Toplumun bir kesimine karşı duyduğu öfke ve nefreti bir takıntının da ötesine taşıyan zihniyet, haksızlık, insafsızlık ve zulümde her geçen gün yeni yöntemler ve yeni alanlar üretiyor.
Niyetin samimi olmadığı görülüyor, tamamen intikam ve ‘kahrol düşman al sana bir bomba’ gibi saiklerle atılan adımlar, vicdanı olan herkesi kanatıyor, üzüyor.
Son birkaç aydır, kilit takma, kapatmayla kafayı bozanların, ekonomi, eğitim, ticaret alanlarında yaptıklarıyla dinmeyen öfke ve nefretleri şimdi de hayır, hasenat alanına uzanmış görünüyor.
Kurulduğu günden bu yana yaptığı her kampanya ile mağdurları, mazlumları sevindiren Kimse Yok mu Derneği’ne yapılmak istenenler, yakın geçmişte vesayetçi zihniyetin yaptıklarından çok farklı değil maalesef. Kontrolleri altındaki medya vasıtasıyla önce algı oluşturmayı deneyip, daha sonra bu yönlendirme amaçlı haberleri referans kabul edenler, arzu ettikleri linç operasyonunu devreye sokuyorlar.
İşin en çok can yakan ve üzen kısmı ise, bugün bu insafsızlıkları yapanların, geçmişin mazlum ve mağdurları olması bir yana, bahse konu derneğin çalışmalarını ve samimiyetini yakından bilmelerine rağmen, siyasi nedenlerle bunu yapmaları. Ehl-i vicdan birinin yapan kim olursa olsun, yapılan yardımlara bakarak memnun olması gerekirken, aksi bir mülahaza ile hareket edilmesi, yapanların samimiyeti hakkında da ciddi anlamda fikir veriyor.
Bugüne kadar Bengladeş’ten Pakistan’a, Gazze’den Arakan’a kadar neredeyse dünyanın her yerine yardım ulaştıran tertemiz bir kuruluşun kapısına kilit vurulmaya çalışılmasını izah edebilecek bir aklî ve vicdanî açıklamanın olmaması durumun vahametini ortaya koyması açısından tam ibretlik.
Asparagas haberleri referans kabul edip yapılan teftişlerden netice alınamayınca siyasetin intikam hisleriyle bir başka planın uygulamaya konulmasını başka nasıl izah edebiliriz?
Mağdurun, mazlumun yanında sadece slogan atarak olabileceğini düşünen zihniyetin, Gazze’de inşa edilen ve 80 bin kişinin istifade ettiği su isale hattını anlamasını beklemek hata belki de! Somali’ye 50 milyon liradan fazla nakdi yandım yapılırken, bizatihi yakinen yardımları takip edenlerin, hatta ‘Hastanenizi ne olur beraber açalım’ diye ricada bulunanların, bugün bu derneği öcüleştirmeye çalışmasının mantıklı bir izahını kim yapabilir?
53 bin kayıtlı hayırseveri var Kimse Yok mu Derneği’nin… Ancak geçmişindeki o devasa yardımı bu kadar kısıtlı üye ile yapmaları elbette mümkün değil. Bu nedenle hemen her ülkeden katılımcıların olduğu milyonlarca kampanya hayırseveri katkıda bulunmuş faaliyetlerine. Bunların içinde, bugün medyada, siyasette yer alan ve birilerinin öfkesinin körüğü olan insanların bizzat kendileri, eşleri ve çocukları da var. Düne kadar, yaptığı her hayırda takdir edilen, destek verilen, yanında olunan bir hayır kuruluşunu bugün intikam hisleri uğruna bitirmeye kalkışmak, tarihe karşı mesul eder yapanları.
Bu dünyada hiç kimsenin umurunda olmasa, kimse kalkıp, ‘Neden böyle insafsızlık yapıyorsunuz?’ diye sormasa bile yarın rûz-i mahşerde o ihtiyaç sahipleri, yetimler, mağdur ve mazlumların iki elleri yakalarında olur…
Yapılan tüm denetlemelerde tertemiz çıkan, ülkenin gururu sayılabilecek bir hayır kurumunu yetkili-yetkisiz denetçiler ile sindirme, bıktırma taktiğiyle bitirmeye kalkışmak kelimenin en hafif ifadesiyle vicdansızlıktan başka bir şey değildir.
Hem nasıl bir zihniyet, yeryüzündeki ihtiyaç sahiplerine yardım yapan bir kuruluşu kapatarak rahatlayabilir ki?
Kendi kontrolünde olsun diye, her alanı hızla kamulaştıran devletçi zihniyet, bir süre sonra yaptıklarının fenalığını anlar sanırım ama korkarım ki, çok köprüleri yıkıp, ahları alıp, gönülleri tar u mar ettikten sonra… Pişmanlık fayda eder mi o zaman, bilemiyorum…
Kaynak: http://www.zaman.com.tr/mahmut-nedim-hazar/kilit-sevdasi_2247531.html








