Yeni yepyeni bir cehd

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Yeni yepyeni bir cehd

İrfan pınarlarından süzülüp gelen ve bizlere testi ile sunulan âb-ı hayat eserlerden birisi daha “Yenilenme Cehdi” ismiyle istifademize sunuldu. Bu baş ucu eserden bazı bölümlere dikkat çekmek istiyorum:

“Bizim başkalarına vereceğimiz güzel ve faydalı şeyler yanında onlardan da alacağımız, istifade edeceğimiz bir kısım güzel ve faydalı şeylerin olduğunu/olacağını unutmamalıyız. Zira günümüzde küreselleşen dünyada değişik coğrafyalarda çok önemli şeyler inkişaf etmiş ve gelişmiş olabilir. Başkalarından alacağımız farklı fikir ve değerlendirmeler, duygu ve düşünce dünyamızda bizi yeni terkiplere götürebilir. O halde bize düşen insanlığa faydalı olabilecek her türlü güzelliği alıp onlardan istifade etmeye çalışmak olmalıdır.”

“Güzellik teâtisinde (alış-verişinde) bulunurken elindekini teşhir edebileceği bir pazar yeri hâline getirme gayreti içinde oluruz. Böylece müşterisini bulan kıymet ve değerler, talebe bağlı olarak insanlara ulaşmış olur. Yoksa geçmişten tevârüs edilen değerler mecmuasını başkalarına dayatma, dayatıp tepeden bakma mülâhazasıyla meseleleri sunma katiyen doğru değildir. Hiçbir zaman hatırdan çıkarılmaması gerekir ki sizin değerleriniz muhataplarınızın çok ciddi ihtiyaç duyduğu bir keyfiyette olsa da, üslup hatası yapıldığı takdirde, dıştan gelen her türlü güzelliğe karşı insanlar tepki verir, tepki gösterir. İşte böyle bir tepkiye sebebiyet vermemek için karşılıklı alış-verişte bulunuyor gibi bir taraftan başkalarından alacağımız güzel ve faydalı şeyler olduğunu unutmamalı, diğer taraftan da teşhir edeceğimiz güzellikleri muhatabın hoşnutluk ve kabulüne bağlı sunmalıyız.”

Hiçbir zaman hatırdan çıkarılmaması gerekir ki sizin değerleriniz muhataplarınızın çok ciddi ihtiyaç duyduğu bir keyfiyette olsa da, üslup hatası yapıldığı takdirde, dıştan gelen her türlü güzelliğe karşı insanlar tepki verir, tepki gösterir.

“Aslında küreselleşen bir dünyanın böyle bir etkileşime çok ciddi ihtiyacı var. Zira neticesi gidip kavgaya dönüşebilecek anlaşmazlık ve uzlaşmazlıkları ancak karşılıklı kültür alış-verişinde bulunmak suretiyle engelleyebilir; engelleyip insanlık çapında bir sulh atmosferi oluşturabiliriz. Farklı kültür ve medeniyetler arasında bu türlü diyalog köprüleri ve sıcak bir ortam oluşturulmadığı takdirde, farklılıklar ve uyuşmazlıklar insanlığı, telâfisi mümkün olmayan kavga ve savaşlara sürükleyebilir. Günümüzde ortaya çıkacak böyle bir kavga ve vuruşma ise ne Birinci ne de İkinci Cihan Harbi’ne benzer. Hiç şüphesiz böyle bir savaş, çok daha öldürücü ve tahrip edici olur. Zira atom bombası veya hidrojen bombasıyla yapılan bir harbin galibi olmaz. Böyle bir savaş bütün insanlığın sonu demektir.”

“Arabuluculuk diyebileceğimiz bu misyon, bu vazife mahalli olabileceği gibi daha geniş dairede de yapılabilir. (…) Bu konuya katkısı olanlar için Allah Resûlü’nün (sas) vaad ettiği fazilet ve sevap şu şekildedir: ‘Size oruç, namaz ve sadakanın derecesinden daha üstün olan şeyi haber vereyim mi?

Evet (Ey Allah’ın Resûlü söyleyin!) dediler.

İnsanların arasını düzeltmektir. Çünkü insanların arasındaki fesat ve bozukluk (dini kökünden) kazır.’ (Tirmizî, kıyamet 56, Ebû Davut, edeb 50 )”

“Esasında, günümüzde Anadolu insanının dünya çapında gerçekleştirmeye çalıştığı diyalog faaliyetlerini, bu kategoride değerlendirebilirsiniz. Evet diyalog deyip dünyanın dört bir yanına açılma, küs milletleri birbiriyle tanıştırma, bu mevzuda sürekli strateji oluşturma, taktik geliştirme ortaya çıkabilecek ihtilafların, savaşların, hercümerclerin önünü alma adına çok önemlidir. ”

“Devlet ricali (adamları) farklılıkların bir kavga vesilesi olmaması için, medeniyetler ittifakı düşüncesiyle bir araya gelerek belli konularda anlaşıp müşterek hareket edebilirler. Elbette ki böyle bir hareket, insanlık adına çok önemlidir, takdir edilmesi ve alkışlanması gereken bir faaliyettir. Fakat böyle bir anlayış, toplumların kılcal damarlarına kadar inmemişse, yani toplum tabanında benimsenmemiş, içselleştirilmemişse bu tür cehd ve gayretler bir mânada havada kalır. O sebeple meseleyi halklara mâl etmenin yollarını aramak gerekir. İsterseniz siz buna devlet ricâlinin başlattıkları hareketleri, halka mâl etmek sûretiyle devlet adamlarına yardımcı olma gözüyle de bakabilirsiniz. Meselenin kalıcılığı da ancak buna bağlıdır.”

Küllî ve cüz’î problemlerin çözümlerini bulacağımız bu irfan pınarlarımıza, bu güzel kaynaklarımıza yönelip kana kana istifade etmemiz gerekiyor.

Share:

More Posts

Send Us A Message