“Türkiye’de Güzelliklerle Karşılaştım”

Home » Türkçe » Basından » Köşe Yazıları » “Türkiye’de Güzelliklerle Karşılaştım”

Yirmi kişilik grupla Türkiye’ye gelip, insanlarımızı, kültürümüzü yakından tanıma imkânı bulmuş bir Amerikalının tespitlerinden bazılarını sizlere aktarmak istiyorum.

Prof. Dr. David A. Bauman diyor ki:

Türk insanını, inanılmaz seviyede iyiliksever buldum. Ben dahil hepimizi utandırdılar. Eğer Amerika dışından bir grup bizim ziyaretimize gelselerdi, evimizi bu derece açıp onları hediyeler ve elimizde olan her şeyle ikramda bulunacağımızı sanmıyorum.

Nereye gidersek gidelim, insanların bizim ve hayat tarzımız hakkında ciddi bir merak içinde olduklarını gördük. Türklerde arkadaşlık inanılmaz derecede önemli… Onu göstermenin de çeşitli yolları var… Amerikalılarla Türkler arasında bu hususta pek büyük farklılıklar var. Bu gezide edindiğimiz arkadaşlıklar, artık ömür boyu sürecek cinstendi.

Kiminle görüşürsek görüşelim bize verilen mesaj: “Hepimiz aynı anne-babanın çocuklarıyız. Hepimizin Rabbi bir…” Bu söz bize, hem Müslümanlar, hem Hıristiyanlar hem de Yahudi cemaati tarafından aynı şekilde söylendi… Bu ise bizim, Amerika’da dile getirdiğimiz mesajın tam tersiydi. Türkiye’de dînî liderler, bir araya gelip diyalog yapabiliyorlar. Beraberce bütün dinleri kapsayan programlar düzenleyebiliyorlar. Doğrusu da bu… İnsanlar sadece diyalog sayesinde birbirlerini tanıyabilirler.

Fethullah Gülen; “Peygamberimiz (sas) yanından geçen bir cenaze için ayağa kalktı. Ona ölenin bir Yahudi olduğu hatırlatılınca, Peygamberimiz (sas); ‘Ama bir insan!’ diyerek İslâm’ın insana olan saygısının ne şekilde olacağını göstermiş oldu. Hakikat şu ki, kendisine Müslüman diyen bazı kişi veya kuruluşların terör faaliyetlerinin içinde olmaları hiçbir şekilde İslamiyet’le bağdaşmaz. İslâm’da terör yoktur. Bu yüzden diyorum ki; İslâm’ı gerçekten anlayan bir Müslüman nasıl terörist olabilir?” diyor. Türkiye’de bize, Müslümanların terörist olamayacağı çok çabuk anlatıldı.

Türkiye’de özel okulları ve özel Fatih Üniversitesi’ni de gezdik. Talebelerin aldıkları bilim ve olimpiyat ödüllerini gördük. Bunlar eğitimin kaliteli olduğunun göstergesi… Öğretmenlere çok saygı var. Okul, ev ve hizmet arasında güzel bir âhenk mevcut…

Benim yalnız başıma bazı sınıflarda öğrencilerle görüşme fırsatım oldu. Çok hârikaydı. Ben çocukları tanımak için sorular sordum; ama onlar benden daha meraklılar… Onlar da bana sorular sordular. Yani çocuklar nerede olursa olsun, her zaman çocuk. Çocukların ailelerde çok büyük değerleri var. Türk ailesinin, çocuklarına, bizden daha fazla bağlı olduğunu fark ettim. Türkiye’de aile, çok önemli bir değere sahip.

Bush’un Ortadoğu politikasını benimsemiyorlar. Kendilerine Amerika’ya hangi mesajla dönmemi istediklerini sorduğumda istisnasız hepsi de “Biz barış istiyoruz!” dediler. Bu mesaj, her yaştan, her dinden, her düşünceden olan büyük sayıda insan tarafından dile getirildi. Türk halkının genel düşüncesi buydu.

Türk insanını çok onurlu buldum. Ülkelerini ve dünyayı değiştirmek için çok güçlü istekleri olduğunu gördüm.

Yemekleri taze ve lezzetli…

Câmiden ezan sesini duyduk. Bu akıldan çıkmayan, güzel bir şey! İbadetleri de inanılmaz bir hareket!. Düşünüyorum da her vakit başında okunan ezan gibi, Amerika’da da her vakit başında kilise çanları çalıp gürültü çıkarsa, şikayetler olurdu…

Türk tarihi olağanüstü ve inanılmaz şekilde zengin!..

***

Bu yazıyı, Elizabethtown Üniversitesi Eğitim Fakültesi Profesörü Dr. David A. Bauman’ın, Türkiye’den döndükten sonraki yazdığı bir makaleden, parça parça derledim.

Share:

More Posts

Send Us A Message