Müslümanlığı Yeniden Okumak

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Müslümanlığı Yeniden Okumak

Türkiye 15 yıl önce ideolojik ayrımların çok net yaşandığı bir yerdi. Herkes kendi kalesinde oturur ve diğerine ateş ederdi.

Dün Neve Şalom Sinagogu’nun açılışında bir cemaat yetkilisi Türk, Yahudi, Ermenilerden oluşan topluluğu göstererek dedi ki: “15 yıl önce bu bir hayaldi. Bize kimse selam bile vermezdi. Şimdi bak kimler var. İlk adımı Fethullah Gülen attı. Bunu unutmuyoruz.”

Gerçekten gazeteci kimliğimle ilk dikkatimi çeken bu diyalog çabası olmuştu. Köprüler kurmaya istekli bu insan kim diye merak etmiştim. İlk hahambaşı, papa temsilcisi, Ermeni patriği gibi cemaat temsilcilerinin bir araya geldiği iftarı yapan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı hem İslami grupların hücumuna uğramıştı, hem ideolojik olanların. Herkesi kızdırmışlardı. Bugün bireysel, kurumsal herkes iftar veriyor. İftarlarda çok farklı kesimler bir araya geliyor ve bu memnuniyet vesilesi oluyor. 15 yılda yol alındı. Diyalog, hoşgörü ve sevgi sözcükleri genel kabul gördü.

Dünyanın her yanına misyon olarak sevgi götürmeyi hedefleyen başka bir sivil toplum kuruluşu yok yeryüzünde. Bunu da son gelen Amerikalı grup söyledi. Misyondan çok etkilendiklerini belirttiler.

Türk İslam anlayışının başarılı temsilcisi olan Fethullah Gülen’i ilk kez böyle tarif ettiğim yıllarda düşmanlık çok yoğun bir duyguydu. O günlerde yazdıklarımı şimdi sıradan herkesin yazabilmesi ne güzel. Toplumun, aydınların, siyasilerin korkularına ve düşmanlıklarına rağmen bir şeyler yazmak ve söylemenin zor olduğu yıllar yalanla dolanla çok boğuştum. Tüm bunları neden yaptığımın anlamını Fethullah Gülen’in yeni yayınlanan üç ciltlik kitabında buluyor insan. Mistik dünyasını bozmadan insanlığa sevgi denen muhteşem gücü anlatmaya çalışan Fethullah Gülen “kırık testi” gibi bir motif kullanıyor. Kalbi kırık, gönlü kırık, mızrabı kırık bu derviş erbabı sadece sevgi denen suyla besleniyor.

Fethullah Gülen tasavvuf dünyasında gezinen, sembollerini izah eden ve bilinmeyenleri bilinir kılan kitaplar yazıyor. Unuttuğumuz, öğrenmediğimiz, çağın dünyasında bize yabancılaşmış ruh hallerini tercüme ediyor Fethullah Gülen. Her kitabı gerek Kur’an-ı Kerim açısından, gerek insan halleri açısından bir tefsir. Çünkü Kur’an-ı Kerim herhangi düz okumayla anlaşılacak bir kitap değil. Sembolleri, şiir dili, sırlarıyla çözümlenecek bir kitap. Bunun için rehbere ihtiyaç duyarsınız.

Onlara yüklenen manaları aşikar etme, anlama önemlidir. İnsanların yol gösterene ihtiyacı var. Günümüzün kaotik ve anlam kaybına uğramış dünyasında yolları karıştıran çok. İbadet ederken şeklî olandan kurtulma, ibadetin şeklî haline ruhun derinliğini katmanın önemini anlatıyor. İnsanın Rabbiyle münasebeti manadır, ruhtur diyor. Müslümanlığın yeniden okunmasında milletimizin, insanın ihtiyacı olan anlam, mana yükünü bilgiyle genişletiyor. Herkese aslında bir nefis semineri gerekli. Nefisle mücadele çok zor. Bu ülkede ne çok dedikodu var, yalan var, kendini beğenme var… Bunlar hep nefsin oyunları ve bize normal geliyor. Günlük hayattaki bu zaafların negatiften pozitife çevrilebilmesinin anlamını Fethullah Gülen bize açıklıyor. Bunun yanı sıra taş gibi bir kalp istemiyor; hatalara hayat hakkı tanınmasının hoşgörülü bakıştaki yeri de var.

Kalbî ve ruhî hayatımızı nasıl yaşadığımız hayatta anlamlı bir duruma dönüştürürüz onu düşünmek için “Kırık Testi”yi okumak lazım. Üç kitabın en güzel yanı konuşma ve sohbet havasında olması. Yanı başınızda biriyle tartışır gibi. Her şeyi sorabilir, düşünebilir ve değiştirebilirsiniz.

Fethullah Gülen’in imbiğinden süzülen altın üç bal damlası bu kitaplar.

Share:

More Posts

Send Us A Message