, bu prensibimi bir şekilde belli ederim ve buna uyulmasını tavsiye ederim..

Belgesiz yazılan yazıların benim gözümdeki değeri iftiradan öteye geçmez..

Tüm bunları yazmamın nedeni, son günlerde benim başında olduğum bu sitede Fethullah Gülen ile ilgili pek çok sayıda yazı yayınlanması..

Öncelikle karşıma dikilip, Anti Fethullah Gülencilik yapacaklardan rica ediyorum..

Tartışalım..

Ama türban meselesinde olduğu gibi tartışmaya sakın ola, “Benim annem de türbanlıdır.. Benim babamın babası falan yerde müftülük yapmıştı, ben esasen 5 olmasa da 4 vakit Namazımı mutlaka kılarım” diye başlamayın..

Çünkü bu sözler gerçekten tiksindirmeye başladı..

“Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenemedikçe hiç kimse suçlu olarak ilan edilemez..”

İyice, ama iyice ve anlamaya çalışarak okuyun bu satırları..

Ve şimdi cevap verin…

Rejimi tehdit etmekle suçlanan Fethullah Gülen daha geçen gün yargılandığı mahkemede beraat etti mi etmedi mi?

Bu sorunun cevabına “Ama” diye başlayamazsınız..

“Evet” veya “Hayır” diye cevap vermek zorundasınız bu soruya..

Eğer cevabınız “Evet” ise, bu ülkenin mahkemelerini Fethullah Gülen ile işbirliği içinde olmakla suçladığınızı da bilmenizi isterim..

Önce kalkıp, “Danıştay saldırısının arkasında AK Parti var” diyeceksiniz..

Ardından, “AK Parti içinde Fethullahçılar var” diye ekleyeceksiniz..

Sonra da kalkıp, bu ülkenin bağımsız yargısını rejimi yıkmak için Fethullah Gülen ile işbirliği yapmakla suçlayacaksınız..

Hani tutarsızlığın bu kadarına da pes diyeceğim ama diyemiyorum..

Diyemiyorum çünkü bir dönem siz Ecevit’i de Fethullah Gülen’i övdü diye vatan haini ilan etmiştiniz..

Sevgili arkadaşlar;

Sizi bilmem ama ben korkuyorum..

Maalesef korkum sizin korkunuzdan biraz farklı..

Beni korkutan Fethullah Gülen’in Türk okulları, Bilderberg’ler falan değil..

Ben, “Bana neyle gelirseniz gelin sizi affederim. Ancak bana kul hakkıyla gelmeyin” diyen Allah’ın huzuruna bir kula belgesiz ve desteksiz iftira atmaktan veya iftira atılmasına aracılık yapmaktan korkuyorum..

Fethullah Gülen bu ülkenin mahkemelerinde sorgulandı, yargılandı ve aklandı….

Bu işin sonunda hesap vermek var..

Yarın bir mahkeme de öteki tarafta kurulacak ve biz yaptıklarımızdan ötürü sorgulanacağız.

İşte bu beni korkutuyor..

Bence siz de korkmalısınız..

Sevgili Murat İlkter’in dediği gibi…

Biz “Belgesiz yazılarla insanların canını yakmayın” dediğimiz için, “Fethullah Gülen’in ismini kullanarak bir milletin inançlarına saldıramazsınız” dediğimiz için çoktan Gülenci diye mimlendik..

Ha Çin’de bisikletten bir adam düşmüş, ha beni Fethullah Gülen’in adamı ilan etmişler.. Bunun bendeki önemi olsa olsa bu kadar olur. Ama ne yalan söyleyeyim, ilgi çekici konu diye ikide bir Gülen’in yazılması ve Sonsayfa’nın bildik gazetelerle aynı seviyeye indirgenmeye çalışılması beni rahatsız ediyor..

Son olarak;

Sonsayfa’ya özellikle davet ettiğim, yazılarını da beğeniyle okuduğum sevgili Neval Kavcar’ın “Cevabını alamadım” dediği bir sorusu ilişti gözüme..

Diyor ki Sayın Kavcar; “Günlerdir yazıyorum, kimse çıkıp da: “Sözde Kürdistan’daki “Bush Kolejinde” Türk Bayrağı dalgalanıp, İstiklal Marşı söyleniyor mu?” sorusuna cevap getirmedi.”

Yeni bir polemiğe neden olmamasını umud ederek cevabını vereyim..

Sözde Kürdistan’da, hele hele Bush Koleji’nde Türk Bayrağı dalgalanıyor ve Kürt çocuklarına bağırta bağırta İstiklal Marşı okutuluyor..

Bir adam varını yoğunu ortaya koyuyor, o Kürt çocuklarına burs vererek vatan haini ilan edilmeyi göze alarak bunu yapıyor ve yaptırıyor..

“Yahu bu beni rahatsız etmeli” diye kıvranmama rağmen nedense rahatsız olmadım, olamadım..

Ne yalan söyleyeyim..

Hoşuma gitti..

En azından sözde Kürdistan’dakilere silah satıp, burada vatanperver ayaklarına yatan bazı beyaz Türkler gibi davranmıyor…

Umarım olaya bu yönüyle yaklaştığım için ben de rejim düşmanı vatan haini ilan edilmem..

Share:

More Posts

Send Us A Message