Gülen’in Uyarıları

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Gülen’in Uyarıları

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu UNESCO Romanya Komisyonu geçtiğimiz hafta dünya barışına yaptığı katkılarından dolayı Fethullah Gülen’i, “Hoşgörü ve diyaloğa katkı” ödülüne layık gördü.

Sayın Gülen, artık dışarının da fark ettiği, dikkate aldığı bir toplum önderi. Son günlerdeki tespit ve uyarıları da son derece önemli.

Önemli olduğunu ben şuradan anlıyorum: Türkiye ellerinden gidiyor diye hop oturup hop kalkan çevrelerle iş tutan, onların sözcülüğüne soyunan ve demokrasi dışı bir müdahale döneminde bakanlık, hatta başbakanlık beklentisi içine giren kimileri, Gülen’in sözlerinden çok ciddi rahatsız oldular. Adeta nasırlarına basılmış gibi ses verdiler.

Fethullah Gülen önce Yeni Aktüel dergisine, sonra da Samanyolu Televizyonu’na konuştu. Sayın Gülen’in tespiti şu: Yakın geçmişte hortumlama olaylarının yaşandığı Türkiye’de ekonomik hayatta olumlu bir gidişat var. Ancak mevcut olumlu psikolojiden rahatsızlık duyanlar da var. Ve onların hedefi, bu olumlu psikolojiyi sokak hareketleriyle kırmak. Sayın Gülen bu hareketlerin hafife alınmamasını, zira ülkenin sarsılabileceği endişelerini taşıyor. Ülkeyi yönetenleri de, “işler bıçak sırtında gidiyor” diye uyarıyor.

Sayın Gülen’in Samanyolu Televizyonu’ndaki tespitleri, Sayın Ecevit’in yıllar önceki tespitleriyle örtüşüyor. Şu ifadeler oldukça çarpıcı:

“Bana öyle geliyor ki, Türkiye’de devletin dışında hususi oluşturulmuş birlikler var. Bir yerden düğmeye basınca harekete geçiyorlar gibi. Belki 50 bin tane, belki 100 bin tane, belki 100 bini de aşkın. Bunlar sokaklarda kargaşa çıkarıyorlar. “Cumhuriyet gidiyor” adına da olsa, kargaşayı çıkaranlar bunlar. Bunlara karşı çıkan da yine o başıbozuk insanlar. Türkiye’de kargaşayı çıkaran da aynı ekip, onlara karşı çıkanlar da aynı ekip.”

Devletin içinden “derin devlet” diye bir şey de yapsa, olan bitene karşı çıkılması gerektiğini de belirten Gülen, bu konuda şu tavsiyede bulunuyor:

“Oyuna gelmemesi için halk bu mevzuda uyarılmalıdır. Halk aydınlatılmalıdır. Halk, çıkarılmak istenen kavgaya katılmamalıdır. Devletin ordusu var. Devletin polis teşkilatı var, emniyet teşkilatı var. İstihbarat ne güne var? Bunları tespit etsinler. Çıkarsınlar ortaya. Hadiseler olmadan tespit etsinler, haber versinler. Nasıl bombadan haberdar oluyor, uyuşturucudan haberdar oluyor ve anında başkalarının arzularını kursaklarında bırakıyorlarsa, bu mevzuda da vazife yapıyorlarsa yaparlar vazifelerini ve suiniyetli insanların arzuları kursaklarında kalır.”

Bu uyarılardan hükümet yetkililerinin çıkaracağı dersler olduğunu düşünüyorum. Mesela geçtiğimiz ay Bozüyük’te yaşanan provokasyonda ihmali görülenler ya da işin perde arkası ciddi biçimde araştırılmış mıdır? Yüzlerce otobüs neden Gemlik’e doğru Ankara’dan Bozüyük’e kadar seyredilmiştir? Gidenlerin ne için gittiği belli. İzinsiz, kanunsuz bir toplu hareket karşısında gösterilen zaafın gerisinde ne var? Hükümetin istihbarat kontrolü tam mı?

AB üyelik sürecinde demokrasi, şeffaflık arttıkça, toplum ve siyaset ilişkileri şeffaflaştıkça birileri deşifre olmaktan korkuyor. Sun’i cepheler oluşturuyorlar. Kolay kolay da pes etmeyecekler.

Başta hükümet, ülke yönetiminde sorumluluğu olan herkes ve her kurum, iradeli, kararlı ve azimli durduğu sürece bu badire atlatılabilir. Sayın Gülen, kendine yakışanı yapıyor, yerinde ve zamanında uyarıyor.

Çölaşan’a not: Sayın Fethullah Gülen için, “geriniyor, gerdan kırıyor, konuşuyor” diye hakaret dolu yazı yazınca, elektronik posta yoluyla gelen bol küfür dolu mektuplar almışsınız. Bunlara “Fethullahçı tepki” demeniz size yakışan bir nitelendirme. Zira muhterem Fethullah Gülen’in edebi, Kur’an edebidir. Tavsiyesi hep üslup güzelliği olmuştur. Siz “kuşlardan gelen” mektuplardan yararlanarak yazı yazdığınız için, üslubunuza denk o ifadeleri de kuşlarınızın göndermiş olması daha mantıklı geliyor. Birileri yine sizi kullanıyor olmasın?

Share:

More Posts

Send Us A Message