Yurtdışındaki Türk okulları ile ilgili olarak farklı görüşlerdeki 28 entelektüelin değerlendirmelerinden oluşan kitap, bu sahadaki yayın boşluğunu doldurmada atılan çok önemli bir adım sayılabilir.
Editörlüğünü Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Toktamış Ateş ve Prof. Dr. Eser Karakaş’ın yaptığı “Barış Köprüleri, Dünyaya Açılan Türk Okulları”nın yayın koordinatörü Dr. Faruk Tuncer’i ve Ufuk Kitapları’nı da tebrik etmek gerekiyor.
Ben bugün bir tarihçinin, yarın da bir diplomatın değerlendirmelerinden bölümler alarak, 91 ülkede 500’den fazla okul ve eğitim kurumunun ülkemiz ve insanlık için ne ifade ettiğini okuyucularımızın dikkatlerine sunmaya çalışacağım.
Prof. Dr. Kemal Karpat, “Yurtdışındaki Türk Okullarının Değeri” başlıklı yazısında şu tespitlerde bulunuyor:
“Bu okulların gerek Türkiye’ye, gerek insanlığa verdiği hizmetler benim beklediklerimin çok üstündedir. Bu okullar, eşi olmayan bir eğitim tecrübesi ve Türkiye’yi dünyaya en iyi şekilde tanıtan kurumlardır.”
“Bulundukları ülkenin kültürüne, kanunlarına ve geleneklerine saygı gösteren ve herhangi bir ideolojinin hizmetinde olmayan bu okullar, kendilerini serbest, hür düşünen sağlam ruhlu insan yetiştirmeye adamışlardır. Bu okulları daha yakından tanımak ve takdir etmek her Türk’ün vazifesidir.”
“Bu okulların fikir babası Fethullah Gülen Hoca’dır. Bu okulları her bakımdan ruhen dengeli ve dünya anlayışına sahip hür kişiler yetiştirmeye öncülük ettikleri için takdir ettim. Türkiye’nin bilhassa Cumhuriyet döneminin aşırı bir devletçi gelenek yarattığı malumdur. Her kurumun mutlak devlet kontrolünde olmasına önem veren bu tekelci düşünce eğitim sistemini derinden etkilemiştir. Yeni kurulan bir siyasi rejimin aldığı bazı kararları anlayışla karşılamak yerindedir, fakat eğitim alanında bazı iyi kararlara rağmen devletçilik aşırılık yaratmıştır. Bu koşullar altında ve belki onlara bir tepki olarak hür ve insani bir eğitim teşebbüsü, yani Türk okullarının Türkiye’den çıkması çok takdir edilecek bir olaydır.”
“Bu okullar, Türkçenin konuşulmasında ve Türk kültürünün yayılmasında birinci derecede etkilidirler.”
“Bu okulların karşısında olan üç grup vardır. Birincisi, Türkiye’de devletçi, yani kişiyi ve toplumu sıkı kontrol altında tutmak isteyen, gerçek demokrasiden ve gerçek hürriyetten korkan siyasi tekelcilerdir. İkinci grup, dış ülkeler mensubu kimselerdir. Üçüncü grup ise, Gülen hareketini ve bilhassa bu okulları, uluslararası alanda devlet ile işbirliği yapmakla suçlamaktadır.”
“Siyasi amaçları olmayan ve bulundukları ülkenin insanına hizmet eden bu okullar, aynı zamanda Türkiye’yi ve insanlarını kimseyi rencide etmeden tanıtmaktadırlar. Türkiye’yi dışarıda tanıtmanın en güzel şekli de budur. Bürokrasinin başaramadığını bu okullar gerçekleştirmiştir.”
“Bu okulların fikir babası Fethullah Hoca’yı candan tebrik edip kendi adıma teşekkürlerimi sunmak isterim. Bu okulların Türkiye’ye kazandırdığı fayda önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. Fethullah Gülen, başka hiçbir şey yapmamış olsaydı dahi, bu okulların kurulmasına öncülük etmekle ismini ebedileştirmiştir. Ne mutlu ona…”








