Fethullah Gülen’i Doğru Okumak

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Fethullah Gülen’i Doğru Okumak

Geçenlerde bir romancı dostuma rastladım, dedi ki: “Tam başlamak üzereyken iki romandan vazgeçmek zorunda kalmıştım…” Meğer onun düşlediği bir hikâyeyi Elif Şafak çoktan yazmış.

Diğerini de romancı bir arkadaşına anlatırken karşısında 100 sayfası yazılmış bir metin bulmuş.

Romancının yakınması bana Fransız şairi Bèranger’i hatırlattı. Ünlü şair kendisinden yaklaşık 250 yıl önce gelen Montaigne için demişti ki: ‘Amma da fikir çalmış benden.’ Aslında ortada çalma falan yoktur; sadece duygu ve düşünce paylaşımı vardır…

İlhama açık yazı yazanlar pekala bilir ki bazen esinlenme, tesir altında kalma, aynı şeyi düşünme, aynı duyguyu paylaşma yaşanabilir. Özellikle şiir, tiyatro, roman ve denemelerde sıkça rastlanır bu tür olaylara. Akademik kitaplarda durum farklı. Bilimsel tezlerde her alıntının bire bir yapılması ve kaynağının gösterilmesi gerekir. Oysa serbest düşüncenin ve heyecanın gürül gürül soluklandığı eserlerde ortak manalar, benzer ifadelerle karşımıza çıkabilir. Bu tür yazılar kaleme almayanlar bu gerçeği bazen fark edemiyor.

Fethullah Gülen, çocuk yaşta hafız olmuş, ezber yeteneğini hiç kaybetmemiş bir insan. Risale-i Nurlar ile çok genç yaşta tanışıyor; ancak fikri seyahati orada kalmıyor. Yakın çevresi vesilesiyle değişik meşreplerden de feyz alıyor. Daha çocuk yaşta Mehmet Akif’in Safahat’ını ezberliyor. Gençlik döneminde Necip Fazıl ile tanışıyor, onu görev yaptığı Edirne’ye konferans vermesi için davet ediyor. Büyük Doğu’yu, Şule’yi, Serdengeçti’yi vs. yakından takip ediyor… Askerde komutanının tavsiyesiyle Batı edebiyatı ve felsefesiyle karşılaşıyor ve düşünce dünyasına yeni bir boyut katıyor.

Şu bir gerçek ki Gülen’in en temel bilgi kaynağı Kur’an ve sünnet. Hayatını tefsir, hadis, siyer gibi İslamî ilimlere vakfetmiş. Dini ilimlerdeki engin vukufiyetine sanattan, edebiyattan, felsefeden çok şey katmıştır.

Lütfen 60’lı, 70’li yıllara gidin. Genç bir din görevlisini karşınızda bulacaksınız; dini ilimlerden aldığı feyizle her gün yeni ufuklara yelken açan bir genci. İşte bu genç, çile dolu fikrî seyahatine hiç ara vermedi, hep okudu, araştırdı, düşüncelerini halkla paylaştı. O okuma birikimlerindendir ki düşüncelerinde Nurettin Topçu’dan Weber’e, Şemsettin Günaltay’dan Jean Jacques Rousseau’ya, Necip Fazıl’dan Shakespeare’e, Peyami Safa’dan Dostoyevski’ye, Sezai Karakoç’tan T.S. Eliot’a kadar pek çok düşünürden izler vardır. O yüzden Gülen, “klasik bir din adamı” değildir ve o yüzden herhangi bir -cı, -cu kalıbına sığdırılamaz. 1971’de gencecik bir din adamının sinema salonlarında evrim ve Darwinizm konferansı verebileceği kimin aklına gelir? Ya da 1977’de “Sosyal adalet” başlığı altında konferans vermek o günkü din adamı profiline ne kadar uyar?..

Gülen’in fotografik hafızası herkesin malumu. Yüzlerce sayfalık metinleri ezberinde tutabiliyor. Sadece Kur’an değil; aynı zamanda hadis hafızı. İmzasını taşıyan yaklaşık 50 kitabın çok büyük bir kısmı konuşmalarından derlenmiştir. 60’lı yılların ortasından beri konuşmaları kasetlere kaydedilmiş, daha sonra yazıya dökülmüştür. O yazılardaki atıfların, şiirlerdeki tanzirlerin asıl kaynağı, yayıncı tarafından bilinecek ki, her defasında dipnot düşülebilsin. Buna rağmen bir yazıda 6-7 kaynağın zikredildiği de vâki. Nil Yayınları, tartışmaya neden olan yazının orijinalinde kaynak belirtildiğini açıklayarak Hocaefendi’den ve kamuoyundan özür diledi. Kanaat-ı acizanemce bu açıklama olmasa bile ortada vahim bir durum yoktu; çünkü konuşmalardan derlenmiş yazılarda kullanılan mazmunlar, alıntıya değil, fotografik hafızanın yardımıyla söylenmiş sözlere dayanıyor.

İlk neşri 1984’e dayanan bir yazıdan hareketle başlatılan tartışma, belki şöyle bir hayra da vesile olabilir: Gülen’in fikrî oluşumunda müessir olan kişilerin metinleri ile sohbetlerden yazıya aktarılmış sözler karşılaştırılarak daha belirgin bir kaynakça oluşturulabilir. Bunun ötesinde söylenecek sözlerde art niyet aramak gerekir…

Share:

More Posts

Send Us A Message