Spiegel neyi yansıtmak istiyor?

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Spiegel neyi yansıtmak istiyor?

Haftalık Spiegel dergisi, Hizmet Hareketi üzerine bir yazı yayınladı. Yazı üzerine çok şey söylemek mümkün. Ama insan nereden başlayacağını bilemiyor. Hani deveye sormuşlar; “Boynun neden eğri?” Deve de “nerem doğru ki?” demiş ya aynen öyle.

Sadece ilk cümlesiyle son cümlesi bile yazının niteliğini ortaya koymaya yetiyor. İlk cümlede şu ifadeye yer veriliyor: “Türk vaiz Fethullah Gülen kendini İslam’ın Gandhi’si olarak lanse ediyor.”

Bütün âlem bilir ki Muhterem Hocaefendi kendini herhangi bir şey olarak asla lanse etmez. Hiçbir zaman yapmacık davranışlara girmez. Hayatında suniliğin yer almadığı ender şahsiyetlerden biridir Hocaefendi. Hem de eline kalemi alıp masada yazı yazıyor gibi görünerek fotoğrafçıya poz vermeyi dahi reddedecek kadar… Hayatı sunilikler içinde geçenlerin onu anlaması bu yüzden zordur biraz da.

Derginin ifadesine bakılırsa, sanki Hocaefendi bir kurgu içinde bulunuyor ve kendini toplumun gözüne girmek için Gandhi gibi göstermeye çalışıyor.

Yazı, aynı şekilde çarpıtma bir cümleyle son buluyor: “Mahmut Çebi ithamların hepsine itiraz ediyor. (…) Gülen tarikat lideri değil, “Habermas gibi bir filozoftur.” Makalenin yazarı Maximilian Popp aklınca hakkında mafya liderliğine kadar akıl almaz ithamlarda bulunulan bir kişinin Habermas’a benzetilmesini nazara vererek alaycı bir üslup takınıyor.

Oysa Mahmut Çebi’nin “Karakolda ayna var, Spiegel’de Popp” (08.08.2012) başlıklı yazısından meselenin toy yazara bambaşka şekilde aktarıldığını öğreniyoruz: “Niye Gülen’e sahip çıkıyorsunuz? sorusuna ise Sayın Gülen gibi düşünürlerin nadiren yetiştiğini, sadece Türkiye’nin değil dünyanın onun fikirlerine ihtiyacı olduğunu, kendilerinin Goethe’ye Habermas’a niye sahip çıkıyorlarsa aynı gerekçeyle de bizim sayın Gülen’e sahip çıktığımızı söyledim.”

Bırakın tamamen bilgi kırıntılarına dayanan ve masa başı derlemelerinden oluşan muhtevasını. sadece ilk ve son cümlesiyle bile bu kadar çarpıtma örneği sergilenen bir yazının Spiegel gibi bir dergide nasıl yayınlanabildiğine siz de şaşırdınız değil mi?

O kadar çok nesnel bilgi hatası ve eksikliği, bir çırpıda o kadar çarpıtma nasıl bir yazıda yer alır anlamak mümkün değil. Hangi birini ele alıp değerlendireceksiniz.

Türkiye’nin demokratikleşme sürecindeki en mühim engelin Ergenekon yapılanması olduğu artık biliniyor. Popp ile birileri ilgilenmiş, o yapı içinde şöyle veya böyle mücadele veren kişiler yazıdan anlaşıldığı üzere ona akıl hocalığı yapmış olabilir. Spiegel gibi bir derginin,15 yıl önce Türkiye’de o günün güçlü medyası tarafından büyük bir kampanyayla kamuoyuna yansıtılan yalan ve iftiraları yeniden ısıtıp Alman kamuoyuna sunan bir muhabirinin yanlış ve eksik bilgileriyle kendini bu durumlara düşürmesi anlaşılır gibi değil. Bu yöntemle bütün insanları ve sivil toplum örgütlerini karalamak mümkün. Hele hele dünya barışı adına yaptıkları dünya kamuoyunun önünde cereyan eden bir Hizmet ve Gönül İnsanı’nı ve bu uğurda mobilize ettiği milyonları zan altına bırakmak hiçbir etik ve insan hakları kodeksine uymuyor.

Ayrıca Popp’un ne idüğü belirsiz bir çorba niteliğinde derlediği çeşitlemesinde bütün iddialar ve iftiralar değişik sosyolog ve siyaset bilimciler tarafından kaleme alınan birçok kitapta enine boyuna inceleniyor. Bilimsel çalışmaların hiç mi hatırı yok artık da, sadece iftira ve dedikodulara yer veriliyor.

Kanaatimce Popp’un bu kof çeşitlemesi Hizmet Hareketi’ni Almanca konuşan kamuoyuna anlatmak için temel bir metin olarak da değerlendirilebilir. Ben Spiegel’in hatasını anlayarak, hadiselere en doğru şekilde ayna olup yansıtacağına inanıyorum. Ola ki olumsuz imajını ancak bu şekilde düzeltebilir…

Share:

More Posts

Send Us A Message