Osmanlı döneminde inşa edilen tarihi Mostar Köprüsü, Sırp bombardımanlarına hedef olarak yıkıldı. Ancak Mostar Workshow 2004 projesi, Mostar’ı, yeniden hayata geçirmeyi amaçlıyor. Hem de en geç 2004’e kadar. Tabii para gelirse.
Bosna’da, Türkler için cazip iş; fırın açmak. Çünkü Boşnaklar Türk ekmeğine bayılıyorlar. Şimdilik Türk fırını sayısı altı. Türk fırınının Boşnakçası da “Turska Pekara. Saraybosna kent merkezine oldukça yakın fırın oldu ilk durağım. Fırının adı, “Bereket”ti. Arif Üyük işin başındaydı. Amasyalı 20 işadamının sermaye koyarak açtığı bir fırındı burası. Levhasında da, “Amasya-Sarajevo” yazısı hemen dikkat çekiyordu zaten. Bu işadamlarından Arif Üyük ailesiyle birlikte gelip Saraybosna’ya yerleşmiş. Günde 3 bin tane ekmek üretip satıyorlardı. 700 gramlık ekmek 1 mark, 350 gram olanı da yarım marktı. Bu arada şunu belirteyim, Bosna Hersek’te geçer akçe Alman Markı Günlük hayatta Alman Markı milli paraları gibi kullanılıyor. Amerikan Doları dahil, diğer paralar hiç itibar görmüyor Bosna’da.
Fethullahçıların Okulu
Saraybosna’da duvarlara ve direklere yapıştırılan ilanlar beni Fethullah Hoca’nın okuluna da götürdü. Türk-Boşnak Koleji adını taşıyan okulu, Türkiye’deki Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı açıyor. Bu okul Saraybosna’da Fethullahçıların okulu olarak biliniyor. Şu anda okul binası restore ediliyor. İlginçtir, bina daha önce Sırp karargahıymış. Savaş zamanı postallı Sırp askerlerin dolaştığı bu binanın koridorlarında ve bahçesinde bundan böyle minik öğrencilerin koşturacak olması sevindirici bir gelişme Saraybosnalılar için.
Kolejde eğitim İngilizce olacak ve öğretmenlerin tamamı Türkiye’den gelecek. Okulu Müdürü, ODTÜ mezunu Fizik Öğretmeni Mehmet Ulaşan göreve başladı bile.
Yine Mostar’dayım
Tarihi Mostar kenti o güzel köprüsü ile de ünlüydü. Osmanlı döneminde inşa edilen bu harika köprü, ne yazık ki, Sırp bombardımanlarına hedef olarak yıkılıp, taşları altından akan Neretva Irmağı’nın sularına gömüldü. Kendimi şanslı sayıyorum, çünkü 16’ncı yüzyılda Mimar Hayrettin tarafından tasarlanıp inşa edilen bu şahane eseri yıkılmadan önce görme imkanı bulmuş ve çektiğim fotoğraflarımla kendimce ölümsüzleştirmiştim.
İşte yine Mostar’dayım. Tarihi köprü yerinde asma bir köprü var. İnsanlar Mostar’ın doğu ve batı yakasını buluşturan bu asma köprüyü kullanıyorlar artık. Neretva o kadar güzel, yeşil yeşil akıyor ki. Asma köprünün üstünde, iki Amerikalı genç ile karşılaşıyorum. Fotoğraflarını çektikten sonra Türk gazetecisi olduğumu söylüyorum. Bana hemen bir taze haber veriyorlar:
– Bak, şu restoranda öğlen yemeği yiyenler içinde 5 tane Türk var. Onlarla beraber yıkılan Mostar Köprüsü’nün aynısını yeniden inşa edeceğiz.
Sonra kendilerini tanıtıyorlar:
– Biz Amerikalı mimarlar Ira Jons ve Michael Euker. Philedelphia Temple’dan. Mostar’da olmaktan büyüm mutluluk duyuyoruz.
Restorana gidip bizimkileri buluyorum. İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nde (IRCICA) görevli Dr. Halit Eren ve pırıl pırıl 4 genç mimarımız Pelin Özilkiz, Seniha Koçer, Mehmet Bengü Uluengin, Burcu Özdirlik ile tanışıyorum orada.
Projenin Üçüncü Aşaması
“Mostar 2004 Workshop” adı verilen bir proje var. Bu proje, 1994 yılının yazında Mostar ve Bosna-Hersek’teki mimari mirasın restorasyonu konusunda yapılan atölye çalışmasıyla başladı. Workshop’a bütün dünyadan 39 öğretim üyesi 32 yüksek lisans öğrencisiyle beraber Bosna Hersekli mimarlar grubu da katıldı. Mostar 2004’ün ikinci safhası 1995 yazında gerçekleştirilen diğer bir çalışmayla da devam etti. İşte, Dr. Halit Eren mimarlarımız Pelin, Seniha, Mehmet Bengü ve Burcu bu projenin üçüncü aşaması için Mostar’daydılar. ABD, Avrupa, Asya ve Avustralya’daki çeşitli üniversitelerden gelen şehir planlamacıları ve mimarlarla birlikte bir ay süreyle bu tarihi mirasın restorasyonu için son çalışmaları yaptılar. Mostar’ı adım adım arşınladılar. Eskizler hazırladılar, planlar çizdiler. Şimdi, Mostar Workshop 2004 projesinin 2004 yılına kadar bitirilmesi için sadece maddi kaynağa ihtiyaç var. Dünya ülkeleri bu konuda söz verdiler. Gerekli maddi kaynak yavaş yavaş sağlanıyor. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in de Mostar’ın restorasyonu için 1 milyon dolar sözü varmış ancak bu para hâlâ verilmemiş. Bunu Dr. Halit Eren’in tanıştırdığı Bosna Hersekli Prof. Amir Pasiç ve Mostar Eski Eserler Müdürü Ziya Demiroviç söyledi. Pasiç Bosna Hersekli bir mimar ve şehir planlamacısı. Savaş başlayınca Türkiye’ye gelenlerden. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. (Ayrıca, Bosna Hersek’te, kimle görüşsem, Türkiye’nin 80 milyon dolar yardım sözü verdiğini ancak bu sözün sadece 2 milyonluk kısmının yerine getirildiğini anlatıyorlardı. Bu söz de Demirel tarafından Bosna Hersek’i ziyareti sırasında verilmiş.)
