“Altın Tenler” Şiiri ve Bir Şerh

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » “Altın Tenler” Şiiri ve Bir Şerh

Taptâze altın tenlere benzer bu yiğitler;
İnmekte çevrelerine ışıktan demetler.

Sonsuzdan gelen ilhamla doldukça dolmuşlar,
Hızır’la arkadaş olup sırlara dalmışlar…

Bir büyülü kevserle meğer hepsi de mest imiş,
Belli gözlerinden; her biri bir sırra ermiş.

Tûfanlara denk heyecanları var dinmez;
Polat gibi yürek taşırlar korkmaz ve sinmez.

Bilir cihân bunları, belli beldesi-köyü,
Çehrelerinde fethedici gizli bir büyü…

Her biri dehâya denk bu parlak firâsetler,
Horozu çoktan ötmüş bir kutlu şafak bekler…

Ahirzaman insanının içini yağmalayan nefesleri hep var oldukça, ümit adına yaşayanlar da var olmaya devam edeceklerdir. İşte, bunlar ihlas pergellerini ardına kadar açmış “hasbî”lerdir. Beklenen ve 14 asır öncesinden müjdelenmiş, bazı peygamberlerin bile hususiyet arz eden konumlarına göre bir yönüyle gıpta edecekleri bu insanlar, insanlık adına çok önemli konuma sahip olmuşlardır. Kâh Uhud Dağı’nın heybet dağıtan o eteklerinde bu müjdeyi almışlar, kâh Efendiler Efendisi’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) lâl-ü güher olan veciz beyanlarındaki “tûbâ lil gurabâ” hakikatine ermişler, kâh diğer kutsal kitaplarda betimlenerek günümüze kadar methedilmişler.. ne mutlu o yiğitlere ve yiğit heyecana!..

Izdırabını sen çıldırtan diyaframına ekleyip de bir hafakan busesi yapmayı denesen bile bu senin günlük rutinlerin olmalıydı. Çünkü aynı ızdırabı tadanlar ve bu konuda örnek olup da çığır açanlar, hep: “Gül devrini bilseydim, o devrin bülbülü olurdum” serzenişi ve hâl sitayişi içerisinde ömr-ü tabilerini geçirmişlerdir. Altın tenler de bu gül mevsiminin kurnasında yıkanan ruh insanları olarak, bedenini aşmış ve nefsaniyet girdabında kahramanlık destanını yazanlar olarak tarihe geçmişlerdir. Onların tarihe geçme niyetleri de yoktur; fakat, kaderin emrinde baş okşayıcı bir letafet hamlesi olduğu müddetçe, onlar da yapması gerekenleri yapacaklardır. Ruhların tebdilinde, zamanın boyunduruğu altındaki kendine gelmesi gereken bu eroğlu erler polat yürekleriyle sonsuz kıyama ereceklerdir inşaallah.

Zamanın imtihan kostümü, ızdırap insanlarının mendillerinin ruhaniyetini anlamayacaktır belki ama; tufeyli hayata peşkeş çekme sevdalısı olanlar da kaderin fetvası olarak geride kalacaklardır. Onun için biz her daim ümit kulaçlarımızı geleceğimize atıyor ve sütliman sahillerde bir uhrevi ortam bulma edalı ilerliyoruz..

Altın tenler “yaşatmak için yaşama” fermanını uygulamak için söz verdiler, revnakdâr nimetler adına tercih ufkunu hep başkasına feda eylediler. Kala kala kendilerine hadis-i şerifte müjdelenen bu nuraniyet cilası kaldı.. ve bu ahdi bozmamak için de davalarına ve kendilerine söz verdiler. Rabbim bizi bu ahd-ü peyman ile yaşatsın, “bâ’sü ba’del mevt” gerçeğine de bu ahdimiz ile yürümemizi nasip eylesin…

Share:

More Posts

Send Us A Message