Büyük çoğunluğu Makedon Ortadoks olan ve tahminen yüzde 40 civarı Müslüman nüfustan meydana gelen Makedonya ile ülkemiz arasındaki münasebetler iyi seviyede…
İki ülkenin hükümet üyeleri arasında ziyaretler eksik olmuyor. Her ne kadar Makedonya’nın özelleştirmelerinde büyük payları başkaları almış olsa da 1990’ların başından itibaren sıkıntılı her dönemde Türkiye, maddî-manevî devamlı Makedonya’nın yanında oldu; desteklerini esirgemedi…
Türk okullarının açılışı ile ilgili sohbet ettiğim Makedonya doğumlu Ahmet Bedir Bey şunları söylüyor:
Türkiye’den gelen eğitim gönüllüleriyle 1995’te tanıştım. Yakın arkadaşlarımdan birisi, beni onların kaldığı eve götürüp tanıştırdı. Çok sıcak ve hoş davranışları ile benim üzerimde derin tesir bıraktılar. Okul açma niyetlerini izhar ederek, benim gibi buranın dillerini iyi bilen birisine ihtiyaç duyduklarını belirttiler. Bu teklife sıcak baktım.
Eve döndüğümde o gece ilginç bir rüya gördüm; Türkiye’den gelen bu gençler benim etrafımda dolaşıyorlar ve benim yazlık elbiselerimi çıkarmamda ve yerine kışlık kalın elbiseleri giymemde yardımcı oluyorlar…
Önceden nâdiren rüya gördüğüm ve gördüklerim de gerçekleştiği için, bu rüya kafama takıldı. Onun için rüya tabirlerine müracaat ettim; ince elbiselerin çıkarılıp kalın elbiselerin giyilmesi, imanın bir derece artmasına işaret ediyordu. Bunun üzerine, bu Türklerle kalmaya ve onlara yardımcı olmaya karar verdim. 1996 Kasım’ında okulun açılışına kadar onlarla beraber büyük gayret gösterdim. O sırada üç yıllık evliydim ve üç-dört aylık bebeğimiz vardı. Ama onlar köyde kalıyor, ben şehirde hizmet ediyordum ve ancak iki haftada bir yanlarına gidip gelebiliyordum. O günlerde annem Muhammed Mustafa (sas) Efendimiz’i çok güzel bir sûrette rüyasında görmüş. Efendimiz (sas) köyümüzde bir câminin önünde, parlak beyaz elbiseler giymiş halde, nur saçan yüzüyle cemaate nâsihatta bulunmuş ve annemi yanına çağırarak, câminin bir kapısını açıp içeriye çağırmış. İçeri girince de anneme bir kap dolusu altın renginde buğday daneleri hediye etmiş. Yine aynı günlerde babam da rüyasında Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali efendilerimizle beraber, düşmandan Resulullah Efendimiz’i (sas) kurtarmak için mücadele ettiğini görmüş… Bütün bu rüyalar, benim ailem içinde benim hakkımda iyi işler yapmakta olduğuma birer işaret sayıldı ve benim desteklenmeme vesile teşkil ettiler…
1996-1997’de açılan okulumuzda yalnız 24 öğrencimiz vardı. Bu öğrenciler genelde Makedonya’da yaşayan Türklerin çocuklarından meydana geliyordu. Halbuki pek çok okulu ziyaret etmiş ve elimizden geldiği kadar da reklam yapmıştık. Ama Makedon asıllı öğrencileri almakta çok zorlanıyorduk. Çünkü insanlar bu okulun, sadece Makedonya’da yaşayan Türklere hitap ettiğini zannediyorlardı. Makedonca yazılmış tarih kitaplarında ise Osmanlılar ile ilgili çok kötü ve yanlış bilgiler vardı, bu yüzden okulumuza peşin hükümlerle yaklaşıyor ve uzak duruyorlardı. Ama ilerleyen yıllarda eğitim kalitemiz kendisini göstermeye başladı ve öğrenci sayımızda hızlı artışlar, kendisini gösterdi. Her dinden pek çok öğrenci artık okulumuzu tercih ediyordu.
1995 yıllarında hayal ettiğimiz okullar, bugün Makedonya’nın Üsküp, Gostivar ve Struga şehirlerinde faaliyet göstermektedir. Üsküp ve Struga’daki, yeni ve modern okul binaları ile verdiği kaliteli eğitimle, katıldığı yarışmalarda gösterdiği başarılarla ve mezun olan öğrencilerin Avrupa, Amerika ve Türkiye’de en kaliteli üniversitelerde eğitim görmeleriyle bugün Makedonya’da en çok tutulan eğitim yuvaları haline gelmiş bulunmaktadırlar. Önce tereddütle baktıkları bu okullara artık insanlar, bugün kayıt yaptırabilmek için giriş imtihanlarımızda çocuklarını yarıştırmaktadırlar.
Buraya kadar hatıralarını aldığımız Makedonyalı Ahmet Bekir, “Ne günlerden, ne günlere geldik.” diyerek hep hâline şükretmektedir.








