İstihbaratın Cemaat raporu ve müşterileri

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » İstihbaratın Cemaat raporu ve müşterileri

EGM Hizmet Camiası hakkında istihbarat raporu hazırlamış.

Adeta küresel ölçekte kan döken eylemleriyle tanınan silahlı bir terör örgütünden bahsedermişçesine…

Camia’ya yönelik hiçbir eylem, illegalite veya suç unsuru gösteremeseler de doldurmuşlar rapora duygusal yorumlarını.

Somut olgu yok ki rapora eklesinler.

İnsanların kesik başlarıyla poz vermeyi rutin hale getiren IŞİD’e terör örgütü diyemeyen habis ruhlar, illegal hiçbir faaliyeti olmayan (12 Eylül rejimi bile mahkûm ettiremedi) bir sivil toplum hareketine illegal örgüt şemaları çizdiriyorlar.

Dışişleri’ndeki dinlemeyi bile Camia’ya bağlamışlar.

“Camia yaptı” diyebiliyorsanız, “dinlemeyi yapan şu kişidir, şu bilgi ve belgelere göre camia mensubudur” da diyebilmeniz gerekir.

Kimin dinlediğini bile bilmeden/gösteremeden “Camia yaptı” demek hukuksuzluktan da öte namussuzluktur.

MİT perspektifli bir rapor bu.

Cemaat raporunu MİT yerine EGM’nin hazırlaması şu açıdan önemli:

MİT, adli görevi olmayan ve savcılarla birlikte adli kolluk olarak çalışmayan içe dönük bir istihbarat örgütü.

EGM ise adli görevleri olan, bünyesinde adli kolluk birimlerini barındıran, adli mekanizmayla kol kola çalışan dışa dönük bir teşkilat.

Ve MİT’in raporu olmasa da, EGM’nin Cemaat raporu Camia’ya yönelik adli soruşturmayı yürüten savcılara bilgi notu (dosya) olarak daha sorunsuz iletilebilecektir.

Diğer yandan MİT’in ülke içinde ağır şaibeler altında olduğu ve prestijinin dibe vurduğu malum.

EGM istihbaratı ise o kadar yıpranmamış durumda.

‘Hain-paralel’ ilan edilecekler

MİT’çe hazırlanan raporun itibarı tükenmiş bir MİT yerine, adli makamlarla birlikte çalışan daha diri bir EGM’den çıkması önem arz ediyor.

Camia’ya isnat edilebilecek hiçbir illegal somut eylem söz konusu değilken, MİT ve EGM Camia hakkında şümullü istihbarat raporu düzenlemez.

Başbakanlık’ça verilen talimat gereği bu raporları tanzim ediyorlar.

Emri verenin kim olduğu düşünüldüğünde, hazırlanacak raporun da nasıl olması gerektiğini tahmin edersiniz.

Başbakanlık’a objektif bir istihbarat raporu takdim edilse, raporu hazırlayanların derhal “hain-paralel” ilan edilecekleri açık.

Erdoğan’a rağmen gerçekçi ve ayakları yere basan bir istihbarat raporu hazırlamak mümkün değil.

Oysa istihbarat raporları, AİHM’in ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere hiçbir hukuki değer taşımazlar.

Bunlar hukuki bilgi, hukuki belge veya hukuki materyal değildir.

Çünkü adli mekanizmadan farklı olarak istihbarat servisleri, hukukun genel ilkelerine dayanmadan, suç ve delil kaygısı gütmeden kişi ve gruplar hakkında hüküm ve yorum tesis eder.

Bu itibarla istihbarat raporları adli soruşturma dosyalarına konulmaz ve hiçbir yargısal karara esas teşkil etmez.

Sivil enformasyon savaşı

İstihbaratta üretilen istihbari bilgi ve raporları kullanacak kişi ve makamlara “müşteri” (consumer) denir, diyelim ve devam edelim.

O halde Başbakan’ı bilgilendirmekten de öte neden düzenleniyor bu gerçek dışı istihbarat raporları?

1- Camia aleyhinde AKP içi karşıtlığı sağlamak ve yerleştirmek

2- Raporun planlı olarak sız(dırıl)ması veya “müşterilere” servisi sağlanarak kamuoyu nezdinde Hizmet Camiası’nın prestijini kırmak ve illegal örgüt düşüncesinin milyonlara yayılması.

Bu sosyal bir gruba yönelik sivil enformasyon savaşıdır.

Çünkü bilgiyi veren ve yayan, yargıyı belirler, ilkesini tatbik ediyorlar.

Nitekim havuz medyası bu hilafı hakikat istihbarat raporları yaymakla görevli kullanıcı/müşterilerdendir.
Görüldüğü üzere aylardır da kullanıyorlar.

Kritik ve gayrikanunî müşteri ise Camia’ya operasyon için konuşlandırılan savcı ve sulh hâkimleridir.

3- Camia’ya yönelik aylarca önceden tasarlanan adli soruşturmanın haritasını/soruşturulacakları/tutuklanacakları(…) sonradan ve sırf bu soruşturma için oluşturulan “iktidar güdümlü” adli makamlara/savcılara/hakimlere iletmek.

MİT ve EGM cemaat raporlarının her ikisi de, camiaya yönelik adli soruşturmayı yürüten savcı ve sulh hâkimlerinin elinde kuvvetle muhtemel mevcuttur.

“Casusluk yaptın mı” gibi garip sorular yerine, somut verilere dayanan ve saçmalıktan azade bir soru bile soramamaları bunun göstergesi.

Çünkü elde suç delili yok.

O halde neye göre soruşturma yapacak savcı?

İstihbaratça eline tutuşturulan suç ve örgüt yorum ve şemalarına göre.

Böyle bir adli soruşturma usulü yok ama azıcık da olsa inandırıcı soruşturma görüntüsü verebilmek ancak böyle mümkün.

Şeytani entrikanın çarkları böyle dönüyor.

Share:

More Posts

Send Us A Message