Kim Kazanıyor, Kim Kaybediyor

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Kim Kazanıyor, Kim Kaybediyor

AAK Parti ve Fethullah Gülen’i imha planı başlığını taşıyan belge yle ilgili tartışmalar bizi nereye getirdi?

Şuraya getirdi.

Öncelikle, bu saatten sonra böyle bir belgenin gerçekliği ya da sahteliği üzerinden konuşmanın bir yararı yok.

Güçler dengesindeki herkes, bulunduğu pozisyona göre, ‘gerçek’ ya da ‘sahte’ şıkkını işaretliyor.

Ancak belgeye ‘gerçek’ diyenlerin elinin sanıldığından çok daha güçlü olduğunu da bu vesileyle görmüş olduk.

Oyunu, belgenin ‘sahte’ olduğu üzerine kuranların ise, başından itibaren olduğu üzere, karşılarındaki gücü biraz fazla hafife aldıklarını gördük.

* * *

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, en azından şimdilik içinde bulunduğu cephe, niçin sürekli mevzi kaybediyor?

Cevaplarını açık açık yazalım.

Birincisi, süreci doğru okumakta zorlanıyorlar. Yükselen akörlerle düşüşe geçen aktörleri ayırmakta güçlük çekiyorlar.

Dolayısıyla sürekli yanlış ata oynuyorlar. Taktik kazanımları yeterli bulup, büyük resimde ne olup bittiğini anlamak için yeterince kafa yormuyorlar.

Stratejk olarak sürekli kaybediyorlar.

İkincisi, pazarlık yapmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de her geçen dakika pazarlık güçlerini yitiriyorlar.

Üçüncüsü ve hepsinden önemlisi, uluslararası şartlardaki değişimi, kendi lehlerine çevirmek için yaptıkları hamleler başarısız oluyor.

Çünkü bu hamleler, ‘Onu alma beni al’ sıradanlığını aşamıyor.

* * *

Ancak bu sürecin en önemli özelliğini unutmayalım.

Olup biten herkes için, ama öncelikle TSK için son derece ‘öğretici’ bir özellik taşıyor.

Kısacası onlar da öğrenecekler.

Paylaşmayı öğrenecekler.

Vazgeçmeyi öğrenecekler.

Pazarlık yapmayı, geri çekilmeyi, sınırlarını aşmamayı ve bu sınırları meşru siyasetin tayin etmesini kabullenmeyi öğrenecekler.

Sözkonusu belge varmış, yokmuş, sahteymiş, gerçekmiş, komuta kademesinin haberi varmış ya da bilgisi dahilinde değilmiş…

Bunların zerre kadar önemi yok.

Bu tartışmanın verdiği mesaj açıktır.

Ordu, bu mesajları almayı da, ‘el sıkışmayı’ da öğrenecektir.

* * *

Abant Platformu’nun son toplantısını izleme fırsatım olmadı.

Ancak sonuç metnini dikkatle okudum.

Abant Platformu’nun bu toplantısında demokrasi, yeni bir anayasaya duyulan ihtiyaç ve siyasi partiler yasasının değişmesi gibi temel konulurda çıtanın nereye konulduğuna iyi bakmak gerekiyor.

Siyasetin bugünkü patronları, yakın gelecekte siyasette iddialı olanlar, Kemalizmi yeniden üretme çabasındakiler; hasılı aklınıza kim gelirse, herkes bu çıtayı dikkate almak zorunda.

Bu metne ve onun ortaya çıkış sürecine, ‘Üç tane liberale Fetullahçılar para verip konuşturuyor’ hafifliği ile bakanlar bugüne kadar defalarca yanıldılar.

Platformun ortaya koyduğu talepler arasında beklenmedik bir şey yok.

Hatta her zaman dile getirilmiş sıradan talepler gibi de görünebilir.

Benim gördüğüm manzara farklı.

Siyasetin gerçekleştirmek için önüne koyacağı bir yol haritası görüyorum.

Abant Platformu’nun Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında bugüne kadar söylediklerini ve mesajlarını alt alta koyalım.

Siyasetin bu mesajları nasıl aldığını, daha doğrusu bu mesajları doğru okuyanların siyasette nerede oluğunu görelim.

Bugün topu taca atmak, meselenin etrafında dolaşmak birilerine kazanç gibi görünebilir.

‘İşin dışında kalıp maçı idare ederim’ gibi taktik kazançlar peşinde koşmak, beklenmedik sonuçlar doğurabilir.

Çünkü Türkiye’nin önündeki yol haritası bellidir.

Gerisi teferruattır.

Share:

More Posts

Send Us A Message