Bugün Gazetesi yazarı Gültekin Avcı Hizmet Hareketi’ne yönelik hukuksuz, tutarsızlıklar dolu soruşturma ve bu soruşturmanın altında yatan asıl amaçlarla ilgili çarpıcı değerlendirmelerini köşesine taşıdı.
Gültekin Avcı’nın o yazısı:
Ortada mevcut terör faaliyeti yoksa silahlı örgüt (TCK. 314) soruşturması yapamazsınız. Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi’ne yönelik geçmişte askeri darbe dönemlerinde yürütülen zorlama soruşturmalar ve yargılamalarda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na kadar giden kesinleşmiş beraat kararları var.
Ama Savcı Serdar Coşkun’un elinde, geçmişteki yargı kararlarının geçersizliğini veya değişmesi gerektiğini gösterecek hiçbir somut delil yok.
Hükümeti cebir ve şiddetle yıkmaya teşebbüs (TCK. 312) ve silahlı örgüte dayanarak, Hizmet Camiası hakkında ceza muhakemesi koruma tedbirlerinin hiçbirisi uygulanamaz.
Hem hukuksuz hem de TCK’daki suç unsurları ve CMK’daki koruma tedbirleri/şartları açısından kanunsuzdur.
Konuyu biraz daha derinlemesine inceleyelim:
1- Savcı Serdar Coşkun’un 30 ile tamim yapılan emirlerindeki özellikle 2 ifade;
“Cemaat üyelerinin Türkiye’nin son 10 yılında işlenen önemli olaylara azmettiren, yardım eden ya da doğrudan suç işleyen sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesi…”
“Gülen ve cemaatinin elinde silahlı bir güç bulunup bulunmadığı…”
Yukarıdaki savcı talimatları, Hizmet Camiası’na atfedilebilecek elde mevcut hiçbir illegal silahlı eylem/silah ve mühimmat olmadığının savcılıkça baştan kabulünü gösterir.
İstihbarat faaliyeti hukuken geçerli delillere göre yürümez
O halde hükümeti cebir ve şiddetle yıkmaya teşebbüs (TCK. 312) ve silahlı örgüt soruşturmalarında kullanılabilecek CMK yetkilerini kullanamazsınız.
Nedir bu yetkiler?
Arama (CMK. 116, 119), Belge ve kâğıtları inceleme (CMK. 122), El koyma (CMK.123 ve devamı…)
Çünkü yargı paketlerinden önceki koruma tedbirlerinde suç konusunda “makul şüphe” şartı gerekirken, 6526 sayılı kanunla gelen değişiklikler, adli soruşturmada bu yetkilerin kullanılabilmesini “suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” şartına bağlamıştır.
Yani kanun, arama ve el koyma şartlarını, tutuklama şartlarına yaklaştırmıştır.
Savcı Serdar Coşkun ise yazılı emrinde, gerektiğinde bu yetkilerin kullanılmasını da gerektirecek takip ve tespit emri veriyor.
Oysa mevcut tabloda, Savcı Coşkun’un emirleriyle emniyet birimlerinin Gülen Camiası’na yönelik vakıf, dernek ve kurumlarda tespit ve takip yapabilmesi mümkün değil.
2- İletişimin tespit ve denetlenmesi ve fiziki takip tedbirine başvurulamaz.
Bu konudaki muhtemel savcılık taleplerinin mahkemece CMK. 135–140 şartlarının gerçekleşmediği sebebiyle ilk etapta reddi gerekir.
Zira silahlı örgüt konusunda elde inandırıcı somut delil yoksa kanun gereği Hizmet Camiası gibi “hukuken soruşturulacak şüpheliler” statüsünü teşkil edemeyecek genişlikte bir yelpazeye yönelik teknik ve fiziki takip yapılamaz.
3- Savcı, istihbarat ünitelerine de görev veriyor.
İstihbarat üniteleri adli görevli birimler değildir. Adli soruşturmada savcı adına hareket edebilecek adli kolluk görevlileri de değildir.
Adli mekanizme delillere göre belirlenen olgu ve kişileri ceza muhakemesi açısından değerlendirirken, istihbarat faaliyeti devletin siyasal ve sosyal hassasiyetlerini/menfaatlerini yansıtır.
Adli soruşturma ise istihbarat makamlarına değil, somut delillere dayalı şekilde savcılığa yansıyan olgulara göre işler.
Zira istihbarat faaliyeti hukuken geçerli delillere göre yürümez.
Nitekim MİT, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarına adli değil “önleyici/istihbari” teknik dinleme yetkisi veren 5397 Sayılı Kanun’a göre hâkim kararıyla bile yapılan dinlemeler, adli soruşturma ve yargılamada tamamen geçersizdir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/9–93, K. 2011/95.)
İstihbari takip ve dinlemeler hâkim kararıyla yapılsa bile, “makul şüphe” olmaktan öte geçmez.
Oysa adli soruşturmada koruma tedbirleriyle koca bir camiayı takip ve tarassut altında tutmak için, kanunun ifadesiyle “somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” seviyesi şarttır. (CMK.116, 128, 135, 139, 140.)
Sonuç olarak MİT, Emniyet ve Jandarma takip bilgi ve belgeleri soruşturmada delil teşkil etmez.
Hiçbir mahkeme kararı, hukuken geçersiz istihbarat bilgi ve belgelerine dayanmaz.
Şu halde Savcı Coşkun’un somut delillere dayalı kuvvetli şüpheye dayanmayan emirleri, Anayasal seviyede ihlal olup (kanunsuz emir–137.md) ceza kanunlarına temel bir aykırılık teşkil etmektedir.
Savcı Coşkun’un emirleri, Ceza Kanunu’nun pek çok hükmünü ihlal eden nitelikli suçlar içeriyor.
Bu emri yerine getirecek olanlar için de…








