Prim mi Yapmak İstiyosun; Yaz Bir Fethullah Hoca…

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Prim mi Yapmak İstiyosun; Yaz Bir Fethullah Hoca…

Dört sene önce “Zaman Gazetesi’nin” vermiş olduğu promosyonlara istinaden Abant Platformu adı verilen toplantılarda geçen sunumları;

“Medeniyetler Çatışmasından Diyaloğa, Din Devlet ve Toplum ve Demokratik Hukuk Devleti” adlı kitaplardan okumuştum.

Başkanlığını ve organizatörlüğünü o zaman Prof. Mehmet Aydın Hoca yapıyordu. Şimdi Devlet Bakanı malumunuz.

Sonuç bildirgelerini Neval Kavcar’ın anladığı gibi anlamıyorum elbet.. O ideolojik gözlüklerini çıkaramadığından öyle bakmasını da normal karşılıyorum..

Katılanların sürekli değişti(rildi)ği ve fikirlerini özgürce söyledikleri bu toplantılarda çıkan sonuçlara itiraz ve şerh koyanlar olduğu gibi bildirgelere imza koyanların çoğunluğun İslâm’i duyarlılığa sahip İslâm aydınlarından oluşması mı rahatsız etmektedir Neval Hanım’ı acaba?

Konuya iyice girmeden önce kendimle ilgili şuna bir açıklık getirmek istiyorum izninizle..

Bu satırların yazarı eski bir asker olup, hiç bir ideolojinin esiri değildir. Sadece kendisini önce Müslüman sonra Türk olarak tanımlamaktadır. Ki, kendisi Oğuz olmasına rağmen bunun övünülecek bir tarafı olmadığını da bilmektedir. Sayın Kavcar’ın dediği gibi kavim kavim yaratılmanın ne anlama geldiğini Kur’an bizlere göstermektedir çünkü.

Fakat Türklüğü eğer üst bir kimlik gibi algılıyor ve bunun bir üstünlük olduğunu savunuyorsanız sizin Yahudilerden ne farkınız vardır soruyorum..

Ve bu bakış Yahudileşme teamülü değil de nedir?

Her ne kadar Cumhuriyet tarihi boyunca hakim otorite konusunda bir çok kuşkular taşısam da, otoritenin elbette Türk olmasından gurur duyarım.. Çünkü bu toprakları bize yadigar bırakan Atalarımız, bize korumayı ve gözetmeyi emretmiş ve bunun için canını vermişlerdir.

Onyedi sene Sancağımız altında nöbet tutan benim de bunda bir anlık tereddütüm söz konusu olamaz!

Fakat bunu ırkçılığa değin götürmeye kalkışmanın, bugün yönetimi elinde tutanların katıldıkları toplantılarda ve işbirliğinde bulundukları insanların adının yabancı olmasına bakarak hainlikle suçlanmalarına bir itirazım olacaktır elbet!

Tevrat’ı da okuyan ben, orada şunu görmüştür ki; Dünyadaki tek ırkçı ve şeriat toplumu olarak sizlere Yahudiliği ve İsrail’i gösterebilirim.

Neval Hanım’ın baktığı nokta da tam bu noktadır..

Ve soruyorum şimdi elbet.

Bu Yahudileşme teamülü değil de nedir?

Üstünlüğün;

Adalet, paylaşım, azınlıkta olsa başkalarının hakkına sahip çıkma, herkesi inanç ve özgürlüğünde serbest bırakma, köleliği yok etmek gibi evrensel değerler ifade etmesi gerekirken, neden acaba insanlar ulusal ve milliyetçi ideolojilerin esiri yapılmaktadır, sorarım.

Fransız İhtilalin dünyayı kasıp kavurduğu günlerin yansıması olan Kürt milliyetçiliğine karşı oluşturulan Türk milliyetçiliğinin Osmanlı’ya ettiğini görmüyor musunuz ve hâlâ parçalanma tehditleri bu denli ayyuktayken devamlı milliyetçiliği kaşıyıp duruyorsunuz..

Polonyalı bir Yahudi subayın Polonya’da yapmaya çalıştıkları ihtilalin başarısız olması sonucu Osmanlıya sığınmasıyla bir anda Türkleşmesi sonucu, Osmanlıda ilk esaslarını oluşturup daha sonradan Kürt Ziya Gökalpler tarafından teorisyenliğini ve doktrinleri oluşturduğu;

Mustafa Kemal Atatürk’ün de başucu kitabı yaptığı “Türkçülüğün Esasları”nın daha sonra “Beyaz Türkler” ve “Efendi”ler tarafından sahiplenildiğini görmediğimizi mi sanıyorsunuz?

İnancı temellerden yoksun Allah’ın yasak ettiği Peygamberin “Arap’ın Acem’den üstünlüğü yoktur!” derken zamanında Osmanlıya karşı ayaklanan Bedevilerin yaptığı hatalara düşüyorsunuz..

