Bu toplum, dün yolsuzluk ve usulsüzlüklere karşı bu kadar hassas idi. O gün yaşanan bu rakamlar, bir partiyi yerle bir etti. O çok eski mi dediniz. Daha yakına gelip ahlak konusundaki hassasiyete bakalım.
Bu toplumun en hassas olduğu konulardan birisi yolsuzluklar ve adaletsizlikler idi. Ne var ki, toplumun kodları ile öylesine oynandı ki, bu kavramlar artık pek çoğu için bir şey ifade etmez oldu.
Bu toplum bir dönem, yolsuzluklar yapıldığı ortaya çıkan bir partiyi tarihin karanlıklarına gömdü.
Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP), 25 yıl önce yine böyle bir Mart ayında yapılan yerel seçimle İstanbul’da yönetimi devraldı. Tıp doktoru Prof. Nurettin Sözen de Bedrettin Dalan’ın halefi olarak başkanlık koltuğuna oturdu.
1970’li yıllardan itibaren susuzluk sorunu giderek kronikleşen İstanbul’un su sorununu çözmekle görevli kuruluş olan İSKİ’nin başına da Ergun Göknel atandı.
Ergun Göknel’in Genel Müdür olduğu dönemde yolsuzluk yaptığı ve aldığı rüşvet paralarını şahsi hesabına aktardığı ortaya çıktı. Göknel’in bu yaptıkları ise sekreteri Feray Işık’la ilişki içinde olduğunu fark eden eşi Nurdan Erbuğ’un intikam almak amacıyla konuşması üzerine ortaya çıkmıştı.
Medya o tarihten itibaren bu olayın üzerine öyle bir gitti ki, bırakın Ergun Göknel’i ve Nurettin Sözen’i, bu isimlerin mensup olduğu SHP’yi bile tarih sahnesinden silmenin başlangıcı oldu.
Ergun Göknel ve Nurettin Sözen yargılandı. Sözen’in suçsuz olduğu anlaşıldı. Göknel’in görevden alındıktan sonra hesaplarına da el konuldu.
Peki Ergun Göknel’in yurt dışındaki banka hesaplarında ne kadar para vardı hatırlayanınız var mı? İsviçre’deki Amerikan Discon Bank’ta 30 bin ABD Doları ve 670 bin Alman Markı (335 bin Euro).
Bu toplum, dün yolsuzluk ve usulsüzlüklere karşı bu kadar hassas idi. O gün yaşanan bu rakamlar, bir partiyi yerle bir etti.
O çok eski mi dediniz. Daha yakına gelip ahlak konusundaki hassasiyete bakalım.
Yasak aşk ilişkileri konusunda Nesrin Baytok ile olan görüntülerinin 8 Mayıs 2010’da internete düşmesinin hemen ardından, Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığı görevinden ayrıldı.
Bir daha da zorunlu olmadıkça kamuoyu önünde fazla görünmemeye özen gösterdi. Halen de bu tavrını devam ettiriyor.
MİT aynı gün, Baykal’ın görüntülerinin kaydedildiği sitedeki bütün kamera kayıtlarına el koydu. O villaya kimin girip çıktığına ilişkin üç ayrı kameradan kaydedilmiş görüntüler bulunduğu o dönemde çokça yazılıp çizilmesine rağmen, bu tezgahı kimin kurduğu bir türlü ortaya çıkarılmadı.
Ne var ki bu görüntüleri internetten kaldırttığını her fırsatta Baykal’ın başına kakan Başbakan Erdoğan, meydanlarda ve TV ekranlarından, “Eşi ile mi ilişkisi yayınlanıyor. Bunun neresi özel, genel genel” diye ortalığı inletti. Bu görüntüleri en çok kullanan lider Erdoğan oldu.
Bugün ise rüşvet iddialarına ilişkin her türlü para trafiğini gösteren belgeler kamuoyunun önüne sunuluyor. Buna ilişkin, kayıtlar, fezlekeler, iddianameler hazırlanıyor ama öyle bir karartma uygulanıyor ki bunlardan kimsenin haberi olmuyor.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Meclis’te bu kayıtları dinletmemiş olsa idi, bunların varlığından bir avuç insanın ötesinde kimsenin haberi olmayacaktı. İnsanlar, televizyon kanalları yayından çıktıkları için ses kayıtlarının içeriğini dinleyemedi ama en azından varlığından haberdar oldu.
Dün TGRT Haber’de 30 Mart seçimlerine ilişkin katıldığım programdan sonra bir CHP’li milletvekili aradı. Yarım saate yakın seçim ortamına ilişkin tırmandırılan gerginliği konuştuk. AK Parti’nin yolsuzluklar karşısında takındığı tavra ilişkin söylediği bir söz müthişti. “Bunların yüzsüzlük ve pişkinlikleri, yolsuzluklarından daha betermiş” dedi.
Bu kadar büyük miktarlardaki yolsuzluk iddiaları, yalanlanma yerine “Paralel yapı” karşı iddialarıyla püskürtülmeye çalışıldı.
Bu ülkede, refah adına bizim hangi temel güdülerimizin nasıl yok edildiğinin farkında mısınız?








