Birkaç yıl önce bir program münasebetiyle Washington’dayız. Değişik gazetelerden, değişik görüşlere mensup pek çok gazeteci sohbet ediyor; laf lafı açtı, söz yalan yanlış haberlere dayandı. O günlerde bir internet sitesi işleten gazeteci arkadaş, Fehmi Koru’ya dönerek, “Valla Fehmi Bey, sizden özür dilemek zorundayım. Çünkü yıllar önce malum gazetenin buradaki muhabiriydim. Beni o günkü bir yönetici ısrarla arıyor, sizin aleyhinize haber yapmamı emrediyordu. Çaresizdim, mecburdum; ama biliyordum ki yazdıklarımız yanlıştı, yalandı.”
Gerçekten de yalandı o haberler. Mesela hikmetten nasibini hiç almamış bir adam, “Git Harvard’da okumadığına dair bir belge bul” demişti muhabirine. Araştırma yapmak için Boston’a giden muhabir, Fehmi Bey’in okul kayıtlarını, diplomasını bulmuş, “Abi, adam doğru söylüyor, Harvard’da okumuş ve mezun olmuş” deyince hakarete uğramış ve yalan haber yazması için zorlanmıştı. Yıllar sonra ifade edilen özür, bir taraftan muhabirin efendiliğinin ve dürüstlüğünün ifadesiydi; diğer taraftan da malum gazetenin nasıl çalıştığının göstergesi.
Bazı zaman dilimleri istisna edilecek olursa görünür ki öteden beri ‘Yerli Pravda’ böyle çalışır. Cuntacılık yapar, bölücülük yapar, mezhepçilik yapar… Ama hep başkasını suçlar… Cemil Meriç merhumun, “Kurulduğu günden beri tefekkürü felce uğratmaya memur… kuruluşundan beri l…m” demesi, basit bir öfkeyle söylenmemiştir. Merhum gayet iyi biliyordu ki Pravda, hemen her şer oluşumun içinde, hemen her kirli faaliyetin arkasındadır.
Bugünlerde saplantıları cinnete dönüşmüş durumda. Mesela Genelkurmay’ın iki satırlık açıklamasını, MGK’nın son bildirisindeki açık ifadeleri görmezden gelerek ve Başbakan’la Genelkurmay Başkanı’nı karşı karşıya getirmeye yeltenerek yayınladılar. Israrla asker-sivil ilişkisini kaşıyor, gerilim çıkarmak için gün sayıyorlar. Kışkırtıcılık rutin göreve dönüştü bunlar için. Her laftan bir mana üretmek için akla hayale gelmedik işler yapıp içlerindeki canavarı ortaya koyuyorlar.
Son dönemde Fethullah Gülen’e sataşmayı da günlük iş haline getirdiler. Bu konuda çırpındıkça nasıl bir defoyla dolaştıkları ortaya çıkıyor. Mesela geçenlerde bir ülkede Gülen’in teşvikiyle açılan okullar aleyhine güya haber yaptılar. Son dönemde “ulusal değerler”e pek kıymet vermeye çalışan(!) zevat, haberin yalan olduğunu pekâlâ biliyor, aynı haberin daha önce de yapıldığını ve tekzip yediklerini bile bile ve okurunu enayi yerine koyarak yalanı bir daha yazıyordu. Yalan o kadar barizdi ki haberin bir yerinde şöyle demek zorunda kalıyordu ‘Yerli Pravda’: “Yasalar çerçevesinde faaliyet gösteriyor olması nedeniyle kapatılması için bir gerekçe bulunamadı.” Satır arasına sıkıştırılmak zorunda kalınan bu gerçek ortadayken ‘Türk okulları kapanacak’ türünde bir haberi neden yayınlıyorsun? Ayrıca dünyanın bir ucunda insanların Türk okulunda okuması, Türkçeyi öğrenmesi ve hepsinden önemlisi “halkların kardeşliği”ne katkıda bulunması sizi neden rahatsız ediyor?
Anlaşılan o ki; bu gazetenin merkezinde dar görüşlü bir zümre var. Onlar yüzünden solun önemli bir gazetesi eridi, tükendi, bitti. Oysa bu ülkede hem iyi bir sol partiye hem de iyi bir sol gazeteye ihtiyaç var. Ancak dar alanda paslaşarak icraatını sürdürmeyi düşünen, o yüzden her türlü faşist eğilime çanak tutan küçük bir zümre, her türlü yalan ve iftiraya da başvurarak ayakta kalmaya çalışıyor. Gerçekleri çarpıtmak için her yolu deniyor. Yarın dünyanın öbür ucunda bir muhabir çıkıp zorla yaptığı haberden dolayı özür dilerse hiç şaşmam; çünkü büyük bir markayı bu kadar küçülten seçkin abi kadrosunun muhabire uyguladığı rutin bir taktik var ortada. Modası geçmiş bu tutucu kadrodan çoğulcu ve özgürlükçü bir düşünce beklemek beyhude olsa gerek…








