İrtica ile paralel, mürteci ile paralelci…

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » İrtica ile paralel, mürteci ile paralelci…

Yaşım müsait. Askeri darbe dönemlerini yaşadım, askeri vesayeti biliyorum. Bu bana askerin güçlü olduğu, ülkeyi darbe tehdidi altında tuttuğu dönemlerle bugünleri kıyaslama imkanı veriyor.

Başbakan’ı dinlerken, bir avuç oligarşik azınlıktan oluşan danışmanlarını izlerken ve hükümetin halk ile ilişkilerini gözlerken…

Mesela, bugün yaşadığımız haksızlık ve hukuksuzlukların askeri darbe dönemlerinde bile yaşanmamış olması karşısında…

Bazı önyargılarımdan kurtulduğumu…

Mesela askerlerin bazı sivillerden…

Daha demokrat…

Daha vicdanlı…

Daha insaflı…

Daha hak ve hukuku gözetebileceği konusunda…

Ya da…

Mesela askeri darbe dönemlerinde bile ülkemizin dış itibarının bu derece yerlerde sürünmediğini…

Ülkemizin temel sorunlarının çözümünde daha hukuki, daha insani olunduğunu…

Dolayısıyla…

Beterin beteri olduğunu, sivillerin yönetiminde de tuzun kokmasından da beter rezaletler yaşayabileceğimizi görüyor, gözlemliyorum.

Askeri darbe dönemlerinde ya da askerin dahili politika üzerinde belirleyici etkisinin fazla olduğu zamanlarda bile bugün duyduğumuz hakaretleri, küfürleri duymadığımızı söyleyebilirim.

Onların genel bir tanımı vardı bizler için. “Mürteci” diyorlardı. Dinle ilgili bir yorum üzerinden “softa, ham yobaz, mürteci, geriyi özleyen falan filan” diyorlardı.

Onlar da bir kısım asimetrik metotlar kullanıyorlardı ama açıktan, milletin huzurunda küfür ve hakaret etmiyorlardı mesela.

Peki bugünkü sivillerimiz ne diyorlar irticanın yerine kullandıkları küfürlerle?

İdeleri gibi, mezhepleri gibi literatürleri de geniş bu konuda:

Ajan, çete, örgüt, haşhaşi, yılan, virüs, sülük, ipleri İsrail’in elinde, dış güçlerin maşası, paralel, hain, tuzluk, maşa, saksı, CIA ajanı…

Halkın önünde bunları söyleyen birisi kim bilir kapalı kapılar ardında daha neler neler söylüyordur.

Sizce sadece gerici, mürteci diyenler mi daha dürüst ve düzgün yoksa paralel kelimesinin içine onca küfrü ve hakareti dolduranlar mı?

Bir tercih imkânı olsa, elbette üçüncü seçeneğinizin de olduğu bir tercih imkanı olsa, hangileri için daha vicdanlı ve insaflı dersiniz?

Askeri vesayet döneminde bile hiçbir başbakan, hiçbir hükümet görevlisi, hiçbir rütbeli asker “Bunlara su bile yok” demedi.

Kimseyi CIA ajanlığı ile, İsrail’e hizmet etmekle, topyekûn bir kitleyi çete ve örgüt olmakla suçlamadılar.

Durumu kendi vesayet sistemi içinde onlara vesayeti tesis eden yasal zemin içinde götürmeye çalıştılar.

Her gün yasa değiştirip hukukun anasını bellemediler.

Kendi hırsızlarını koruma konusunda da hükümet kadar gözü kara değillerdi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapmış birisini yolsuzluktan yargılayıp rütbelerini söktüler.

Ama bunlar ne yapıyor, kendi hırsızlarını korumak için her türlü taklayı atıyorlar!

Vesayet döneminde genel anlamda irtica kırmızı kitaptaydı. Vesayet dönemi atlatıldı, irtica kırmızı kitaptan çıktı. Ama Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olduğunda “paralel”i kırmızı kitaba sokacağını söylüyor.

Oysa o irtica söyleminin içinde ve kırmızı kitabın içinde kendileri de vardı. Kendileri oradan çıkınca başkalarını oraya sokma konusunda pek bir istekli davranıyorlar.

Galiba kırmızı kitaba sokunca görevini tamamlamış olacak!

Share:

More Posts

Send Us A Message