Her insanın, hayat yolculuğunda bir ayrılış, bir yolculuk vardır. Ama bu ayrılış, ayrılık değildir; çünkü gönül vatanından, doğduğu ve kendini ait hissettiği yerden ayrılmaz, ayrılamaz.
Âit olduğu yere hasret, hep sürer. Bu hasrette de bir hüzün vardır. Gönül, ne tamâmen üzgündür ne de tam bir sevinç yaşar. Gri bir hüzün mesken tutar içinde. Bu hüzün, en güzel gurbette yaşanır, gurbette anlatılır ve gurbette anlaşılır. Günümüz mûsıkî çevrelerinde yeni arayışların hız kazandığı bir dönemde, mûsıkîseverlerin gönüllerini doyurmaya aday yepyeni bir yapım var. Hasret hüznünü binlerce kilometre uzakta yaşayan Fethullah Gülen’in şiirleri, hasret ızdırâbını mûsıkîyle dindiren Ahmet Hatipoğlu’nun besteleriyle buluşmuş. Albüme adını veren “Hüzünlü Gurbet” şiiri de Ertuğrul Erkişi’nin nağmelerinde gönüllerin kapısını aralıyor.
Yorumculukta en usta dönemini geçiren Ahmet Özhan’ın naif bir duygusallıkla seslendirdiği eserlerin altyapısını icrâ eden sâzendeler de hem şiirlerin mânâsına hem bestelerin rûhuna ve inceliğine yaraşır kalitede bir yapımla karşımıza çıkıyor. Göksel Baktagir’in müzik direktörlüğünde icrâ edilen eserlerin, orijinal hâllerinde olmayan giriş bölümleri, sâkin bir ısındırma yaparken farklı zevkleri de eserlerin devâmı için bir araya getiriyor. Dikkat çeken bir diğer husus da, kullanılan enstrümanların, eserlerin hem müzikâl hem de edebî yapılarıyla birebir örtüşmesi. Özellikle ilk iki eser, “Hüzünlü Gurbet” ve “Âvâre Gönül”de Yurdal Tokcan’ın çaldığı cümbüşün yerine daha iyi bir enstrüman seçilemezdi.
Bunlardan başka, CD’deki son eser olan Hicaz Zirgüle Naat’ın bizzat Ahmet Hatipoğlu tarafından icrâ edilmesi ve Emrah Hatipoğlu’nun ney ile kendisine eşlik etmesi, bu formdaki eserlerin icra tarzı konusunda didaktik bir görevi de yerine getiriyor. Gerek dînî gerekse din dışı mûsıkîdeki icrâsıyla kendine has bir tarza sâhip olan Ahmet Özhan’ın, hem ilâhi hem de şarkı formlarının bir arada bulunduğu bu albüm için ideal bir solist olduğunu belirtmekte de yarar var.
Çağdaş şiirlerin, kendilerine yaraşır beste kostümlerine büründüğü bu albüm, aynı zamanda mûsıkîmizin üretim yönü hakkında duyulan endişe ve korkuları da bertaraf ediyor. Bestecilerinden şâirine, solistinden sâzendelerine kadar emsâl teşkil etme hakkına en üst seviyede sâhip olan bu albüm, hem din dışı hem de dînî mûsıkîmizin geleceği için bir yol haritası durumunda. Ahmet Hatipoğlu’nun ifâdesiyle, gerek güfte gerek beste açısından yeni formlarda ve yeni anlayışla eser verilmesi, mûsıkîmizin gelişmesi açısında büyük önem taşıyor. İlâhi ve şarkı formlarında dinlediğimiz eserlerin hepsinde, edebî ve müzikâl uyum hissediliyor. Fethullah Gülen’in, içine işleyip bir yaşam şekli hâline gelen düşünceleri ve özellikle tasavvufî fikirleri, dünyevî konuları ifâde ederken bile derinlerde kendini hissettiriyor. Fethullah Gülen’in şâir kimliği ile ifade ettikleri, Ahmet Hatipoğlu’nun bestelerinde, bir nevî tefsir ediliyor. Ahmet Özhan’ın güzel yorumuyla da gönüllere ulaşıyor.
Ahmet Özhan: Albümde, Dillerden Düşmeyecek İlahiler Var
“İlahi tarzında eserler okurken daha çok Yunus Emre gibi divanı olan şairleri tercih ediyoruz. Ancak Hüzünlü Gurbet, zamanı yakalayabilen dizelerden oluşması hasebiyle dikkatimizi çekti. Gurbet temalı, hüzün içerikli. İnsanların bir şekilde duydukları gurbet hissi, bu dizelerde hayat buluyor. İnsanın güzelliklerini, hassasiyetlerini, özlemlerini anlatıyor. Bu albümdeki birçok eserin, dillerde dolaşacağını ve sevilen ilahilerimiz arasında yerini alacağını düşünüyorum. Gerçekten gerek güfte, gerek beste ve gerekse müzikal icra açısından son derece başarılı bir çalışma oldu. Dinleyicilerin çok hoşuna gideceğine inanıyorum.”
Ahmet Hatipoğlu: Gönül Birliğinin Eseri
Gönül birliği eden insanların en sonunda bir yerlerde buluşacağına inanıyorum. Benim bu albümde Fethullah Bey’in şiirlerini bestelemem tamamen bir nasip meselesi. Kendisini hiç yakından görmedim; ama şiirlerini okuyunca aynı düşüncenin insanları olduğumuzu anladım. Şiirler, bestelenmek için yazılmamış olsalar da, paylaştığımız bu ortak düşünce bestelerin oluşmasında belirleyici oldu. Şiirlerde anlatılanları bütünlük içinde notalara döktük. Edebî ve müzikal güzelliğin bir araya geldiği bu anlatımda, alabilen için birçok mesaj var.
Göksel Baktagir: İyi Bir İcra Örneği Oldu
“Hüzünlü Gurbet”in en büyük özelliği, Türk müziğinin geleneksel yapısına uygun olarak icra edilmesi. Bütün eserler akustik olarak çalındı. Elektronik altyapı kullanılmadan da Türk müziğinin iyi icra edilebileceğini ve bu icranın inceliklerini gösterdik. Sazendelerimiz, alanlarının en iyisi. Albüme bireysel ruh varlıklarıyla katıldılar. Albüm, gerçekten çok hüzünlü; çünkü gerek güfte gerekse besteler hüzün dolu. Toplum olarak hüznü seviyoruz. Ben de müziğe hüzünlü ‘intro’lar ekledim. Ve böylece hüzün biraz daha derinleşti.
Ertuğrul Erkişi: Popülizm Endişesi Yok
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin şiirleri insanın gönlüne hitap ediyor, bu şiirlerde herkes kendinden bir şeyler bulabilir. Zaten biz de kendimizden bir şeyler bulduğumuz için büyük bir zevkle çalıştık. Albümün güzelliğinin yanı sıra kültürel anlamda da topluma büyük bir hizmet olacağını düşünüyorum. Altyapısı tamamen akustik olan, kesinlikle popülizm endişesi taşımayan dinleyiciyi tatmin edecek bir çalışma oldu. İcra ekibini de çok başarılı buldum. Ahmet Özhan da o güzel sesiyle albüme ayrı bir tat katmış. (Can Ceylan)








