Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi Mehmet Fırıncı abi anlatmıştı. “Üstad 75 yaşlarındaydı. Ziyaretine gelen bir grup yapılan zulümlere şiddetle karşılık verilmesini savunan bir konuşma yapıyordu. Üstad onları dizüstü oturmuş vaziyette dinliyordu. Anlatılanlar onu o kadar kızdırdı ki birden dizüstü oturduğu yerden üstelik 75 yaşına rağmen neredeyse 1 metre havaya zıpladı. Ayağa dikilerek o insanları “şiddete hayır, şiddete hayır” diyerek yanından uzaklaştırdı.”
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi de her türlü şiddet ve teröre, yüzde 100 değil, yüzde 500 karşı olduğunu el Kaide terörü olsun, PKK terörü olsun çok net ortaya koşmuştur. Onun ifade ettiği “müslüman terörist, terörist müslüman olamaz” sözü belleklere yerleşmiş bulunmaktadır.
Der Spiegel dergisinde “Der Pate” başlıklı dosyayı yapan muhabir Maximilan Popp sayın Gülen’i mafya babası, Hizmet’i ise mafya yapılanması olarak sunuyor. Dosyasında, bu yapılanmanın kaynağı olarak gösterdiği ışık evlerde ise alkole ve kız arkadaş getirmeye izin verilmediğini ifade ediyor.
Aynı dosyada adı geçen Ergenekon zanlısı savcı İlhan Cihaner için ileri sürülen iddialardan biri “Gülen taraftarlarının olduğu yurtlara silah sokmaya çalışmak” olduğuna göre Hizmet hareketinin silahla da hiçbir alakası yok.
Yine aynı dosyada takma isimli Serkan Öz ışık evlerinde manastır kıtlığında bir hayattan bahsettiğine göre ortada lüks bir yaşam da yok. Uyuşturucunun her türlüsünün insanlardan uzak tutulması gerektiğini sık sık vurgulayan Sayın Gülen sigara için bile “içilmesinin haram” olduğu görüşünü seslendiriyor.
Bu durumda ise ortaya şöyle garip bir durum çıkıyor. Der Spiegel’in mafyası öyle bir mafya ki hem şiddete, hem silaha, hem alkole, hem uyuşturucuya, hem de kadınların (tabii ki erkeklerin de) bir meta gibi kullanılmasına karşı. Lüks içinde değil israfa hayır diyen bir yaşam tarzını tercih ediyor. Bunun için yaptığı eğitim ise sadece ve sadece kitap okumaktan ve insanlarla diyalog kurmaktan ibaret. Eğitim yapılan kitaplar ise her saygın kitapçıya gittiğinizde bulabileceğiniz kitaplar. Yani yasak veya yasa dışı değil.
Çalmayan, dövmeyen, sövmeyen, öldürmeyen, kanun dışı hiçbir iş yapmayan böyle bir ‘mafya’ için siz de “kapımız açık, buyursun gelsin” demez misiniz?
Dosyada hareketten ayrılanların konuşmaktan korktuğu ifade ediliyor. Hizmet’ten izole edildiği söyleniyor. Hizmet mensuplarının bugüne kadar tek bir kişiyi tehdit ettiği, dövdüğü vaka var mıdır? Ayrılanların en meşhuru olan her yerde konuşup yazan Nurettin Veren için kim ne yapmıştır. Hizmet aleyhinde yazılan makale ve kitap sahiplerinin bu konuda bir şikayeti olmuş mudur? Muhabir Popp bu iddiasını destekleyecek tek bir örnek verebilir mi?
Hizmet kusursuz bir yapı değildir. Orada da yanlış yapan, kendi menfaati için hareketi kullanmak isteyenler veya başkaları için fedakarlık yapmak istemeyen insanlar çıkabilmektedir. Hizmetten bu sebeplerle ayrılanlar gayrı ahlaki ve kanun dışı eylemler yapmadıktan sonra her zaman yine aynı arkadaş grubuyla görüşmeye devam etmemişler midir? Sayın Gülen bu kişiler için “küstürmeyin, bağrınıza basın” çağrısını her zaman tekrarlamakta değil midir?
Alman medyasına göre de Türkiye darbeler, faili meçhul cinayetler, terör, yolsuzluk ve rüşvet ülkesi değil midir? Bu suçları işleyenler hala Türkiye’de değil midir? Bu derin ve mafyavari yapılanmanın ‘Fethullahçı’ olmakla suçladığı bütün polis ve savcıların ortak özelliklerinin AK Parti’nin verdiği “sonuna kadar gidin, arkanızdayız” desteğine güvenerek ve hukuk dışına çıkmadan işler yapan cesur ve vatansever memurlar olmaları değil midir? ‘Fethullahçı’ damgası vurularak bu kişilerin pasifize edilmek istendiği ve edilmeye başlandığı açık değil midir?
Hizmet hareketi hakkında Sol Parti Berlin’de federal düzeyde ve NRW’de CDU ise Baden Württenberg’de soru önergesi verdi. Her üç soru önergesinde de Anayasayı Koruma Teşkilatı hareketin bildiğini ve olumsuz bir faaliyete şahit olunmadığını ifade etti. Dışişleri Bakanlığı ise dosyaya konulan resminde bir mafya üyesi havası verilen Ercan Karakoyun ve başında bulunduğu FİD derneği ile birlikte çalışmalar yaptıklarını açıkladı.
Muhabir Popp dünyaca ünlü Alman istihbaratından daha güçlü bir istihbarat ağına sahip olmalı ki Mafya tespiti yaparak hepsine fark atabiliyor.
Maximilan Popp’a “Hizmet için herkes yaptığı işler iyi, fikirleri iyi, müntesipleri fedakar ve iyiliksever diyor. İnsanlara yansıyan her şey iyi olan bir şeyin, kendisi nasıl kötü olabiliyor?” sorusunu yöneltmiştim. Cevabı ise bizim laz fıkrası gibi geldi: Adam biri Temel’e teşekkür etmiş. Temel de çekmiş onu vurmuş. Niye yaptın demişler. ‘Ne dediğini anlamadım, küfür etmiş olabilir. Ne olur ne olmaz diye vurdim oni’ demiş.








