Abant!

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın organize ettiği, Abant Platformu giderek Türkiye’nin olmazsa olmaz sivil kurumları arasına giriyor. Artık, Abant dışına açılmayı kararlaştıran platform geçtiğimiz hafta sonu Erzurum’da toplandı. Bu dokuzuncu buluşmaydı… Bir dahaki toplantı başka bir şehirde olacak; Abant Platformu önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi dolaşacak.

Platformu önemli kılan, geniş katılımlı ve çeşitlilik içeriyor olması kadar bir demokratik model olarak referans haline gelmesidir. Orada olmak, o toplantıların ve sürecin bir parçası olmak Türk aydınları için giderek daha önem kazanıyor.

Öte yandan, kurumsallaşan her iyi fikir gibi Abant Platformu da yöntem ve içerik bağlamında birtakım değişikliklere ihtiyaç duyuyor. Daha etkin bir komisyon sistemi, daha kapsamlı ön çalışma düzeni ve yönetim vs gibi konularda açılım gerekiyor. Son toplantıda ana gündem maddesinin yanısıra, bu gibi konular da konuşuldu ve platformun verimliliğinin artırılması yönünde fikirler yüksek sesle dile getirildi.

Geçen hafta sonu gerçekleşen toplantının konusu “Yeni bir çağın eşiğinde eğitimde yeni arayışlar”dı. Üç günlük çalışmanın sonunda alınan kararlar bir bildiriyle kamuoyuna duyuruldu.

Bir kez daha anlaşıldı ki eğitim, Türkiye’nin halli en zor meselelerinden birisidir. Herkesi tatmin edecek bir çözüm bulmanın güçlüğü bir yana, problem alanlarının tesbiti bile başlı başına güç bir süreçtir. Abant toplantısında sorunlara çözüm için kapsamlı bir öneri listesi üretimdi ama, hepsinden önemlisi temel ilkelerin belirlenmesiydi.

Elbette YÖK ve Milli Eğitim Sistemi’nin baştan ayağa yeniden yapılandırılması gerekiyor; elbette eğitim hakkının kılık-kıyafet gibi gerekçelerle kısıtlanmasının önüne geçilmesi şart ve elbette kız çocukları, özürlüler ve bütün mağdur kesimlere gerekli eğitim altyapısının sunulması gibi hedefler ıskalanamaz. Bildiride bu konular, ayrıntılı tanımlarla ve güçlü ifadelerle tavsiye ediliyor.

Asıl mesele ise, hangi amaç için ve hangi yöntemlerle insan yetiştireceğimizdir.

Bildiri metnindeki tanımlama bu soruya cevap vermektedir:

“İçinde bulunduğu evreni tanıma, bilme, anlama ve ifade etme konumunda bulunan insan bu işlevini eğitim-öğretim ve öğrenimle gerçekleştirebilmektedir. Akıl ve onun ifadesi olan dil gücü insana bu yetiyi vermiştir…

Eğitim felsefemiz insanı evrende hak ettiği yere getirecek bir yol izlemelidir. Bu tür eğitime ağırlık verilirken eğitimci, değerleri yaşayarak, özümseyerek ve kendini örnek haline getirerek daha etkili olabilir. Eğitimde evrensel değerlerle ulusal değerlerin sentezi yapılmalı, dil, din, inanç boyutu gibi konulara önem verilmelidir…”

Türk eğitim sistemi üzerinde kısa aralıklarla değişiklik girişimlerinde bulunuluyor. Ancak, bunlar çoğu kez aktüel ve sistemdeki tıkanıkları gidermek amacı taşıyan geçici önlemlerdir. Böyle olduğu için de kuşbakışı bir gözlem kolaylıkla, milli eğitim sisteminin yamalı bohçaya dönüştüğünü gösterir.

Temel felsefenin değişmediği; süreçlerin demokratikleşmediği ve demokratik olmanın milli olmak kadar önemsenmediği bir sistem Türkiye’nin önünü açamayacaktır.

Her alanda, ama önce eğitimde değişmeyi ve yenilenmeyi göze almak gerekiyor. Yeni çağda daha donanımlı ve çağın sürprizlerine hazır olabilmenin yolu da değişim cesaretini göstermekten geçiyor.

Abant Platformu, bu değişim için bildiğini, anladığını söylemiş, yani elini taşın altına koymuştur.

Share:

More Posts

Send Us A Message