Fethullah Gülen Hocaafendi’yi “Türkiye’nin Humeynisi” olarak gösterenler, aslında bunun böyle olmadığını pekâlâ biliyorlar. Evet, iddiam odur ki, belirli çevreler, ideolojik ve siyasi sonuçlar devşirmek adına bilerek böyle bir çarpıtma yoluna gidiyorlar.
“Türkiye’nin Humeynisi” olarak 80’li yıllarda Cemalettin Kaplan gösterilirdi.
Kaplan ile Humeyni arasında kurulan benzerlik bir biçimde doğruydu. Çünkü Kaplan
da tıpkı Humeyni gibi, mollaların yönetiminde bir din devleti amaçlıyordu. Bunun
için “devrim”den yanaydı. Ama Fethullah Hoca öyle mi? Fethullah Hoca ile Humeyni
arasında ne paradigmal düzeyde ne yöntemsel bakımdan benzerlik var.
Fethullah Hoca ne mollaların yönetimindeki despotik bir din devleti arayışı içindedir
ne devrim gibi kanlı yöntemleri tasvip etmektedir. Tam tersine dinin politik bir
ideoloji olarak devletle özdeşleştirilmesine, yani din ile devlet arasında, din
ile siyaset arasında imani-itikadi özdeşlik kuran siyasal İslamcı anlayışa karşı
çıktığı gibi devrimci yöntemleri de elinin tersiyle itmektedir.
DİNSEL VE SİYASAL LİDERLİK…
Fethullah Hoca dinsel ve siyasal bir hareketin lideri olarak takdim ediliyor.
“Dinsellik”ten kasıt nedir? Şayet bireylerin dini inançlarına uygun bir yaşam tarzı
sürmelerini sağlamak ise evet Fethullah Hoca hareketinin böyle bir amacı var. Hayır,
bundan kasıt; dinin bir devlet ideolojisi veya düzeni haline getirilmesini amaçlamak
ise katiyen doğru değil bu! Çelişkiye bakınız:
Radikal İslamcı çevreler tam da Fethullah Hoca’yı böyle bir amacı olmadığı için
şiddetle eleştirmektedirler. Bazı laikçi ve sözüm ona cumhuriyetçi çevreler ise
Fethullah Hoca’yı “din devleti” kurma amacı taşıyor diye hiddetle suçlamaktadırlar.
Kökten laikçi-cumhuriyetçi çevreler ile kökten dinci çevrelerin Fethullah Gülen
Hocaefendi’yi “ortak düşman” ilan etmelerindeki beraberlik, ziyadesiyle düşündürücüdür.
TÜRKİYE EKSENLİ BİR GÖNÜL HAREKETİ
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin dini duyarlılığa yaslanan ahlaki hareketinin
evrimci karakteri doğru okunmalıdır. Fethullah Gülen’i “din devleti kurmak için
faaliyet gösteren terör örgütünün lideri” gibi sunmak, en hafifinden ideolojik bir
çarpıtmadır. Hayatının hiçbir evresinde terör ve şiddete bulaşmamış, hiç kimseye
şiddet tavsiyesinde bulunmamış, tersine terör ve şiddet yöntemini din dışı bularak
yerden yere vurmuş, dini, ırkı, mezhebi ne olursa olsun herkesi insan olarak sevmek
gerektiğini salık vermiş bir insanı “terör örgütü lideri” gibi sunmak, hukuken de
vicdanen de cinayettir. Fethullah Gülen hareketi kelimenin tam anlamıyla Türkiye
eksenli bir “gönül hareketi” dir.
Fethullah Gülen hareketi için “siyasal” tanımını kullanmak doğru değildir. Bilebildiğim
kadarıyla Fethullah Hoca hiçbir zaman siyasal bir partinin ne militanı olmuştur
ne aşırı destekçisi. Ülke, devlet ve millet için yararlı gördüğü bir partiye destek
vermiş olması, onun siyasal sonuçlar devşirmeyi amaçlayan bir hareketin lideri olduğu
anlamına gelmez. Çünkü Fethullah Hoca ve taraftarları dönemsel olarak farklı partilere
pekâlâ destek vermekten kaçınmamışlardır.
Bu cümleden olarak Bülent Ecevit gibi sol gelenekten gelen bir lider bile Hoca
Efendi’nin sevgisine ve desteğine mazhar olabilmiştir. Fethullah Gülen, Türkiye’nin
ismini dünyanın her tarafına taşımış bir hareketin önderidir. Bugün Afrika’nın en
ücra bölgelerine bile gitseniz orada Fethullah Hoca’nın okullarıyla karşılaşırsınız.
O okullarda Türkiye’nin bayrağı dalgalanıyor ve Türkçe o ülkelerin çocuklarının
dili haline dönüşüyor. Türkiye’ye bundan ala hizmet olabilir mi?
LAİKLİK ADINA AYRIMCILIK VE DÜŞMANLIK
Neymiş efendim, Fethullah Gülen aynı zamanda dini inancın ve yaşam tarzının
yaygınlaşmasını da sağlıyormuş! Dinin toplumun her alanında güçlü bir görünürlük
kazanmasını temin ediyormuş! Bu da laikliğe aykırıymış! Laikliği, katı pozitivist
bir anlayışla “din” gibi algılayan kökten laikçilerin Fethullah Gülen hareketini
tehdit olarak görmeleri işte bu yüzden! Asıl bu laikçi yorumun bizatihi kendisi
demokrasiye ve demokratik laiklik anlayışına zarar veriyor. Çünkü ayrımcılığı ve
yasakçılığı dayatıyor.
Fethullah Hoca, “Mademki dinin siyasete karışması istenmiyor, o zaman siyaset
de dine karışmamalı” diyen bir anlayıştan geliyor! Evet, ne din siyasete karışmalı
ne siyaset ve devlet dine karışmalı! Tam bir özgürlük hali! Hocaefendi’nin din
ve vicdan özgürlüğünü bu çerçevede sağlayan bir demokratik laiklikle hiçbir sorunu
yok. Hocaefendi’nin büyük bir sevgiyle bağlı olduğu memleketine dönmesini “tehlike”
olarak görenler, kaba bir ayrımcılık ve düşmanlık anlayışını pompalamaya devam ediyorlar.
Bunun da laiklikle bir alakası yok. Ama biliyorum ki Fethullah Hoca bunu yapanlara
karşı bile yüreğinde öfke duymuyordur. Çünkü o, üstadı Bediüzzaman Said Nursi gibi
düşünmektedir: “Biz muhabbet fedaileriyiz! Husumete vaktimiz yok!”
KENDİSİ GİBİ DÖNER…
Bu dünyada dikili bir ağacı dahi bulunmayan, dünyanın makamına, lüksüne ve şöhretine
gönlünde zerrece yer vermeyen, Fethullah Gülen’in öyle mutantan dönüş gösterilerini
aklının ucundan dahi geçirmez. “Humeyni gibi döner!” lafı; cehaletin değil, ideolojik
bir önyargının ürünüdür.
“FETHULLAH GÜLEN TÜRKİYE’DİR!”
Bu ülkede Fethullah Gülen gibilere yer olmaması gerektiğini savunanlar, bu ülkenin
toplumsal barışına darbe vuruyorlar. “Fethullah Gülen Türkiye’dir!” diyen bir demokratik
anlayışa ihtiyacımız var asıl. Birbirimizi imha edilmesi gereken “öteki” olarak
görürsek hep birlikte kaybederiz. Hepimiz Türkiye’yiz ve Türkiye hepimizin!








