Babil’de Türkçe

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Babil’de Türkçe

Dil, barıştırıcı olduğu kadar da ayrıştırıcı bir nesne. Benzer tasavvurlara sahip olduğun insanlar söz konusu olduğunda ‘küçük’ bir engel.

Farklı hayat stratejilerinin olduğu ve muhatabını anlamaya ilişkin bir niyetin olmadığı anlarda bir kuyu kadar kör olması muhtemel. Farklı kültürler ve eşya ile mefhum arasına gerilmiş ayrı tasavvurlar söz konusu olduğunda, etten bir duvara dönüşmesi işten bile değil.

‘Türkçe olimpiyatlarının New York seçmeleri’ gibi, benliğimin ‘anlamlı olsun ama içinde kontrast da bulunsun’ arzusuna tekabül eden bir okazyon çıkınca, kendimi New York’a giden uçakta buldum. New York ve Türkçe. İtiraf edeyim, Matthew isimli bir gencin ağzından Âşık Veysel dinlemenin ayrı bir hazzı var. O haz, Boşnak Leyla’nın ya da Estonyalı Natascha’nın dilinden dökülen Türkçe kelimelerin verdiği lezzetle aynı değil. Biraz politik ve bu nedenle azıcık da süfli bir lezzet bu; bütün dünya ite kaka Amerikan aksanının içine yuvarlanmış iken, artık Türkçe bile Amerikan aksanı ile konuşulurken, Matthew’in okuduğu kıtalar, ‘küreselleşme’yi icat edenler için sürpriz yan tesir etkisi taşıyor olmalı. Etme bulma dünyası. Dünya küçük bir köy olsun ve kafalar 60’ına merdiven dayamış Bruce Willis’in döktürdüğü aksiyon sahneleriyle ve Sylvester Stallone’nin dehlediği ‘deja vu’larla ‘bi’ dünya olsun, öyle mi? Al sana Sezai Karakoç, al sana Arif Nihat Asya, al sana Âşık Veysel. Bak Matthew bile…

Meselenin çok cüz’i ve çok kişisel boyutu, bunlar. Genel olarak organizasyon Türkçe sevgisinden ve bu sevgiyi başka milletlerden olan insanlarla paylaşmak etrafında tanımlanabilecek amaçlar taşıyor: Yeterince tanıtıldığında sesine kulak verilecek bir dildir Türkçe. Yeterince kavrandığında söyleyecek sözü olanların dilidir Türkçe. Nokta.

‘İftirak-ayrılık’ sözcüğü, ‘fark’ kökünden türüyor öte yandan. Farklı dilleri, kültürleri, pratikleri uyum içinde yaşatan bir toplum için söz konusu farklılıklar elbette o topluma zenginlik katan unsurlar. Ancak iftirak ve fark kelimelerinin akrabalığı, birbirinden farklı olanların aynı zamanda uzak ya da ayrı olduğu hakikatini de anımsatıyor. Başka bir dilin uzaklaştırdığı, ayrı kıldığı ya da öyle bir zan uyandırdığı insanlarla, o başkalık aradan çekiliverdiğinde, o yabancı olma hali, ‘yabancı dil’ engeli kalkıverdiğinde ne olacak? O kişinin bir ‘başka’ olduğu gerçeği sonsuza kadar devam mı edecek, yoksa o yabancılık kendiliğinden önemsiz bir şey haline mi gelecek? Sanırım, bu soruya ilişkin cevap arayışı ile deneysel bir yanı da var bu Türkçe olimpiyatlarının. Bir engeli engel olmaktan çıkarıp, ‘koridor’a dönüştürme deneyi. Zira söz konusu arayış şimdiye kadar hep aynı zamanda tahakkümün de göstergesi olan ‘İngilizce’ skalası üzerinde gerçekleşmişti; şimdi küçük adacıklar halinde de olsa, Türkçe öğrenen bir nesil üzerinde aranıyor yakınlaşma ihtimallerinin, birbirini anlayabilmenin anahtarları. Hiç kuşkusuz bunu öğrenmek için epey zaman gerekecek. Hayırlısı.

İşin ilginç yanı New York böyle manalı etkinliklere yoğunlaşabilmek için gereken enerjiyi toparlayabilmenin son derece güç olduğu bir yer. Geleli daha iki gün olduğu için filmlerden edindiğim ‘New York=Bina ve zina’ formülünün sağlamasını henüz yapabilmiş değilim. Kente hakim olan elegant tarz, zaten pek tartışma götürür bir mevzu değil, ‘bina’ sözcüğünü mahcup edecek devasa yapılar, Babil kulesinin temsil ettiği kibirle gökyüzünü yüzlerce parçaya ayırıyor. Ve Babil’deki kaosun birkaç gömlek ötesine geçilmiş sanki; insanların birbirini anlamak gibi bir derdi yok gibi. Düzgünlüğü ve güzelliği ile kavradığını ve kucakladığını söylediği bütün ‘farklılıkların’ üzerine çökmüş bir kent gibi göründü bana. Parfumania ile shomania arasında oluşan tüketim dürtüsü türbülansını iliklerime kadar hissettim; ama 5th Avenue’ye kadar yürüyüp ortalıkta bir baş Sex and the City kadını görememiş olmayı bahtsızlığıma mı vereyim, yoksa söz konusu dizinin ‘her dem tutkulu, her dem şık ve bakımlı New York kadını’ propagandasının bir patlangaçtan ibaret olduğuna mı hükmedeyim, bilemedim.

Share:

More Posts

Send Us A Message