Yağmur yağmaya devam ediyor

Home » Türkçe » Basından » Haberler » Yağmur yağmaya devam ediyor

Yağmur yağmaya devam ediyor

Türkiye’nin önde gelen kültür-edebiyat dergisi Yağmur, 15. yaşını kutluyor. Derginin yazı işleri müdürü Hasan Ahmet Gökçe, “Görülmek için iş yapmıyoruz ama yaptığımız işlerin de görülmesini istiyoruz.” derken yayın ilkelerini bir kez daha hatırlatıyor: “Bir yazı dünyanın en güzel hikâyesi de olsa eğer orada hakikate dair bir işaret yoksa bizim için yayımlanma şartı teşkil etmiyor.

Dil, kültür ve edebiyat dergisi Yağmur, 15. senesinde. Derginin yazı işleri müdürü Hasan Ahmet Gökçe, Yağmur’daki kriterin hakikate bir şekilde temas etmek olduğunu söylüyor. Ona göre edebiyat da Allah rızası için olmalı. Gökçe, “Görülmek için iş yapmıyoruz, ama yaptığımız işlerin de görülmesini istiyoruz.” diyor.

Yaklaşık 100 edebiyat dergisi yayımlanıyor. Yağmur’u diğerlerinden ayıran fark ne?

Yağmur’da yayımlanan yazılar çok ince eleklerden geçiyor. En bariz fark, heyet farkı… Bir gün Prof. Dr. Turan Karataş hocamız gelmişti heyete. “Dünya üzerindeki hiçbir edebiyat dergisi böyle çıkamaz. Çünkü elli kişinin eleştirdiği bir yazıyla edebiyat dergisi var olamaz.” dedi.

Peki, bu eleştirilerin sonucunda ortaya çıkan ürün ne kadar edebî olabilir?

Şöyle açıklayayım: Bir yazı dünyanın en güzel hikâyesi olsa ve biz bunu fark etsek eğer orada hakikate dair bir işaret, remiz, temas yoksa bizim için yayımlanma şartı teşkil etmiyor. Bir yaraya merhem olacak. Çünkü İslam sanatının temelinde bu var: Fayda mülahazası. Allah’a ve peygambere sunuyor gibi yazmalı. Hitap da böyle olmalı.

O yüzden mi ‘kalp ehli edebiyat sevdalılarının limanı’ haline dönüşüyor Yağmur?

Evet… Bâtılı tasvire geçit vermiyoruz. Zaten bu tarz münakaşalar, Batı’nın dayatması. Hem modern dünya kimi terbiye etmiş ki… Kendi dilimizi pişirmemiz lazım. Bir dilin halka mal olması en az elli yıl sürer. Dil, dinin de taşıyıcısıdır. Bazıları kılıfa bakıyor. Mânâ güzel olabilir, ancak dil güzel değilse bir mânâ ifade etmez.

O halde Allah rızasını gözetiyorsunuz yayınlarınızda…

Her şey gibi edebiyat da Allah rızası için olmalı, evet… Bizim kızıl elmamız budur. Ama bizde Tanzimat’tan bu yana, gördüğünü hemen alıp uygulama fantezisi var. Bunların hepsinin altında kendini ifade var. Batı, ne vermiş ki kendi nesline? Bizi bu günlere kadar ayakta tutan kendi değerlerimizi neden görmüyoruz? Estetik kaygı tabii ki olmalı. Ama her şeyde hakikat aramalıyız. Salt edebiyat, Batı’nın dayatması. İster fert olsun ister heyet olsun kendini anlatma var. Murad-ı ilâhîyi takip yok. Ürperten bir taklit var. Bütün bunları yeniden düşünmek lazım.

15. senenizdesiniz. Okul olabildiniz mi?

Dışarıdan bakıldığında böyle söylenmiyordur. Ama kendi yağımızla kavrulacak bir kadromuz oluştu bu süre zarfında. Mehmet Erdoğan, Nihat Dağlı, Hüdayi Can, Şemsettin Yapar, Yaşar Beçene gibi isimler Türk edebiyatına kazandırılmıştır. Görülmek için iş yapmıyoruz ama yaptığımız işlerin de görülmesini istiyoruz.

Dergide hikâyenin bu kadar yoğun olmasının sebebi ne?

Bizim geleneğimizde Kur’anî metodun büyük yeri vardır. Hakikatlerin hikâye ile anlatılması daha yaygındır bizde.

Dergi sayfalarında hep aynı yazarlar var gibi eleştiriler söz konusu…

O arkaik bir eleştiri. Yağmur son beş seneye kadar hep aynı insanların yazdığı bir dergiydi. Ama bu algı değişti diyebilirim. Artık genç ve yeni isimler ağırlık kazanıyor.

Yağmur, piyasada görünmüyor çok…

Bilinçli bir tercih bu. Görünür olmak için çaba sarf etmiyoruz. Edebiyat dergilerinin ruhunda vardır görünmek, ama bizde öyle bir algı yok.

Share:

More Posts

Send Us A Message