Fethullah Gülen hakkındaki beraat kararının Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından önceki gün onanması kamuoyunda bütün kesimlerce olumlu karşılandı.
Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, kararı ‘hakkın teslimi’ olarak değerlendirdi. Nuri Gürgür, “Bu karar Yargıtay’ın ilgili mahkemesinde onanmış ve kesinleşmişti. Karar onanırken bütün deliller ve savcı iddiaları ele alınıp değerlendirilmişti. Mahkeme de Yargıtay safhasına kadar titiz incelemeyle hukukî bakımdan sonuçlandırmıştı. Ondan sonraki böyle bir süreci doğrusu ben hukukî bakımdan algılamakta zorlandım. Ama verilmiş olan beraat kararı netice itibarıyla bir hakkın teslimi anlamına geliyor. O bakımdan hukukun tecelli etmiş olması sevindirici bir olaydır.” şeklinde konuştu.
Gazeteci yazar Nazlı Ilıcak ise davayı ‘zorlama bir dava’ olarak değerlendirdi. Davanın, Fethullah Gülen’in tek kişilik terör örgütü kuramayacağı bilinmesine rağmen açıldığını hatırlatan Ilıcak, “Zorlama bir davaydı. Bu davanın Rahşan affı ile gündemden kalkmasına razı olmadılar. Gülen’in mahkumiyeti beklenmiyordu. Bu dava kabul görseydi; okulların, dershanelerin, şirketlerin suç unsuru olduğu anlamına geliyordu. Yargıtay Başsavcısı tüm bu müesseselerin, laikliği yıkmak için kurulduğunu iddia ediyordu. Yargıtay’ın gerekçesini henüz görmedim. Aslına bakarsanız, kararın bu yönde çıkması sürpriz sayılabilir! Kılpayı bir netice alınmış.” dedi.
Marmara Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Canan, Gülen’in hukuki açıdan beraatının kesinleşmesinin Türkiye adına sevinilecek sonuç olduğunu söyledi. Canan, “Dünya genelinde yürütülen eğitim hizmetlerinden dolayı ismi bayraklaştırılan Gülen hocaefendinin asılsız ithamlarla yargılanmasının beraatle sonuçlanması akıl ve izan sahibi herkesi mutlu etmesi lazım. Herhangi bir suç işlememiş Gülen’e yöneltilen ağır ithamların mahkeme tarafından reddedilmesine bakınca ‘Demek ki hâlâ Türkiye’de adalet işliyormuş’ diyesi geliyor insanın.” açıklamasında bulundu.
Gazeteci yazar Prof. Dr. Mehmet Altan ise böyle bir davanın açılmasını en baştan anlamlı bulmadığını anlattı. Altan, görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “(Bir silahlı çete) iddiasıyla, davanın açılmasını garipsemiştim. Gülen hareketi, dine bir kültür olarak bakan, kente karşı köylülüğü silah olarak kullanmayı engelleyen, gelişmiş, dünyalılaşmış, Müslümanlıkla, insan haklarıyla ön kabul görmüş bir anlayıştır.”
Gazeteci yazar Ali Bulaç ise kararın Türkiye’yi rahatlamaya götüreceği üzerinde durdu. Bulaç, “Artık suç sayılan mesnet ortadan kalkmış oldu. Halkın vicdanıyla bu karar örtüştü. Adalet tesis edildi. Adalet tahakkuk edince zaten vicdan da yatışıyor. Diyorsun ki ‘Hak yerini buldu.'” dedi.
Gazeteci yazar Emre Aköz, devletin Fethullah Gülen’e ve onun hareketine ihtiyacı olduğunu düşündüğünü belirterek, “Aslında milliyetçilik dozu ağır basan Müslümanların hareketidir bu. Daha ötesi, modern bir hareket. Yurtdışında açılan okullar modern faaliyetten başka bir şey değildir.” şeklinde konuştu.
Yine gazeteci yazar Ahmet Taşgetiren, kararla, Türkiye’nin sancı odaklarından birisinin giderilmiş olduğunu aktardı. Taşgetiren, “Yargı kararıyla milletin vicdanı üst üste geldi. Yargı kararlarının milletin vicdanına oturmasına dikkat etmek lazım. Artık, yargı siyaset dışı konum belirleyebiliyor şeklinde bir umut da doğdu.” açıklamasında bulundu.








