Ankara’da gazetecilik yapmanın “körleştirici” bir yanı vardır.
Arada bir, hele hele kritik dönemlerde “fiziken” buradan uzaklaşmadığınız takdirde, sığ bir alanda dolaşıp durur, meselelerin özünü anlamakta zorlanırsınız.
İşte tam da bu nedenle, “belge” krizinin yoğunlaştığı bir dönemde, kendimi Abant Toplantılarının katılımcıları arasında bulmaktan büyük mutluluk duydum.
19 uncusu yapılan toplantılarda doğal olarak adına “irtica ile mücadele planı” verilen malum belge üzerinde de tartışmalar oldu.
Belgenin kendisinden ziyade, Türkiye’nin bugünü ve geleceği için ne tür anlamlar içerdiğine dair ilginç konuşmalar yapıldı.
Basında Bülent Arınç’ın siyasi çıkışları ve Bolu Valisi’nin “ezber bozan” açıklamaları daha çok yer bulsa da, üzerinde durulması gereken başkaca konuşmalar da vardı.
Amerika’dan bir ay önce geldiği Türkiye’de kendi ifadesiyle “nefes aldığını” söyleyen ünlü tarihçi Kemal Karpat’ı herkes “gözünü kırpmadan” dinledi.
Ekonomik krizle ilgili bu aralar Amerika’daki şikayetlerin Türkiye’dekinden çok daha fazla olduğunu söylemesi, hani O söylemese, herkese tuhaf kaçardı.
85 yaşına gelip dayanmasına rağmen, Türkiye’nin geleceğine dair taşıdığı umutlar, heyecanlı bir sunum yapmasını sağladı.
Peki neler söyledi Karpat?
Konuşmasının önemli bir bölümünü 12 Eylül’le başlayan Türkiye’nin yakını tarihi üzerine kurdu.
80 Darbesinin “halkı gütmek” için çok iyi hazırlanmış bir sistem kurduğunu, ama halkın buna direnmesi nedeniyle (83 seçimlerini de bir devrim olarak değerlendiriyor), güdümlü sistemin ömrünü tükettiğini anlattı.
Bunun nedenini de Türk halkının “demokrasi içinde yaşamaya alışmasına” bağladı.
Kemal Karpat’ın tam demokrasiye geçiş yolunda bazı önerileri de oldu.
- Türkiye’de halkı güdülmeye muhtaç olarak gören bir elit kültürü-elit felsefesi vardır. Bu kültürün mutlaka değişmesi ve demokrasiye uygun hale gelmesi gerekiyor.
- Orduyu yönetenlerle diyalog kurulmalı. Çeşitli demokratik örgütler bu kanalı açabilir.
- Yargının işi kanunları uygulamaktır. Kanun yapmak yargının işi değildir.
- Demokrasiye muhalefet de sahip çıkmalı, temel meselelerde iktidarla muhalefet buluşabilmelidir.