Vakıf Başkanı İzzetbegoviç
Mostar 2004 Workshop çalışmasını, savaşta tahrip edilen tarihi eserleri restore etmek amacıyla kurulan bir vakıf başlatmış. Vakfın Başkanı da Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç. Mostar ve eski köprünün yeniden inşası için hazırlanan bir protokol de var. Bu protokolde Türkiye adına IRCICA Genel Direktörü Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun imzası bulunuyor.
Mostar 2004 sadece bir restorasyon programı değil, aynı zamanda barış ve hoşgörüyle bir arada yaşamaya dayanan bir mirasın yeniden inşa edilmesi için atılan bir adım da. Bu program başarıya ulaşırsa, Mostar’ın ve tarihi köprünün yeniden inşasıyla birlikte, dini ve etnik engelleri aşan insani değerler de inşa edilmiş olacak.
Şimdi mimarlarımızı tanıtmak istiyorum. Pelin Özilkiz İTÜ mezunu. Şu anda restorasyon yüksek lisans programı yapıyor. Seniha Köçer Yıldız Teknik mezunu. O da İTÜ de Pelin ile birlikte aynı master programında. Mehmet Bengü Uluengin MSÜ’ni bitirmiş. Yıldız Teknik’te Şehir Planlama master programına devam ediyor.
Mimarların İzlenimleri
Bu genç mimarlarımız Mostar’da tam bir ay geçirdiler. İşte izlenimleri ve görüşleri: “Mostar’ın ortasından geçen Neretva Irmağı, yüzyıllar önce Roma İmparatorluğu Doğu ve Batı diye ikiye ayrıldığında, iki imparatorluk arasındaki sınırı, dolayısıyla Katolik ve Ortodoks mezhepleri arasındaki sınırı oluşturuyordu. İlginçtir, Neretva, 17 yüzyıldan itibaren İslam ve Hristiyanlığın buluştuğu çizgi oldu. Mostar, doğusunda ve batısında bulunan iki tepenin arasına sıkışmış bir kent. Savaş boyunca Sırplar doğudaki tepeden, Hırvatlar da batıdaki tepeden şehre füze yağdırıp durmuşlar. Silahları daima yetersiz olan Boşnaklar ise Sırp saldırısı altında Hırvatlar’dan, Hırvat saldırısı sırasında da Sırplar’dan silah ve cephane satın almışlar. Mostar şehri çok kötü durumda. Bunu UNESCO Bölge Sorumlusu Dr. Colin Kaiser de vurguluyor. Kaiser, Mostar’daki tahribatın tümü tarihi eserlerin yoğun olduğu bölgelerde görüldüğünü söylüyor. Yine halkın savaşı unutmak istemesi nedeniyle hasarın onarılması için çalıştığını, ancak halk tarafından yapılacak olan bir tahribatın tarihi eserlere füzelerden daha çok zarar vereceğini, insanların bunun farkında olmadığını belirtiyor. İşte bu nedenle Mostar 2004 Workshop çalışması çok önemli. Mostar bugün ikiye ayrılmış durumda. Her iki tarafın ayrı belediyeleri ve başkanları var. UNESCO geçen yıl Floransa Üniversitesi’nden profesör Carlo Blasi ve ekibine Stari Gradu Mostar (Mostar’ın Tarihi Bölgesi) için bir nazım plan hazırlatmış. Ancak yerel yönetimlerin anlaşmazlığı nedeniyle ulgulamaya konulamamış bu plan. Böyle olması da iyi olmuş. Çünkü bu nazım plan çok hatalıydı. İngilizce ve İtalyanca olarak hazırlanan planda gülünç yazım hataları da bulunuyordu. Biz Mostar’da bulunduğumuz sıralarda UNESCO Nazım Planı’nın düzeltilmesi yolunda bir karar alınarak önümüzdeki Eylül ayında yürürlüğe girmesi için görüş birliğine varıldı. Doğu Mostar Belediye Başkanı Saffe Oruçeviç, Eylül’de Mostar’ın tümünün belediye başkanlığını üslenecek. Bu durumda UNESCO Nazım Planı daha rahat bir şekilde uygulanacak. Biz yaptığımız çalışmalarda bölgede 29 ayrı inşaat tespit ettik. Bunlar tarihi bölgede büyük tehlike arz ediyor. UNESCO Nazım Planı uygulanmaya başlarsa bu inşaatlar durdurulacak.”








