Johns Hopkins Üniversitesi Orta Asya-Kafkaslar Enstitüsü’ndeki (CACI) bir konferansta Orta Asya’daki Türk okulları mercek altına alındı.
İstanbul’daki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nden Dr. Bayram Balcı’nın konuşmacı olarak katıldığı ‘Türk İslamı Genç Orta Asyalıları Eğitiyor’ konulu konferansta Fethullah Gülen’in teşvikleriyle başlayan eğitim hareketinin bölgedeki faaliyetleri tartışıldı.
Enstitünün direktörü ve Orta Asya uzmanlarının duayenlerinden biri olarak kabul edilen Prof. Charles Fairbanks’in oturum başkanı olduğu toplantıda konuşan Dr. Balcı, okulları ‘çok başarılı’ bulduğunu vurguladı. 1996-99 yılları arasında bölge ve Türk okulları üzerine Fransa Gronoble Üniversitesi adına araştırma ve incelemelerde bulunan Bayram Balcı, çalışmalarını doktora tezi olarak sundu ve kitap olarak Fransa’da bastırdı. Balcı’ya göre, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkelerde hizmet veren bu okullar, üniversitelere soktuğu öğrenci oranının yüksekliği ve uluslararası bilim olimpiyatlarında aldıkları şampiyonluklarla bölge insanı ve elitleri için bir cazibe merkezi. Başarının altında yatan bazı faktörler ise şunlar: “Modern eğitim ve donanım, yüksek motivasyonlu öğretmenler, yurt sistemi, yerel eğitimin zayıflığı, yolsuzluk olaylarının yaşanmaması.”
Okulların gerek ilgili ülkelerdeki Türk diplomatik temsilcileri gerekse yerel idare tarafından beğenildiğini anlatan Balcı, okullarda İngilizce, Türkçe, Rusça ve yerel diller olmak üzere dört dilde pozitif bilimlerle ağırlıklı bir eğitim verildiğini ve müfredatın laik olduğunu kaydetti. Bunun üzerine konferansta “İslâm, bu okulların neresinde?” sorusuna cevap arandı. “Okulların birinci öncelikleri insanları Müslüman yapmak değil, iyi insanlar yapmak.” diyen Balcı, öğrencilerin ahlaklı, vatansever bireyler olarak yetiştirildiğini, dinî faaliyetlerin ise ılımlı ‘Türk İslâmı’ çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. 1990’ların başlarında bazı okullarda ihtiyaca göre dinî telkin denilebilecek çalışmalar görüldüğünü, ancak bunun zamanla terk edildiğini belirten Balcı, İslami mesajlarda ‘tebliğ’ değil ‘temsil’ yolunun tercih edildiğini vurguladı. Buna göre, öğretmenler ve belletmenler öğrencilere ‘iyi örnek’ olarak İslam’ı ve Türkiye’yi güzel temsil etmeye çalışıyorlar. Balcı, benzer bir metodu Avrupa kökenli Cizvit Katoliklerin de kullandığını söyleyerek kitabının başlığında neden ‘Orta Asya’daki İslam misyonerleri’ ifadesi kullandığını da izah etmiş oldu. Prof. Fairbanks ise ‘misyoner’ ifadesinin ‘biraz yanıltıcı’ olabileceğini kaydetti.
Türk diplomatik makamlarının ilgili başkentlerde okullar lehine referans verdiğini söyleyen Dr. Balcı, okulların Türk devletinden resmi mali destek alıp almadığı yönündeki bir soruya karşılık, paraların özel şirketlerce karşılandığını belirtti. Prof. Fairbanks de finansman konusunda Türk İslam tarihinde örneklerine çokça rastlanan vakıf geleneğine işaret etmenin daha doğru olacağını belirtti. (Ali H. Aslan, Washington)








