Türkçe’yi Bir Dünya Dili Kılmanın Onuru-1

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Türkçe’yi Bir Dünya Dili Kılmanın Onuru-1

Siz “Burkina Faso”nun nerede olduğunu biliyor musunuz? Doğrusu ben, bu ülkenin ismini birkaç kez duymuşsam da haritada nerede olduğunu bilmiyordum.

Merak ettim ve atlasları arayıp baktım. Fransızlar’ın ünlü “Petit Robert” isimli ansiklopedik sözlüğünde bulamadım. Sonra dünyaca ünlü “Britannica Ansiklopedisi”nin Türkçe versiyonu olan “Ana Britannica”ya baktım, orada da bulamadım.

Bu ülkenin ya adı ya da yazılışı değişmiş olmalı diye düşündüm. Üçüncü bir ihtimal daha vardı, o da Burkina Faso’nun atlaslara ve ansiklopedilere girmeyecek kadar önemsiz bir ülke olmasıydı. Sonra Büyük Dünya Atlası’na baktım, orada da bulamadım. Bunlar eski olabilir diyerek yeni bir atlas buldum ve bu ülkenin Orta Batı Afrika’da Mali, Nijer, Gine, Fil Dişi Kıyısı ve Gana arasında küçük bir devletçik olduğunu gördüm.

* * *

Beni ve benim gibi pek çok insanı asıl heyecanlandıran husus aslında bu noktada başlıyordu. Yaşayan bir din aliminin, bir sivil toplum önderinin, Sayın Fethullah Gülen’in teşvikleriyle yola koyulan benim garip Anadolu’mun genellikle orta ve aşağı gelir gruplarına mensup insanları, dişlerinden tırnaklarından artırdıkları üç beş kuruşu bir araya getirerek, Türk dilini ve Türk kültürünü geçmişte olduğu gibi bu gün de bir dünya dili ve dünya kültürü haline getirmek için yola koyulmuşlar. Gidip adını dahi bilmediğimiz, duymadığımız uzak diyarlarda arsalar almışlar, binalar yapmışlar, okullar açmışlar; dili ayrı, dini ayrı, ırkı ayrı insanlara, dolayısıyla bütün insanlığa hizmet ediyorlar.

Yine aynı gaye uğruna gönül vermiş fedakâr öğretmen ve yöneticiler de bu kuş uçmaz, kervan geçmez ülkelerde her türlü zahmeti ve meşakkati bir nimet bilerek milletimizin sahip bulunduğu değerleri o ülkelere taşımaya çalışmanın büyük erdemini yaşıyorlar. Afrika’nın kavurucu sıcağından, Asya’nın dondurucu soğuğuna, Avrupa’nın hızlı yaşamından, Amerika’nın baş döndüren büyüsüne aldırmaksızın tek bir amaca vakfetmişler kendilerini.

Bu adsız kahramanlardan birisinin başından geçen göz yaşartıcı bir olayı, Moğolistan’daki bir okulun yöneticisi anlatmıştı Şubat’ta bana. Soğuk bir kış günüydü, öğretmenlerden birisi, kapıyı açmak üzere anahtarı deliğine soktuğunda, kilidin donmuş olduğunu görmüş. Eğilmiş soluyarak buzu sökmek istemiş, fakat burnu kapıya yapışıp kalmış.

Evet bu gönül erlerinin yetiştirdikleri 84 ülkeden, üç yüzü aşkın harika çocuklar “Dördüncü Uluslararası Türkçe Olimpiyadı” münasebetiyle geldikleri ülkemizde, bir yandan bizi bir sevinç okyanusuna daldırırken, bir yandan da gözyaşı çağlayanına boğdular. Gözleri pırıl pırıl, yüzleri apaydınlık bu gençler, rüyalarımızda dahi görsek inanamayacağımız muhteşem bir olayı gerçekleştiriyorlardı. Dilimizi konuşuyor, şiirimizi okuyor, şarkı ve türkülerimizi terennüm ediyor ve kültürümüzü hem yaşıyor hem de yaşatıyorlardı. Böylece bize de kendi kültürümüzün eşsizliğini hatırlatıyorlardı.

* * *

Kısacası ABD, Afganistan, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Bangladeş, Belarus, Bosna-Hersek, Brezilya, Burkina Faso, Burma (Myanmar), Cezayir, Çad, Çek Cumhuriyeti, Etiyopya, Endonezya, Fas, Filipinler, Fransa, Belçika, Güney Kore, Güney Afrika, Gana, Gine, Gürcistan, Hindistan, İtalya, Japonya, Kamboçya, Kenya, Laos, Kolombiya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Madagaskar, Mali, Malezya, Meksika, Mısır, Moğolistan, Morittanya, Mozambik, Nepal, Nijerya Orta Afrika Pakistan, Polonya, Romanya, Rusya, Senegal, Srilanka, Sudan, Şili, Tacikistan, Tanzanya, Tayland, Uganda, Ukrayna, Vietnam,

Yemen başta olmak üzere hemen hemen dünyanın dört bir köşesinden gelen gençler, geçen hafta boyu ülkemize, “küresel bir şölen” yaşattılar.

Share:

More Posts

Send Us A Message