Erdoğan eşiği aştı…

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Erdoğan eşiği aştı…

Dünyanın her ülkesinde karizmatik liderlerin işi zordur.

Normale yatkın değillerdir…

Uçlarda gezinirler… Olmazı zorlarlar…

Kitlelerin onlar hakkındaki kararı, aslında en büyük kararsızlıktır.

Omuzlara alıp taşımakla, ayaklar altında süründürmek arasında gel-git yaşarlar.

Ya derin anlamlar yükleyip manen uçurmak, ya da derin kırılmalar yaşayıp madden uçurmak, yani berhava etmek arasında gezinir dururlar.

Kamuoyu nezdindeki algıları kahramanlıkla hainlik arasında arafta bir yerdedir.

Üstelik kitlelerin karizmatik liderlere yönelik zaafı provokasyona açıktır.

Anında dönerler…

Alkışlamak için toplandıkları anda bile az sonra taşlamak için sıraya girmeleri şaşırtıcı olmaz.

Karizmatik liderler, olmazı başarmak için yola çıkmış siyasi aktörlerdir.

Risk alırlar…

Bir siyasetçimizin ‘dün dündür’ sözüne kitleler her ne kadar gülüp geçseler de, karizmatik liderlerin hayat felsefesi açısından bu söz bir gerçekliğe tekabül eder.

Yarın ne diyecekleri, dün ne dediklerinden daha büyük önem taşır.

Bugün kartları nasıl dağıtacağı konusunda ortaya koydukları kurallarla, dün bu oyunu nasıl oynadıkları arasında çoğu defa bağlantı olmaz.

Dünü asla sırtlarında taşımazlar.

Aksine, geleceği omuzlamış lider görüntüsündedirler.

Her duruma özel yeni strateji geliştirirler.

Köklü çözümler için anlık enstrümanları feda edebilirler.

Süreç değil sonuç odaklı yaşarlar.

Okuyucularımız, yazının buraya kadar olan kısmını okuduktan sonra konuyu nereye bağlayacağımızı merak edilebilirler.

Ben bir akademisyenim.

Liderlerle kitleler arasındaki ilişki bizim açımızdan, gerçek ya da hayali bir olayın analizi, problem tanımlaması ve mümkün olan çözümlerin değerlendirildiği bir çeşit ‘case study’ durumunda.

Bu bağlamda, yukarıda altını çizdiğimiz hususlar Başbakan Erdoğan’ın siyasi hayatına ne ölçüde karşılık gelir şu aşamada bilemem. Durumu süreç ve sonuç bağlamında değerlendirdiğimizde ileride yeni bir değerlendirme yapma imkânımız da olabilir.

Şu nokta çok önemli;

Dünyanın her ülkesinde etnik konular siyasetin en riskli alanlarını oluşturur.

Suya sabuna dokunmama anlayışı ile hareket eden ve günü kurtarma derdinde olan siyasetçiler sadece etnik konuları değil, ülkenin çözüm bekleyen en köklü sorunlarını da görmezden gelen bir anlayışla hareket ederler.

Başbakan Erdoğan siyasi hayatının en büyük riskini üstüne aldı ve elini taşın altına koydu.

Bugüne kadar söz verdiği konularda pek çok şeyi gerçekleştirmemiş olsaydı, kamuoyu bu kadar hassas bir konuda kendisine bu kadar geniş bir kredi açmazdı.

Başbakan Erdoğan hiç beklenmedik bir anda attığı cesur adımla İmralı ile bir süreç başlattı.

Başbakan Erdoğan, kamuoyu tarafından etiketlenme ihtimali olan psikolojik eşiği çoktan aştı. O kadar ki, şu aşamadan sonra çözüm süreci gerçekleşmeyecek olsa bile, bu konuda elinden geleni sonuna kadar yapmaya çalışmış bir lider görüntüsüne çoktan evrilmiş durumda. Başbakan Erdoğan’ın şu saatten sonra kaybedecek fazla bir şeyi kalmadı. Üstelik kendisine yönelik tüm tahrik etme çabalarına rağmen alttan almayı sürdürdü.

Kamuoyunun açtığı geniş krediye rağmen bu konudaki beklentiler karşılık bulmaz ve bu tarihi fırsat kaçarsa, başta APO olmak üzere diğer muhataplar uzun yıllar böyle bir fırsatı ve iklimi asla bulamayacaklardır. Yakın gelecekte hiçbir iktidar bir daha böylesine bir iklim bulamaz. Kamuoyunu yeni süreçler konusunda ikna etmek kesinlikle kolay olmaz.

İmralı ile sürecin başladığı haberi Ocak ayının hemen başında kamuoyuna yansıdığı ilk anda Sayın Fethullah Gülen’in verdiği açık destek, sürece yönelik toplumdaki olası zihin karışıklığını ve basıncı gidermede bir çeşit sübap vazifesi gördü. Toplumdaki krediyi derinleştirerek, ‘hele bekleyip görelim’ zeminini olabildiğince genişletti.

APO ise dışarıya sızdırılan tutanaklarda doğrudan Gülen camiasını hedef alarak oluşan pozitif iklimi sabote etmek istedi. Buna rağmen camia elini taşın altında tutmayı sürdürdü ve süreci ayrıntıya mahkûm etmeden çözüme olan desteğinin arkasında durdu.

Yazıya her ne kadar ‘Erdoğan eşiği aştı’ başlığı koymuş olsak da, Türkiye son süreçte önemli bir psikolojik eşiği milletçe aşmış oldu. Bilirsiniz, gergin fay hatlarının kırılmasının ardından oluşan tsunamide önce sular iyice geriye çekilir, ardından tüm şiddeti ile kıyıya vurur.

Eğer son süreçteki bu geniş kredi heba edilirse, oluşan ters dalganın tsunami etkisi çok yıkıcı olabilir ve son pişmanlık asla fayda vermez.

Share:

More Posts

Send Us A Message