Hizmet Camiası’na adli soruşturma-3

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Hizmet Camiası’na adli soruşturma-3

Bugün Gazetesi yazarı Gültekin Avcı Hizmet Hareketi’ne yönelik hukuksuz, tutarsızlıklar dolu soruşturma ve bu soruşturmanın altında yatan asıl amaçlarla ilgili çarpıcı değerlendirmelerini köşesine taşıdı.

Gültekin Avcı’nın o yazısı:

Hukuksuz başlayan bir adli soruşturma, sonuna kadar hukuksuz ve kanunsuz ilerler. Adli soruşturmanın başlangıcında bahsedilen “suç şüphesi” (CMK. 160), “siyasal ve istihbari şüphe” değil “hukuki ve adli” şüphedir.

Önce adli şüpheye mahal verecek olgular ve bu olguların muhtemel şüphelilere aidiyetine ilişkin somut bulgular gerekir.

Siyasal iktidar tarafından dillendirilen dinlemeler, casusluk iddiaları her ne kadar “somut olgular” olarak ifade edilse de iddia olunan bu suçların ve muhtemel faillerinin Hizmet Camiasıyla ilişkilendirilebileceğine yönelik delil olmadığı gibi “olgu” dahi mevcut değildir.

Gülen ve Hizmet Camiası’na yöneltilen adli soruşturma işte bu noktada ölü doğmuştur.

Bahsedilen suçların soruşturulması doğrudur ve zorunludur.

Lakin bu suçların bırakın delili hiçbir “somut olgu” dahi olmamasına rağmen doğrudan Hizmet Camiası’na yıkılarak soruşturulması adli ve hukuki bir soruşturma refleksi değildir.

Hukuk dışı bir siyasal ve istihbari reflekstir.

Savcının temel görevi, suç işlendiği izlenimini veren bir hali görüp öğrendiğinde gerçeği araştırarak işe girişmektir.

Nitekim bu maddenin ikinci fıkrası, savcıyı şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almaya ve şüphelinin haklarını korumaya mecbur tutmaktadır. (CMK.160/2)

Kanunun bu hükmü, dürüstlük ilkesinin gereğidir.

Soruşturma organı, delilleri ahlakiliğe uygun olarak toplamakla yükümlüdür. (CMK.160-Madde Gerekçesi.)

Oysa Savcı Serdar Coşkun’un milyonları bulan bir sivil toplum grubuna yönelik emirleri, dürüstlük ve ahlakilik ilkesini işin başında yıkmıştır.

Bırakın şüpheli(ler) lehindeki delillerin muhafazasını, verdiği hukuk ve kanun dışı talimatlarla Gülen ve camia aleyhinde mevcut olmayan delil ve olgu üretmenin önünü açmıştır.

Savcı belgeleri gizliyor

Aylarca hatta yıllarca tekrarlanan yalanların hukukta imzasız bir mektup kadar hükmü ve itibarı yoktur.

Velev ki bu yalanları cumhurbaşkanları, başbakanlar, medya organları veya devlet kurumları söylüyor ve yayıyor olsa bile.

Hukuken hiçbir delille teyit edilmeyen iddialar, devletin üst makamları tarafından ısrarla dillendiriliyor diye hukuki bir değer kazanmaz.

1— Savcı Serdar Coşkun, Gülen’in avukatından soruşturmayı ve belgelerini hukuksuz olarak gizliyor.

Cevaben “Gülen hakkında soruşturma yok, şüpheli değil” diyor.

Oysa 30 ile tamim yapılan soruşturma emrinde Gülen, soruşturmanın tepe şüphelisi olarak gözüküyor.

Emir yazısının her tarafında “Fethullah Gülen ve Cemaati” ibaresiyle araştırma, soruşturma, arama, gizli tanık, teknik dinleme gerektiren talimatlar varsa, adli soruşturmada şüpheli haline getirilen ilk kişi Gülen’dir.

O halde Gülen aleyhinde adli ve istihbari gelişmeler var demektir.

Savcı soruşturma dosyasında, Gülen aleyhindeki gelişmeleri ve materyalleri avukatlarından gizleyemez, belgelerin örneklerini vermekten imtina edemez.

Savcı Coşkun CMK.153. maddeyi yok sayıyor.

2— Terör soruşturmalarında, silahlı terör örgütü hücrelerine yapılan operasyonlar neticesi ele geçen ve silahlı örgütün ideolojik ve askeri eğitiminde kullanılan belge ve kitaplar, “örgütsel doküman” olarak soruşturmaya girer.

Masum insanların öldürülmesini “silahlı propaganda faaliyeti” olarak benimseyen terör örgütlerinin kanlı eylemlerine ideolojik ve taktik zemin hazırlayan yayınları, terör ve şiddetin fikri altyapısını oluşturması sebebiyle terör faaliyeti içinde değerlendirilir.

Lakin tüm bu faaliyetlerde dikkatinizi çekerim ki, silahlı örgüt ve eylemleri önceden bellidir.

Silahlı örgüt soruşturması yürütebilmek için, tanık anlatımlarına değil, silah, mühimmat ve önceden mevcut terör eylemlerine dayanmak gerekir.

Oysa Savcı Serdar Coşkun’un yürüttüğü soruşturmada Ahmet Şık, Devrimci Karargâh terör örgütüyle iltisakından dolayı yargılanan Hanefi Avcı gibi isimlerin kitaplarını soruşturma dosyasına istiyor.

Adı geçen kişilerin savcılığa şikâyet, görsel ve işitsel bilgiye dayalı tanıklık yapması mümkündür.

Ama hiçbir adli soruşturma, hukuken somut olgu sayılmayan gerçeklikleri belirsiz kitaplar üzerine bina edilemez.

Bu soruşturma tarihin utanç sayfalarına geçecek.

Adli mekanizmanın önüne “delil üretme sürecine yönelik soruşturma talimatlarını koyanlar”la birlikte.

Share:

More Posts

Send Us A Message