Artık iyice görülüyor: ‘Kasetler’ bir tür ‘parça tesirli bomba’ işlevi görüyor; hedefe zarar veriyor, önüne çıkanı da yaralı-bereli hale getiriyor.
İlk bakışta, hedef, pantolonu aşağıda yakalanmış kişiler gibi görünüyor… Adayları ve parti yöneticilerini hiç arzu etmeyecekleri görüntüleriyle internete düşüren kasetler siyasi sonuç aldı çünkü…
Kasetler işe yarıyor gerçekten…
Ancak yine de benim bir kuşkum var: Ya kasetlerin esas zarar vermek istediği, siyasetçiler değilse? Ya adaylıktan çekilen, istifa eden politikacılar birer yol kazası ya da yan kurbanlar ise?
Sorumun özünü teşkil eden kuşkuyu aklıma düşüren, ortaya çıkan her kasetten sonra sahneye fırlatılan sis bombaları… Başta suçüstü yakalananların istifasını talep edecek kadar konuyu ciddiye alan Devlet Bahçeli olmak üzere MHP sözcüleri, önünü arkasını araştırmadan, ‘Okyanus ötesi’ diye adlandırdıkları bir adresi suçlamaktalar.
Meramlarının ne olduğunu herkes biliyor; kasetlerin yayınlandığı internet sitelerinin Amerikan menşeli sanılmasının getirdiği bir yanılmanın da etkisiyle… Oysa MHP’lilerle ilgili kasetlerin yayınlandığı siteler Almanya menşeli ve bu gerçek gözlerden saklanıyor.
Aslında siteler ‘Amerika menşeli’ olsa da bir şey fark etmezdi. İzini saklamak isteyenin her türlü hinliğe başvurabileceği bir ortamdır internet…
Yayınlanan kasetler yüzünden MHP’nin sandıkta zarara uğrayıp uğramayacağını bilmiyoruz. En kötü senaryonun gerçekleştiğini ve MHP’nin baraja takıldığını varsayalım, bunu doğrudan kasetler ile irtibatlamak için yeterli bir sebep var mı? Kaseti çıkan adaylarına ve yöneticilerine koruma kanatlarını germiyor ki MHP; tam tersine, gözünün yaşına ve partideki kıdemine bakmaksızın bileti kesiliyor yanlış iş yapanın…
Şahıslar zarar görse de, MHP’nin parti olarak kasetlerden zarar görmesi için bir sebep yok…
Buna karşılık, kasetlere verilen tepkilerle, ‘Okyanus ötesi’ suçlaması iyice yaygınlaşarak olumsuz etkisini hissettiriyor. Siyasi sonuç almakta kullanılan yakışıksız tuzaklar kurmaya teşne, belden-aşağı vurmayı mübah gören bir ‘güç odağı’ algısı giderek yerleşiyor. Her kötülüğün altında aranması gereken bir ‘Çapanoğlu’ haline dönüşüyor ‘Okyanus ötesi’ adresi…
Eş-zamanlı yürüyen ‘Ergenekon’ yargı süreciyle ilgili haksız yakıştırmaları pekiştirici etkisi de akılda tutulursa, kaset yaygarası, aslında ilk bakışta düşürdüğü hedeflere verdiği zarardan çok ‘Okyanus ötesi’ adresinin imajını zedeliyor.
Tahlilime Türkiye’de basın özgürlüğünün sistemli biçimde ihlâl edildiğine dair tek merkezden esinlenerek yazılmış yabancı yayın organlarında çıkan haber ve yorumları da ekleyebilirsiniz. Son zamanlarda o tür yayınlarda da aynı adres sorumlu tutulmaya başlandı. Ne alâkaysa?
‘Okyanus ötesi’ adresi, belli ki, bazı kişi, çevre ve kurumlar için hedef; hem de her türlü olumsuzluktan sorumlu tutulacak ‘birincil hedef’… Planı bildiği için olmalı, Deniz Baykal, kendisini yerinden eden kasete tepki verirken, “Okyanus ötesiyle ilgili yok” deme ihtiyacı duymuştu.
Kimin oyunuysa bu, acımasız oynuyor…








