Bugün Gazetesi yazarı Tarık Toros Sabah ve Takvim gazetelerinin hukuku çiğneyerek yaptıkları yalan haberleri köşesine taşıyarak son günlerde daha çok görmeye alıştığımız tetikçi gazeteciliği özetledi.
Toros bugünkü yazısında geçmişte okuduğu bir analizi hatırlattı ve Havuz medyasının yaptığı yalan haberlerle ilgili çok sert bir yazı kaleme aldı.
Tarık Toros’un o yazısı:
Rahmetli Ufuk Güldemir’in 2007’de vefatından 20 gün önce yazıp Habertürk’te yayımladığı son analizini hiç unutmam.
Tetikçi gazeteci profilini şöyle ortaya koymuştu:
-Sabah’ın genel yayın müdürüyken gece yarısı telefon çaldı tuvaletteydim. Arayan yazı işleri müdürlerimden İzmirli Erdal Şafak’tı. “Efendim” dedi, “Üst makamlar ANAP grup haberinin birinci sayfadan verilmesini, Tayfun Devecioğlu’nun Bülent Ecevit ile Afyon seyahatinin 1. sayfadan anonslanmasını istiyor.” “Yahu kardeşim” dedim “Bu gazetenin en üst editoryal makamı benim. Benim üstümde patron Dinç Bilgin ve murahhas aza Zafer Mutlu var. Eğer bu onların talebiyse hemen yapayım. Ama yok bana 28 Şubat bacak araları yapıyorsan hiçbir şey yapmam. Şimdi hemen bu talimatı veren kişinin adını söyle” dedim. “Söyleyemem efendim” dedi. Ben de sifonu çektim. Ertesi gün öğrendim ki o zamanlar ANAP Milletvekili olan Kenan Sönmez’miş “üst makam.” Sabah Dinç Bey geldi, “Bugün gazetemle gurur duydum komutan” dedi. Akşam Zafer geldi “Üzgünüm ama yollarımızı ayırıyoruz” diyerek istifamı istedi.
28 Şubat bacak araları…
Aynı Erdal Şafak, bugün Sabah’ın genel yayın yönetmeni.
Pazartesi günü yazısına şöyle başlıyordu:
-Sabah, son yıllarda en az “tekzip yiyen” gazete. Çünkü her haberi kılı kırk yararak ve vicdani kriterleri asla göz ardı etmeden hazırlarız. O nedenle mahkeme kararıyla gelen her tekzibe üzülürüm.
Güler misiniz, ağlar mısınız?
Sabah ve Takvim gazeteleri yaklaşık 7 aydır, yalan haber tarihine geçecek, basın yayın okullarında okutulacak ve bir daha benzerine rastlanmayacak asparagas gazetecilik örneği veriyor.
Öyle sefil biçimde ortaya konuyor ki bu, yaptıkları hiçbir haber etki uyandırmadığı gibi ertesi gün kendileri de unutuyor, başka yalan haberle yollarına devam ediyorlar.
O koca koca iftira manşetleri, hükümete yakın diğer gazete ve TV’ler tarafından bile kullanılmıyor.
Bırakın gazeteciliği, en temel yayıncılık kriterlerini dinlemeyen, medeniyet dışı bir iftira kampanyasına imza atan Sabah ve Takvim gazeteleri, 23 Ocak 2014’te manşetlerinden Koza İpek Grubu Başkanı Akın İpek’in Ankara İncek’teki baba çiftliğinde Fethullah Gülen’e köşk yaptırdığı manşetiyle çıktı.
İpek Ailesi’nde bile büyük hayret ve şaşkınlığa yol açan bu manşetler derhal tekzip edildi. Bitti gitti, derken… Gazeteler ne bu tekzibe doğru dürüst yer verdi ne de yalandan geri adım attı.
Medyasının hükümeti!..
Sabah ve Takvim (nam-ı diğer havuz medyası) sonraki haftalarda her fırsat bulduklarında aynı fotoğraflar ve yalan bilgilerle haberi servis ettiler. Grubun televizyon kanalları atv ve aHaber de peşinden gitti.
Bazı zamanlar vardır ki, esbap sukut eder, çaresiz kalırsınız.
İşte aynen öyle.
Tüm tekzipler, hukuki çabalar, ihtarlar, patronaj düzeyinde temaslar, yayın yoluyla açıklamalar çare olmadı.
Basit bir olay değil bu… Savcılar, bu tür “ısmarlama haberlerle” inceleme yürütüyor, ileride olası bir davaya “gazete kupürleriyle” gerekçe oluşturuyorlar.
Medyası buysa hükümeti siz hesap edin.
Aylardır, medya satışı için hükümete yakın işadamları tarafından kurulan havuzu izah edemeyen Sabah Grubu, hiçbir şey bulamayınca sarıldığı yalanı ısıtıp duruyor.
Tıpkı 28 Şubat sürecinde yaptığı gibi…
O gün bastığı yalan haberler, andıçladığı isimler, linç ettikleri orada duruyor.
Gazete, aynı misyonun 2014 versiyonu ile yeniden sahnede.
Dönemin yazı işleri müdürü şimdi genel yayın yönetmeni oldu, işi iyi biliyor.
Bir de utanmadan yazıyor, “Kılı kırk yarıyoruz, vicdani kriterleri asla göz ardı etmiyoruz.”
Ufuk Güldemir ne güzel demiş: “Sifonu çektim!”
Gidecekleri nihai yer orası çünkü…








