Vicdan sahipleri hukuksuzluğu savunamaz

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Vicdan sahipleri hukuksuzluğu savunamaz

Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, gazeteci ve yazarların vicdanlarını rafa kaldırıp zulme varan komplo ve iftiralara destek vermeleriyle ilgili yazısını köşesine taşıdı.

İşte Erhan Başyurt’un o yazısı:

Yazarların “saçmalama” hakkına bile saygı gösterilmeli… Ancak gazeteci ve yazarların hakaret etmeleri, ortada olan somut hukuksuzluklar ile ilgili tarafsızlıklarını yitirmeleri, vicdanlarını rafa kaldırıp zulme varan komplo ve iftiralara destek vermeleri kabul edilemez.

Aylardır sürdürülen iftira ve yalanlara inanıp, insanların kendilerini savunmalarına kulak tıkamaları her gazetecinin kendi bileceği bir iştir…

Ancak aylardır yürütülen psikolojik harekât ve algı operasyonlarına destek olmaları, görevleri gereği “yolsuzluk” ve “casusluk” soruşturmalarını yapanları, yargıya intikal ettirenleri hedef haline getirenlerden yana taraf olmaları “liberallik” de değildir.

İlkeli duruş nasıl olur?

Bir gazeteci, yolsuzluk ve casusluk soruşturmaları ve somut iddiaları, yargılama süreçleri tamamlanana kadar prensip olarak görmezden gelebilir. İnanmama hakkına da sahiptir.

Ne var ki yolsuzluk ve casusluk soruşturmalarını yürütenlere yönelik yalan ve iftiralara da yargı süreci tamamlanıncaya kadar tarafsız kalır ve itibar etmezse bu ilkeli bir duruş olur.

Seçilmişlere ve onların koruma altına aldığı bürokratlara hukuk önünde bile hesap sorulamazmış gibi yazılar kaleme almak, kıyımlara destek verip yargıya müdahaleyi alkışlamak, demokratik hukuk devletine vurulan darbeyi de desteklemektir.

İleri demokrasilerde seçilmişler, her türlü hukuksuzluğu icra etme ve kendilerine biat etmeyen herkesi ezme hakkına sahip değildir. Aksine “şeffaflık ve hesap verilebilirlik” özellikle de kamu gücünü arkasına alanlar için, halkı ve kamunun çıkarlarını korumak olmazsa olmaz prensiplerdir.

Yargı infazına destek

Hâkim ve savcı bile “paralel” diye bir ifade kullanmazken, sorgularda hatta sorularda bile böyle yapıya ilişkin hiçbir ifade geçmezken, soruşturmayı “Nihayet paralel yapı yargı önünde” gibi lanse etmek, kökleşmiş bir önyargının ya da kasıtlı bir çarpıtmanın ürünü olabilir.

Tabii ki yasaları ihlal eden kim olursa olsun, yargı önüne çıkarılmalı ve hesabını vermelidir.

Suç varsa, ceza da olmalıdır.

Ancak birilerine “yargı infazı” uygulayabilmek için özel düzenlemeler yapılması, “İsmail”lerin devreye sokulması, hedef seçilen masum insanlara her türlü psikolojik işkence yapılması, gözaltı ve sorgulama süreçlerinde her türlü hak ihlallerinin gerçekleştirilmesi, hukukun üstünlüğünü ve kanun önünde eşitliği savunan vicdan sahibi hiç kimsenin hele hele bir gazetecinin savunacağı bir durum değildir.

Yargının yerine geçmek

Gerçekleri yazmak ve mağdurların hakkını savunmak, hukukun üstünlüğünde ısrarcı olmak “ahmak”lık değil, insanlık onuru ve vicdanının gereğidir.

Gerçekleri görmemekte ısrar edip, iftira ve yalanları baş tacı yapmak, İran’a casusluk ve yolsuzlukların örtülmesini savunmak algı operasyonları ve psikolojik harekete kurban olmaktır.

Tabii ki yazarlar yayın politikası ile ters düşebilir. Yazı işlerinin tercihlerini alenen köşesine taşıyıp eleştirebilir de… Ancak okurlara hakaret etmeden, kitleleri hukuksuz şekilde yaftalamadan, yargıya bile intikal etmemiş bir hususta kendisini yargının yerine koyup onları mahkûm etmeden…

Cevap vermek abesle iştigal olur ama…

Koza İpek Grubu’nun tüm şirketleri sadece Türkiye Cumhuriyeti devletinin finans kaynağıdır. Vergilerini tam verir, tüm yasalara uyar ve imtiyaz kullanmaz.

Tüm finansal verileri, ulusal ve uluslararası denetim kurumları tarafından düzenli olarak denetlenir.

Gerçek böyle iken; İranlı kardeşlerimize gösterdiği sempatinin zerresini milli şirketlerimize göstermeyen, devletin kaynaklarıyla satın alınmış, devletin kaynaklarından beslenen, para dolu havuzları değil de,su dolu havuzlarını haber yapan gazeteler ve aynı suda yıkanan diğerlerinin milli şirketlere paralel demesi normaldir.

Utanmadan tirajlarını şişkin gösterip, halka sürekli yalan söylemeleri yapılarının gereğidir.

Bu tür gazetelere cevap vermek abesle iştigal olur, millet bunları ve yalan haberleri sipariş verenleri, yaptıranları tanıyor, tanıyacak.

Share:

More Posts

Send Us A Message