CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı ve arkadaşları on gün önce, Fethullah Gülen’e bağlı olduğunu ileri sürdükleri okullar, yurtlar ve dershanelerin TBMM tarafından araştırılmasını istediler. Önergede imzası bulunanlardan Burdur milletvekili Ramazan Kerim Özkan, önergenin verilmesinden birkaç gün sonra, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile birlikte Pakistan’a gitti. Heyetle birlikte İslamabat’taki Türk kolejini ziyaret ettiler. Haberi geçtiğimiz cuma günü Zaman’da okumuşsunuzdur.
CHP’li Özkan, okullarda Türkçe öğretilmesinin kendisini çok etkilediğini, ülkesini seven genç öğretmenlerle karşılaştığını ve bu okullar hakkında Türkiye’de daha sağlıklı bilgilendirme yapılması gerektiğini söyledi. Konuyu, partisinin grup toplantısında da dile getireceğini belirtti.
Bu okulları başka CHP milletvekilleri de ziyaret etti. Emekli komutanlar, eski cumhurbaşkanları (rahmetli Özal ve Demirel), son dönemin bütün başbakanları, pek çok milletvekili, bürokratlar istisnasız gezdikleri bu okulları hep Türkiye’nin gururu olarak övdüler.
Bazı CHP milletvekillerinin gezmeden, görmeden, tamamen su-i zanna dayanarak ve hasmane biçimde, üstelik de hem ülke içinde, hem de ülke dışındaki bu okullara maddi-manevi destek sağlayan milyonlarca idealist insanı karşılarına almak pahasına yüce Meclis’imizi oyalamaya kalkmalarını anlamak mümkün değildir.
Bu okullara, “her yerde olmayan Türkiye, bir yerde olamaz” düsturu ile destek veren gönüllüler hareketinin mensupları aslında işin içyüzünü biliyorlar. Tarihî dinamiklerimiz ve kendi değerlerimiz üzerinde yükselecek bir Türkiye’den rahatsız olanlar, kendileri doğrudan karşı çıkamadıkları için, meşrep ve karakterleri aslı astarı olmayan iddiaları dillendirmeye müsait kimseleri öne itiyorlar. Öyleleri de var ki, bu okulları el altından yurtdışındaki servislere ihbar ediyorlar.
Bütün insaf dünyası ve hatta insafsızlar dünyası da biliyor ki, yurtiçindeki okullar anormal teftişler geçirdiler. Okullar, yurtlar, pansiyonlar değişik dönemlerde, 28 Şubat sürecinde saatsiz, vakitsiz teftişlere maruz kaldı. Türk milletinin terbiye anlayışına yakışmayan tarzda gecenin 1’inde, 2’sinde, 3’ünde kız okullarına ve yurtlarına baskın teftişler düzenlendi. Kızların yatakhanelerine girildi, özel eşyaları, çamaşırları karıştırıldı. Fakat senelerdir bu müesseselerde hiçbir suça rastlanmadı. Hiçbiri hakkında hukuki bir kovuşturma açılmadı.
Sayın Fethullah Gülen’in bu okullarla irtibatlandırılmasına gelince. Daha geçenlerde Milliyet’te Mehmet Gündem tarafından yapılan röportajda “Bu okullar bir şahsa ait değildir, bu eğitim müesseseleri aziz milletimizindir.” dedi. Sorulan bir soru üzerine, bu konuda son söylediklerini de aktarayım: “Onlar ne derse desin, niyetimizi Allah biliyor, otuz seneden beri bu millet de biliyor. Allah’ın rızasını kazanmak ve tarihî birikimlerimizi dünya insanlarıyla paylaşarak kanlı bir coğrafyada ‘sulh adacıkları’ oluşturmaktan başka bir sevdamız yok bizim.
“Biz millet olarak kendimizde çok güzel değerlerin bulunduğuna inanıyoruz. Allah (cc) iyi şeyleri tecrübe etme ve adeta dantela gibi tabiatımıza işleme imkanı vermiş bize. El-âlem, bir tuval üzerinde karaladığı çizgilerle, resim sergisi açıyor. Bizim bir yönüyle 4 bin senelik, bir yönüyle de ‘altın çağımız’ diyeceğimiz bin senelik şanlı bir tarihimiz var. Asıl, güzelliklerimiz ve değerlerimiz için bizim sergiler açmamız lazım. Bu bizim hem hakkımız, hem vazifemizdir. İşte günümüzde bu türlü sergilerin açıldığı yerler de eğitim yuvalarıdır, okullardır. “Değirmenin suyu” da Anadolu’nun tertemiz bağrından gelmektedir.”
Suyu temiz olduğu için tertemiz olan bu sevgi okullarını kimse kirletemeyecektir.








