Varlık içinde yokluğu yaşamak

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » Varlık içinde yokluğu yaşamak

Yine bu sene de geçtiğimiz yıllar gibi insanlarımız Türkiye’mizden, dünyanın başka ülkelerinden Kurban Bayramı’nı başka ülkelerde muhtaç insanların yanında gönlü kırıkların ve mağdurların semt ve diyarlarında geçirdiler…

Eyüp Bey’in hatıralarından başlayıp bana ulaşanları sizlere parça parça aktarmaya çalışayım:

Bir gönüllüler grubu içindeydim. Bize “Orta Afrika ülkesine gideceksiniz.” dediklerinde ilk defa duyduğumuz bu isim üzerinde düşünmeye başladık. Biraz araştırınca, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin 622 bin kilometrekare yüzölçümü olan 5 milyon nüfusla ve dünyanın en fakir üç ülkesinden birisi olduğunu öğrendik. Sömürgecilerden ancak 1960 yılında bağımsızlığını elde edebilmiş. Ülke, elmas deposu ve yemyeşil ama sömürüle sömürüle perişan hâle gelmiş. Sömürgeciler sadece maddî kaynaklarını değil aynı zamanda insanların umutlarını da alıp götürmüşler. Sanki ülkenin üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi… Kurban kesilecek hayvanlar dahi 1000 km uzak komşu ülkelerden getiriliyor…

“Hizmetlerin üç kerametinden birincisi Cenab-ı Hakk’ın hizmet zeminini hazırlayıp hizmet edecekleri sevk etmesidir.”

Ama buraya 2004 yılında eğitim gönüllülerimiz adımlarını atıp işe başlamışlar. Ama her taraf harap… Okul binası için günlerce dolaşmışlar. Fakat kaderin bir cilvesi onların karşısına Mösyö Jozef’i çıkarmış… Ülkenin en zengini ve işyerlerinde devletten sonra en çok işçi çalıştıran patronu… Aynı zamanda Türkiye’nin Orta Afrika Cumhuriyeti Başkonsolosu… Şehrin ortasındaki dikimevini okula bağışlamış… Eğitim müessesesi olarak dikimevinin inşaat şirketleriyle gerekli tadilatı da yapmış teslim etmiş..

Aslında Mösyö Jozef, Suriye asıllıdır. Babası bir zamanlar Fransızlar tarafından zorla lejyoner olarak buralara getirilmiştir. Kendisi de 1947’de daha beş yaşında iken buraya gelebilmiştir. Asıl adı Hişam Kamaşî’dir. Ama babası vefat edince on yaşında annesinden alınmış ve 12 yaşında vaftiz edilerek ismi değiştirilmiştir… Fransız Koleji’nde okutulmuş, Fransa’da yüksek tahsil yaptırılmıştır. Büyük bir işadamı olsa da onun hayalinde hep insanlara faydalı olacak bir eğitim müessesesi kurmak vardır. Kader denk noktasında, Hişam Kamaşî’nin TC fahri başkonsolosu seçilmesiyle, eğitim gönüllülerimizin oraya gelmesi aynı zaman diliminde kesişmektedir. Bu tamamen kaderin bir sevkidir. “Tevafuklar bu hizmetin kerametidir.” diyen Zât’ın ifadesiyle, “Hizmetlerin üç kerametinden birincisi Cenab-ı Hakk’ın hizmet zeminini hazırlayıp hizmet edecekleri sevk etmesidir.”

İşte kaderin yollara su serpip tevafuklarla kesiştirdiği 2004’ten bir sene sonra Hişam Kamaşî’nin tadilatını yapıp teslim ettiği eğitim binasına 2005’te girilir ve eğitime başlanır…

Bu senenin yani 2012’nin Ocak ayında, yine aslî inançlarına kavuşmuş olan Hişam Kamaşî, Hakk’ın rahmetine kavuşur. Ama bu sefer vazifesini aynı duyarlılıkla oğlu üstlenir… Torunları da okulumuzdadırlar.

Bayram sabahı Türkiye’den de gelenlerle Yardım Zamanı heyeti 80 kişilik bir grupla Hişam Kamaşî’nin kabrine ziyarete gidildi, kabrin başında Yasin-i Şerifler okundu ve dualar edildi…

Share:

More Posts

Send Us A Message