Gazze aynasındaki halimiz!

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Gazze aynasındaki halimiz!

Mübarek Ramazan ayında İsrail tarafından acımasızca bombalanan Gazze, insanlığın, uluslararası sistemin, Müslümanların ve tek tek hepimizin yüzüne tutulmuş bir ayna. ‘Dünyada adalet var mı?’ sorusunun cevabını bu aynada çok net görebilirsiniz.

Asya, Avrupa ve Amerika’da, Brezilya ya da Türkiye’de halklar mazlumun yanındadır. Müslüman, Budist, Hıristiyan ve hatta pek çok Yahudi, kadın ve çocukların üzerine bomba yağdırılmasına itiraz eder. Ülkelerin eşit şekilde temsil edildiği BM Genel Kurulu’nda Filistin için yapılan oylamalar da dünya vicdanının, Filistin’in mağduriyetine seyirci kalmadığının göstergesidir. Çok değil 2 yıl önce, Filistin’i “üye olmayan gözlemci devlet” statüsüne yükseltmek için yapılan oylamada 193 ülkeden 138’i ‘evet’ oyu kullanmış, sadece 9’u ‘hayır’ demişti.

Uluslararası sistemdeki çarpıklığı da en iyi gösteren aynadır Gazze. 138 ülke Filistin’i desteklese de bu iradeyi uygulamaya yansıtmak, eşitliğin değil gücün geçerli olduğu Güvenlik Konseyi’nin elindedir. Sadece 5 ülke, istemediği her kararı veto yetkisine sahiptir. İsrail söz konusu olunca Filistin lehine kararlar ABD’ye takılır. Bu engeli aşan kararlar da hayata geçmez. Çünkü İsrail, “işgal ettiği Filistin topraklarından çekilmesini” emreden 242 sayılı Güvenlik Konseyi kararı gibi pek çok kararı ve uluslararası tepkileri dikkate almaz.

Tarih boyu büyük sıkıntı yaşayan ve 2. Dünya Savaşı’nda korkunç  soykırıma uğrayan insanların kurduğu İsrail’in, bugün mazlum durumundaki Filistin halkına reva gördüğü muameledeki çelişkiyi görmek için de Gazze boy aynasıdır. Vicdan sahibi Yahudi birçok aydın, gazeteci ve sanatçı bu çelişkiye dikkat çekip zulme itiraz etse de bu tepkiler büyük resimde hep cılız kalır. Güç dengesinin Talut-Calut örneğini hatırlatırcasına asimetrik olduğu şartlarda “işgal eden” ile “işgal edilen, sürgün edilen, topraklarına yerleşimler inşa edilen” arasında ortaya çıkan çatışma atmosferinden çıkmak kolay olmaz. Dıştan adil bir el uzanmadıkça da bu fasit daire sürer.

Sonuçta, her iki taraf da sıkıntı yaşar ama her zaman Filistin’in kaybı daha büyük olur. 4 yıl önce Gazze’yi yerle bir eden “dökme kurşun” operasyonunun bilançosu ortada: Filistin tarafında 410’u çocuk, 104’ü kadın 1436 insan ölürken, İsrail tarafında 10’u asker 13 kişi öldü. Şimdi yeni bir trajedinin ortasındayız.

Filistin ve Gazze, aslında İslam dünyası diye bir yapının olmadığını da gösteren bir ayna. 57 İslam ülkesinin üye olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı, Filistin krizi nedeniyle kurulmuş olmasına rağmen ne katliamları önlemede ne soruna çözüm bulmada etkili. 22 üyeli Arap Birliği’nin hali de farklı değil.

Türkiye için de Gazze bir ayna. Sayısız anketin ortaya koyduğu gerçek şu: Sağcısı ve solcusu ile Türkiye, mazlum durumdaki Filistin’in yanında. Bu yüzden Filistin’i iç siyasette kavga malzemesi yapmak ayıp olduğu gibi, farklı Filistinli gruplar arasında taraf tutmak da doğru değil. Türkiye’deki toplumsal duyarlılık ve insani yardımlar gurur verici. Ama devletin tek başına yapabilecekleri sınırlı. Ortadoğu’da düzen kurma iddiasıyla yola çıkıp Suriye ve Irak’ta ne hale gediğimiz ortada. En önemli avantajımız, Batı ve İslam dünyasındaki kurumlarda aynı anda bulunan tek Müslüman ülke olmaktı. İki tarafta da itibarımızın artması, bize çözüme katkı sunma imkânı veriyordu. Maalesef dengesiz politikalar yüzünden hem Batı’da hem Ortadoğu’da itibarımız gerilediği için etkin bir rol oynamak zor.

Filistin’i iç siyasette çirkince kullanmanın bir yolu da İsrail’e duyulan öfkeden yararlanıp bir toplumsal kesimi İsrail işbirlikçisi diye yaftalamak. Zaman’ın Gazze manşetleri, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin taziyesi ortada iken Erdoğan’ın “Pensilvanya Gazze’yi görmüyor” sözü bir iftira değil mi? Üstelik siz böyle haksız suçlama yaparsanız, başkaları da İsrail lobisinden aldığınız cesaret madalyasını, 1961’den beri İsrail’in OECD üyeliğine itiraz eden Türkiye’nin vetosunu kaldırdığınızı, Mavi Marmara ve Gazze dramlarına rağmen İsrail ile ticaretin katlandığını hatırlatır.

Unutmayalım, Türkiye içeride ne kadar iyi bir demokrasi olur ve doğusu ve batısıyla dünyada ne kadar iyi ilişkilere sahip olursa Filistin davasına o kadar yardımcı olur. Yoksa Gazze’deki kardeşlerimizi de bize umutla bakan başkalarını da üzeriz.

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/abdulhamit-bilici/gazze-aynasindaki-halimiz_2232957.html

Share:

More Posts

Send Us A Message