Bir Kenya gazetesinin sayın Fethullah Gülen ile röportaj yapması; bunu gazetemizden, Samanyolu Televizyonu’ndan ve bazı internet sitelerinden öğrenenlerde acaba nasıl duygular uyandırdı?
Şahsen ben garip bir burukluk hissederek gururlandım. Artık bizim de, tesiri sınırlarımızı aşan bir fikir ve aksiyon önderimiz var. Ancak biz onun kıymetini maalesef bilemiyoruz.
Kenya gazetesi deyip geçmeyin. Daily Nation gazetesi Kenya ve Doğu Afrika’da günlük olarak yayınlanıyor ve tirajı 3,5 milyon. Yani neredeyse Türkiye’deki gazetelerin toplamı kadar bir tiraj.
Gazetenin muhabiri Hezron Mogambi, Sayın Gülen’e soruyor: “Sizce Afrika’nın problemleri nelerdir ve bu problemler nasıl çözülür?”
Sayın Gülen’in cevabı:
“Bilhassa Asya ve Afrika milletleri için en büyük üç düşman CEHALET, FAKİRLİK VE TEFRİKA’dır. Bunlara karşı İLİM, ÇALIŞMA VE BİRLİK dinamikleriyle mücadele edilmelidir.
“Günümüzde en tehlikeli tefrika sebeplerinin başında ise ETNİK-IRKÎ ayrılıklar gelmektedir. Dünyanın gittikçe küçülen bir köy halini aldığı, ülkelerin bir araya gelip birlikler teşkil ettiği ve evrensel hedeflerin dünyanın her tarafından insanları kendine çektiği günümüzde bu nev’i ayrılıklar, anlaşılması oldukça güç, gereksiz, zararlı davranışlardır.”
Bu satırları okuyunca; “tam bir Afrikalım sana söylüyorum, Kürt kardeşim sen anla üslûbu…” deyiverdim.
Tahliye edilen Leyla Zana ve arkadaşlarının, DEHAP genel başkanının ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanının son haftalardaki etnik milliyetçiliği kaşıyan konuşma ve davranışlarının, terörü asla kınamayan, tam tersine terör örgütünü arkalayan ve cesaretlendiren tavırlarının anlaşılması gerçekten güç.
Avrupa, kurduğu birlik ve sınırları kaldırmış, ortak paraya, ortak parlamentoya, yönetim birliğine geçmiş, egemenliğin paylaşılmasını benimsemiş ve özümsemiş. İleri demokrasi hedefiyle evrensel insanî değerler ortak kabul görmüş. Türkiye de bu çağdaşlaşma projesine katılmak için yüzde 80’lere varan bir halk desteğiyle Meclis’teki milli mutabakat ile peş peşe reformlar yapmış. Şimdi Sayın Gülen’in Afrikalılara söylediğini biz Kürt kardeşlerimizin içine ayrılık tohumları ekmeye kalkanlara söylemeli değil miyiz? Bu anlaşılması güç, gereksiz ve zararlı davranışınızın sebebi nedir?
Sayın Gülen, AYRILIK tehlikesiyle beraber bir tehlikeye daha işaret etmektedir: Toplumları içten içe kemiren inançsızlık ve ahlâkî çözülme.
Hangi düşüncede olursa olsun, bu tehlikeye dikkat çeken, Türkiye’nin geleceği adına endişeli yüzlerce entelektüelimiz var. “Devletin biteceği” kaygılarına sebep olacak kadar büyük olan ahlâkî çözülme, insanımızı ve kurumlarımızı kanun, kural tanımaz hale getirmiştir. En tepedeki yolsuzluk, soygun ve suiistimallerden tutun “şöhret ve tüketim karşılığında ruhunu şeytana teslim eden” yığınlara kadar bütün toplum yangın yerine dönmüştür.
“Dinin görüntüye vurgu yapan güçlenmesi”ni seyretmek, ya da bunu bazı art niyetlilerin yaptığı gibi felaket tellallığında malzeme olarak kullanmak yerine, toplumsal bir mutabakat ile bir bahara hazırlık yapamaz mıyız?
Sayın Gülen’in tarifiyle; “Din ile ilmi kaynaştıran, zihinleri ilimlerle, kalpleri din, ahlâk ve maneviyatla aydınlanmış nesiller sayesinde zengin-fakir uçurumlarının daraldığı, iş-sermaye-ihtiyaç dengesinin sağlandığı, ırk, renk, dil ve dünya görüşüne dayalı ayrımların sona erdiği, temel insani hak ve hürriyetlerin tanındığı bir bahar”a birbirimizi severek, hoş görerek, herkesin konumuna saygı göstererek hazırlanmalı değil miyiz?
Bir denesek, ne kaybederiz?