Küçüle küçüle nereye girmeyi düşünüyorsunuz?

Sayın Nevval Hanım inancı çok fazla ağzına yakıştırmadığından ve Kur’an’ın hükümlerinden haberdar olsa da, mesleğinin getirdiği alışkanlıktan olsa gerek, yazılarına sadece geleneğin izlerini taşımaya ve onun üstünde yükselmeye çalışıyor.

O yüzden inancı dert edinmiş insanları sadece bulundukları mevki ve coğrafyaya bakarak emperyalist işbirliği ile suçlayabiliyor.. Ve bunun sözünü edenleri de işbirlikçi ve yaltakçı ilan edebiliyor.

Kur’an’ın “Gayr-ıl mağdubi” ilan ettikleriyle hangi noktalarda hangi sınırlarla ilişki kurulabileceğini bilecek kadar Kur’an’a vakıf olan Fethullah Hoca’yı ağır ithamlarla suçlarken yaptığınızın hangi adalet ve Hakk’ı bakış içerdiğini merak ediyorum.

“Fethullah Hoca İslâm’ın Calvin’i olacak mı” diye bende sormuştum ilk yazmaya başladığım günlerde.. Ama gelen açıklamayı görünce sustum.. Sizi ikna etmeyen nedir? Sizi rahatsız eden Türkiye’de organize olmaya başlamış İslâm mıdır?

Yoksa dört aydır yazmaya başlayan Ben’in bile bu kadar sürede keşfettiği; Yazılan Fethullah Hoca yazılarının prim yaptığını keşfetmeniz midir?

Fehmi Koru’ya gelince..

Bilderberg’le ilgili bundan önce bir kaç yazısını okudum. Daha önce katılanlara bakarak zihniyet sonucuna gitmeye çalışan bir yapısı vardır Fehmi Koru’nun. Çünkü Türkiye’ye hem dışardan başkalarının gözüyle hem de içeride kendi ideolojilerden sıyrılabilme ve kendisini kendinden kurtarabilme yetisine sahip bir kalemi vardır Koru’nun..Bu da birikiminden kaynaklanmaktadır ki, Türkiye’de Masonlar, Sabateistler, Bilderbergciler, Lions’lar, Roteryenler hakkında sanırım ondan daha çok bilgiye sahip çok az kimse vardır.

Bilderberg Toplantısına çağrılması ve katılması onun siyonist ve hain olmasına delil midir Sayın Kavcar?

Böyle düz bir mantık neyin ifadesidir?

Ben niye katıldığı konusunda bir fikir ileri sürmeyi düşünmüyorum.. Bundan kaçtığımdan değil, çünkü siz daha iki yazısından bunları çıkarabildiyseniz eğer, size hayranlığım bir kez daha artacaktır, söyleyeyim.. Ne büyük bir birikim böyle?

Bilderbergle ilgili Fehmi Koru’nun Milliyet tarafından ulaşılmış 34 ayrı yazısı daha var.. Kaç tanesini şu gözlükleri çıkarıp okudunuz; Ki, Türkiye Bilderberg’i ve taşıdığı zihniyeti zaten Fehmi Koru tarafından öğrenmedi mi?

Bakın sizin rahatsız olduğun konu şu..

Türkiye’de herşey değişiyor..

Değişim sancıları doğum sancıları gibidir, biliyorum.

Bugüne kadar köle olarak görülen ve hala eğitimde önüne geçilmeye çalışan inancın önüne, onlar tarafından bulunan çarelerle gelişen ve güç sahibi olan ve yönetimi talep eden bir anlayış gelmeye başladığı için sizin statükocu anlayışınız iflas etmeye başladı..

Çünkü güç artık onlarda.. Bilgi onlarda, bilgiyi tekelden kurtardı bu yöntem..

Siz o yüzden Fethullah Hoca’dan rahatsızsınız.. Siz o yüzden inancın söz edildiği ve inanç merkezli bakıştan rahatsızsınız..

Rahatsız olmaya da devam edeceksiniz!

Ben hiç bir ideolojinin bekçisi değilim onu da söyleyeyim izninizle.. Sadece ama sadece Vahiy’dir benim yöntemim.

O yüzden benden de inanılmaz rahatsız olacağınızı biliyorum..

Çünkü Vahy’in karşısında kimsenin duramadığı gibi sizin de duramayacağınızı biliyorum..

Not: Buraya bir çok insan geldi gitti.

Kimisi düşünceden kaçtı;

Kimisi de kalem tokuşturmaktan!

Fakat net bir şey söylemeliyim ki;

Bu site ve gazetenin demokratlığından kimsenin şüphesi olamaz!

Görüldüğü gibi herkes her türlü fikrini açıklıyor ve açıklamaya da devam edecek!

Saygılarımla.

Share:

More Posts

Send Us A Message