Fethullah Hoca

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Fethullah Hoca

İstikrar, uzlaşma, diyalog gibi kavramları vurgulayan Gülen, “ülke meselelerinde birleşmeli” diyor.

Fethullah Gülen ve arkadaşları dün Milliyet’i ziyaret etti. Bizler de bir yığın soru sorduk. doğan Heper gündemdeki DYP-CHP koalisyonu sorduğunda Gülen’in cevabı:

– Krizden çıkmak lazımdır. Devlet, devletsizlikten iyidir. Türkiye’nin bugününü ve yarınını düşünmeliyiz. İstikrar olmadan hiçbir şey yapılamaz.

İstikrar, uzlaşma, diyalog gibi kavramları vurgulayan Gülen, “ülke meselelerinde birleşilmeli” diyor ve solda Hikmet Çetin, Erdal İnönü gibi isimleri diyaloga açık ve ılımlı olmalarından dolayı belli bir sempatiyle zikrediyor.

Hasan Pulur “DYP-ANAP-RP hükümetini nasıl karşılarsınız?” diye sorduğunda Gülen diyor ki:

– Geçmişte MC’ler pek faydalı olmadı. Toplumu cepheleştirici tavırlardan sakınmak lazımdır.

– Hiç oy vermeyeceğiniz parti?

– Bölücülere, toplumu kamplaştıranlara oy vermem. Sağda olsun solda olsun, Türkiye’nin dirliğini, birliğini isteyen fertlere oy verilmesinde bir sakınca görmem.

Altan Öymen “inanan-inanmayan ayırımını” sorduğunda Gülen, Peygamberimiz’den hadîsler, Eş’arî ve Maturidî gibi “itikad imamları”ndan görüşler naklederek, “inanmanın sınırı çok geniştir” diyor, din-laiklik kutuplaşmasına karşı çıkıyor:

– Allah’ın insana atfettiği bir değer var. Ayırımcılık buna aykırıdır. İnsan, kendisinin savcısı ama başkalarının avukatı olmalı. Aksi bağnazlıktır, gururdur, hastalıktır. Allah inancında birleşmeyen insanların bile bir araya geldiklerinde konuşacakları şeyler vardır. Ayrılıkları değil, konuşacaklarımızı konuşmalıyız.

Sözü siyasette aşırı tarafgirliğe ve kavgacılığa da getirerek, Peygamberimizin bir hadisini hatırlatıyor:

– Sevdiğini severken ölçülü sev; olabilir ki, bir gün sevmeyeceğin bir halini görüp mahcup olursun. Kızdığın insana kızarken de dengeli ol, bir gün sevdiğin insan haline gelebilir.

Merkez sağdaki kavgayı sorduğumda Gülen şunları söylüyor:

– İstikrar olacaksa bir araya gelmeleri lazım. Bu görüşümü ikisine de söyledim.

Gülen’in bağlıları dünyada 200, Türkiye’de 100 civarında kolej açmışlar. ABD’de, Arnavutluk’ta, Türk cumhuriyetlerinde, Hıristiyan Gürcistan ve Moldovya’da, şamanist Moğolistan’da… Öğrenciler uluslar arası yarışmalarda ödüller kazanıyorlar. Sorularımız üzerine Gülen diyor ki:

– Türkiye’nin etrafı gailelerle çevrilidir. Türkiye, çevresini dostluk teminatı altına almalıdır. Bu okullardan mezun olanlar yarın Türkiye’nin dostu olarak, ülkelerinde önemli görevlere gelirler inşâallah… Suriye, Irak, İran, Suudi Arabistan, Ermenistan müsaade etmiyor, etse oralarda da böyle okullar açılmalı. Yunanistan’da da… Türkiye’den insanlar orada okul açsalar ne kadar iyi olur.

Hocaefendi, eğitimde “rekabet ve kalite”yi vurguluyor:

– Biz, ABD’de okul açıyoruz. Tanzimat’tan beri Batılılar da bizde okul açıyorlar. Dünya çapında eğitim kalitesine sahip özel okullar açıp, kendi ülkemizin eğitimini cazip hâle getirmek, tek çaredir. Kaba düşmanlık, çözüm değil.

Gülen, ezberci eğitim yerine “araştırma zihniyetini geliştiren eğitim”i savunuyor; 23 Nisan’da dünya çocuklarının Ankara’da el ele tutuşmalarını “alkışlıyor” ve “yarın birbirine silah çekmelerini önlemek gerektiğini” vurguluyor.

İslamda rasyonalizm (Mutezile) ve teoloji (Kelam) tartışmaları konusundaki görüşlerini sorduğumda, Gülen’in izahları hayli derinlikliydi. Din-felsefe-bilim ilişkileri bakımından fevkalade önemli olan bu konuyu başka bir gün yazmayı düşünüyorum.

İlk defa karşılaştığım Gülen’i, çoğulcu, barışık, geleceğe dönük Türkiye için çok yararlı bir insan olarak gördüm.

Share:

More Posts

Send Us A Message