Sovyetler yıkıldıktan sonra o dünyalarda eğitim hizmetleri vermiş Vedat Bey, bir gün Frankfurt Havaalanı’ndan giriş yaparken pasaport kontrolü sırasında önündeki şahsın sorulara cevap veremediğini, kendisinin Orta Asyalı olduğunu fark edince hemen gidip Rusça ve Almancası ile yardımcı olur.
Sonra çıkışta tanışıp dost olurlar. O şahıs der ki: “Ben uzun yıllar Kırgız istihbaratında çalıştım. Ama Türk kolejlerinin idareci ve öğretmenlerinin şaka yollu dahi olsa Kırgızistan aleyhinde tek bir kelimelerine, sıkı telefon dinlemelerimize rağmen rastlamadık. Sağda solda onlar aleyhine söylenen sözlerin kesinlikle yalan olduğunu bildiğimiz için, hep lehlerinde rapor verdik ve bu okulların ülkemizin hayrına olduğunu, gençlerimizi iyi bir şekilde yetiştirmekten başka bir niyet ve gayretlerinin olmadığını belirttik.”
Sidney’de karşılaştığımız Ahmet öğretmen de şunları anlattı: “Buraya gelmeden önce Filipinler’de eğitim hizmetlerinde bulundum. İlk açılan okulumuzun ismi Filipino-Turkish Tolerance High School… Bu okul Mindanao bölgesindeki Zamboanga şehrinde idi. Biz burasını kiralarken geçmişi hakkında fazla bilgimiz yoktu. Meğer burası daha önce Müslümanlar tarafından üniversite olarak açılmış. İşletilemediği için kapanmış. Sonra da yol geçen hanı haline gelmiş… Hatta bir ara Müslüman-Hıristiyan çalışmasının da bir yeri olmuş. Biz farkında olmadan binayı soru işaretleriyle devralmışız. Onun için Filipin devletinin eğitim, güvenlik ve diğer birimleri, iki sene detaylı bir araştırma yapmışlar. Son merhalede mahalli istihbarat birimlerinden de bir bilgi istenmiş. Bu hususta görevlendirilen memur maalesef masa başında okul üzerinde emelleri olan bazı grupların da yönlendirmesiyle aleyhte bir rapor hazırlamış.
Fakat bu raporu daha merkeze gönderilmeden önce, okulumuza bir elektrik ustası gibi gelip günlerce incelemeler yapıp sonra eşinin sekreter olarak okulda çalışmasını temin edip düzenli bilgi alan ve istihbaratta yüzbaşı rütbesiyle bulunan bir şahıs görmüş. Eline geçen bu raporun düzmece olduğunu fark etmiş. Çünkü o da uzun müddet telefonları da dinlemiş ve öğretmenlerimizden hep müspet ve güzel şeyler dinlemiş… Fakat günler cuma ve saat 18.00 imiş. Derhal yola çıkıp zar zor iki saatte okula gelmiş. Bizimkiler hiçbir şeyden habersiz izin meselesinin çözülmesi için uğraşırken meseleyi anlatmış. Sonra okul idarecilerimizi alıp istihbarat bölge sorumlusu ile buluşturmuş. Bölge sorumlusu daha önceki raporları da ele alıp okul idarecileriyle uzun bir görüşme yapmış. Sorularının cevabını net bir şekilde alıp tatmin olmuş. Arkadaşlarımızın gözü önünde de düzmece raporu iptal edip yenisini yazmış, ‘Sizlere güveniyorum… Sizler eğitiminize devam edin.’ demiş.” Bu iki olayda da şunu fark ediyoruz… Doğrunun yardımcısı Allah’tır. Siz doğru ve şeffaf olacaksınız. Siz bir eğitim hizmeti veriyorsunuz. Elbette ki, hangi ülke olursa olsun, mutlaka denetleme mekanizmasını harekete geçirecek, neler olup bittiğini araştıracak, eğitim hedeflerine uygun faaliyetler yapılıp yapılmadığını araştıracaktır. Bin defa da gelseler sizi hep aynı hedefte ve aynı minvalde bulmaları gerekir. Müfettişler ve müşahitler sadece devlet görevlilerinden de ibaret değildir. Her bir öğrenci ve her bir öğrenci velisi de birer derin gözlemcidir. Eğer bütün ülkelerde açılan bu ilim-irfan yuvalarından herkes memnun ise herkes bunları kendi ülkeleri için eğitimin vazgeçilmez müesseseleri olarak görüyorsa, o zaman kimsenin diyeceği bir söz yoktur. Bilakis, ülkemizi güzel temsil edip güzel tanıtan bu müesseseleri yürüten yüz akımız eğitim gönüllülerimize, gönüllerimizde bir yer vermemiz, onlara sahip çıkmamız ve dualarımızda devamlı destekte bulunmamız lazımdır. Tâ biz de bize düşeni yapmış olabilelim…








