Houston, Bir Çözümümüz Var…

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Houston, Bir Çözümümüz Var…

Benim gibi bir Adanalı Houston’a giderse ne olur? Ne olacak, çok mutlu olur. Çünkü Houston sanki Amerika’nın Adana’sı…

Amerika’da Çukurova gibi yazları nemiyle insanı sırılsıklam eden, göz alabildiğine düzlükler üzerine kurulmuş, bir karpuz ve pamuk cenneti mi arıyorsunuz? Teksas’a hoş geldiniz… Ne yalan söyleyeyim, gelmeden önce bilmiyordum; Houston, ABD’nin dördüncü büyük şehriymiş. Tıpkı Adana gibi… Houston, Amerika’nın güney kıyısında, petrol tesisleriyle ünlü Meksika Körfezi’nin yakınında bulunuyor. Türkiye’nin en önemli petrol işleme ve transfer merkezlerinden olan İskenderun Körfezi ve Mersin Limanı ile Adana’nın konumu gibi…

ABD Dışişleri’nde Türkiye’yi de içine alan Güney Avrupa dairesinin müdürü Douglas Silliman, Houston’ludur. Ona, memleketinde en çok ne yapmamı tavsiye ettiğini sordum. ‘İftarda mutlaka helalinden bir Meksika yemeği ye!’ dedi. Öyle ya, Adana’nın meşhur acılı kebabı varsa, Houston’un da acısı Adana’yı aratmayan leziz Meksika yemekleri ve Teksas biftekleri var…

Silliman’ın tavsiyesini tuttuğuma hiç pişman olmadım. Aslında o güzel yemekleri geçen hafta sonu fazla mesai yaparak Türkiye’nin AB’ye tam üyelik görüşmeleri için sessiz ve derinden; ama oldukça yoğun bir diplomatik çaba sarf eden Silliman ve arkadaşları belki daha çok hak etmişti; ama nasip bizeymiş…

Unutmadan, güneyden gelen Meksikalıların, diğer Hispaniklerin ve siyah Afro-Amerikalıların Houston’a yaptıkları tesir ile Osmanlı döneminde Suriye’den getirilerek Çukurova’ya yerleştirilen çiftçi (fellah) Arapların, Doğu ve Güneydoğulu çoğu Kürt asıllı göçmenlerin Adana’ya yaptıkları sosyo-kültürel katkılar da birbirine benziyor… Sıcak insanlar, lezzetli yemekler, farklı diller, zengin şiveler; güney iller hep böyle şenlikli mi oluyor?..

Göç alan hemen tüm büyük şehirler gibi Houston’a da çeşitlilik hakim. Fakat bu çeşitlilik, çatışmaya değil, güneyin sıcak misafirperverliği sayesinde, nispeten uyumlu bir birlikteliğe dönüşmüş. Hatırlarsanız Houston’lular son Katrina felaketinde çoğu siyah olan binlerce mağdura kapılarını cömertçe açmış, tüm Amerika’ya örnek olmuştu. Kaldığım otelin yanındaki fuar binasının spor salonunda hâlâ az sayıda Katrina kurbanı kalıyormuş. Gözlemleme niyetiyle oraya gittim; fakat Kızılhaç görevlileri içeriye sokmadılar. Belli ki bu zavallı insanlar, mağduriyetlerinin tüm mahremiyetiyle basına yansımasından artık bıkmışlar.

Houston, daha niceleri gibi, Türklere ve Müslümanlara da kucak açmış. Şehirde 80 dolayında irili ufaklı cami ve mescid var. Müslümanların sayısı yüz binlerle ifade ediliyor. Sayıca nispeten az olsa da, büyük işler yapan aktif bir Türk topluluğu da bulunuyor burada. Özellikle Raindrop Foundation (Yağmur Damlası Vakfı) ve Institute of Interfaith Dialogue (IID) (Dinlerarası Diyalog Enstitüsü) etrafında toplanmış Türklerin göğüs kabartan faaliyetleri var.

Ben aslında Houston’a bir başka göğüs kabartıcı hadise vesilesiyle gelmiştim. Gazetemizin son yarışmasında biri gümüş madalya olmak üzere beş ödül aldığı, ABD ve dünyanın görsel gazetecilik alanındaki en prestijli kurumlarından SND’nin yıllık toplantılarında ve ödül töreninde Zaman’ı temsil etmekle görevli ekibin içindeydim. Ama buradaki vatandaşlarımızın çalışmalarını görünce, göğsüm daha bir kabardı.

Görsel yönetmenimiz Fevzi Yazıcı ve İngilizce internet sitemizin editörlerinden Kiri Öztürk’le beraber IID’nin üçüncü geleneksel dinlerarası diyalog iftarına da gitme imkanı bulduk. Birbirinden değerli konuklar dünya barışı adına gayet anlamlı konuşmalar yaptılar. Sırf o denli farklı kökenlerden insanların bir araya getirilmiş olması bile başlı başına bir başarıydı. IID, çok genç bir kuruluş olmasına rağmen büyük işler yapmış. Benzeri örgütler arasında parmakla gösterilir hale gelmiş. Misafir konuşmacıları dinlerken, buradaki vatandaşlarımızın hem Müslümanlığı hem de Türkiye’yi ne kadar başarıyla temsil ettikleri anlaşılıyordu.

Mesela IID’nin organizasyonu ile Türkiye’ye gittiğini söyleyen Rice Üniversitesi’ne bağlı Boniuk Toleransı İlerletme Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Jill Carroll, ‘O geziden sonra hayatım değişti.’ diyor ve bunu ‘misafirperverliğin gücü’ne bağlıyor. Houston Üniversitesi Din Araştırmaları Bölümü Direktörü Dr. Lynn Mitchell, Türkiye’deki Müslümanların yaptıkları özverili çalışmalardan bahsederek, ‘Bir Hıristiyan olarak onları kıskandım.’ diyor. Presbyterian din adamı Dr. Coval Macdonald ise bütün bu güzellikleri Fethullah Gülen’in görüşlerinden esinlenenlere borçlu olduklarını ifade ederken, hızını alamayıp salondaki 350 kişiye Muslim World dergisinin Gülen’le yaptığı röportajdan pasajlar okuyor. Macdonald’a göre ‘Gülen, Hazreti İbrahim babamızın meyvelerinin yaşayan gerçek bir örneği’.

Eğer bu gözlemleri yapmasaydık, NASA’nın Houston’daki merkezini ziyaret ettikten sonra belki de uzay filmlerinden hatırladığımız ‘Houston, bir problemimiz var’ lafı dilimizde bu şehirden ayrılacaktık. Ancak barış ve kardeşlik adına ‘Houston, bir çözümümüz var’ diyenleri görünce, olay değişti…

Share:

More Posts

Send Us A Message