Muhterem Fethullah Gülen, Samanyolu Televizyonu’nda yayınlanan özel röportajında tarihi nitelikte uyarılarda bulundu.
“Bana öyle geliyor ki, Türkiye’de devletin dışında hususi oluşturulmuş birlikler var. Bir yerden düğmeye basınca harekete geçiyorlar gibi. Belki 50 bin tane, belki 100 bin tane, belki 100 bini de aşkın.” diyen Gülen, tespitini şöyle sürdürüyor: “Bunlar sokaklarda kargaşa çıkarıyorlar. ‘Cumhuriyet gidiyor’ adına da olsa kargaşayı çıkaran bunlar. Bunlara karşı çıkan da yine o başıbozuk insanlar. Türkiye’de kargaşayı çıkaran da, karşı koyan da aynı ekip. Oyuna gelmemesi için halk uyarılmalı, aydınlatılmalı. Halk, çıkarılmak istenen kavgaya katılmamalı.”
Gülen’in tespitleri ve uyarıları çok ciddi. Türkiye’de oynanmak istenen oyunun iç yüzünü deşifre ediyor. İran petrollerini millileştiren halkın desteklediği milliyetçi Başbakan Musaddık da 1953’te sokak kargaşalarıyla görevden uzaklaştırılmıştı.
Musaddık’a yapılan darbeyi New York Times’ın eski Türkiye muhabiri Stephen Kinzer, ‘Şah’ın Bütün Adamları’ kitabında ayrıntılarıyla anlatıyor. Sokak kargaşaları ve darbe için, İngiliz istihbaratının İranlı Raşidiyan Kardeşler, CIA’in de Celili ve Keyvani isimli iki İranlı üzerinden yönettiği gizli örgütler kullanıldı. Kinzer, “Politikacılar, askerler, din adamları, gazete editörleri ile sokak çetesi liderlerinden meydana gelen gizli bir oluşum vardı.” diyor.
Musaddık ile ters düşen eski İçişleri Bakanı emekli General Zahidi, yeni başbakan adayı olarak belirlendi. Emekli Subaylar Kulübü’nün başkanı olan Zahidi, para, intikam ve makam hırsıyla işbirliğine ‘evet’ dedi. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı General Gülenşah, muvazzaf General Defteri ve bazı küçük kışla komutanları da ‘terfi’ ve ‘para’ vaadiyle satın alındı. Darbeci oluşum, Amele (İşçi) Partisi lideri Muzaffer Bagai ile politik beklentileri olan Ayetullah Kaşani gibi zıt isimleri bir araya getirdi. Amerikan ve İngiliz istihbaratı bu insanlara her ay yüz binlerce dolar akıtıyordu.
İngilizler 1952’de İran’dan çıkarıldığı için darbeyi Amerikalılar yürüttü. AJAX adı verilen operasyonu, ABD eski Başkanı Theodore Roosevelt’in yeğeni olan Kermit Roosevelt yönetti. Ajan Roosevelt, ‘Karşı Darbe’ kitabında CIA’in yurtdışındaki bu ilk darbesini anlatıyor.
Darbe öncesi Musaddık’ı yıpratma kampanyaları yürütüldü. Hasta, fanatik ve komünizm yanlısı olarak lanse edildi. İddialar büyük oranda CIA psikolojik savaş uzmanlarınca kaleme alındı ve işbirlikçi İran gazetelerinde aynen yayınlandı.
Daha önemlisi, Musaddık’ın gücünden çekinmeye başlayan Şah Rıza’nın desteği kazanıldı. Bizatihi ajan Roosevelt, gizli görüşmelerle bunu sağladı.
Darbenin son aşaması, sokak kargaşasıydı. Ajanların örgütlediği yüzlerce insan, Şah’a karşı Musaddık yanlısı gibi sokağa döküldü. Şah’ın heykelini yıktılar. Şah yanlılarını darp edip, dükkanlarını yağmaladılar. Oysa gösterilerin olacağından Musaddık’ın haberi bile yoktu. Ama, binlerce masum Musaddık yanlısı veya Şah karşıtı da sokaktaydı. Musaddık, kargaşayı önlemek için gösterileri yasakladı. Sokağa çıkma yasağı ilan etti.
Darbeciler, oyunun ikinci perdesini de sahneye koydular. Bu sefer aynı ajanlar, Şah yanlıları olarak sokağa döküldü. Binlerce masum Şah yanlısı da onlara katıldı. ‘Beyinsiz Şaban’ lakaplı kabadayı ve adamları, halterci spor kulüpleri parayla tutuldu. Musaddık yanlılarına saldırıldı.Yağmalar başladı.
Musaddık yanlısı Genelkurmay Başkanı Riyahi evinde zorla alıkonuldu. Hükümet binalarına saldırılar yapıldı. En son Musaddık’ın da konutu kuşatıldı. Çatışmalar yaşandı ve 300 insan hayatını kaybetti. Ama, işbirlikçi Zahidi başbakanlık koltuğuna kavuştu.
Musaddık darbesi, her sokak gösterisinin masum olmadığını, aynı ajanların kargaşa için karşı grupları sokağa dökebileceğini, kargaşayı çıkaranın da, bastıranın da aynı olabileceğini ispatlıyor.
Bu tabloya bakarak, Türkiye’deki kargaşa planlarının arkasında da dış güçler olduğu tabii ki söylenemez. Ama, yarım asır sonra benzer yöntemleri Türkiye’de uygulama hevesi taşıyanlar var. Sayın Gülen’in ‘testi kırılmadan’ önce yaptığı uyarılar, bu sebeple tarihi önem taşıyor.








