Rotterdam’daki Diyalog Akademisi’nin başkanı olan Gürkan Çelik, Tilburg Üniversitesi bünyesinde “Gülen Hareketi: Diyalog ve Eğitim ile Sosyal İnsicamın İnşası” başlıklı bir doktora tezi hazırladı ve 12 Aralık tarihindeki savunmasının ardından doktor unvanını almaya hak kazandı.
Gürkan Çelik’in tezi akademik dünyada önemli bir boşluğu dolduruyor. Tez aynı zamanda birçok doktora ve master tezi için de önemli ipuçları verebilecek bir mahiyette. Tezin onay komisyonunda, sahasında otorite kabul edilen ilim adamları yer alıyor: Leiden Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sjoerd van Koningsveld, Utrecht Üniversitesi’nden emekli Prof. Dr. Karel Steenbrink, Nijmegen Radboud Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gerard Wiegers ve Tilburg Üniversitesi dekanlarından Prof. Dr. Arie de Ruijter.
Genç akademisyen Dr. Gürkan Çelik’in tezine ilgi büyük. Eski Hollanda Başbakanı Dries van Agt, bir mektup göndererek tez savunmasına gelmeyi planladığını fakat programında olan ani bir değişiklikten dolayı gelemediğini belirtti. Adalet Bakan Yardımcısı Nebahat Albayrak da kendisine ulaştırılan tez için teşekkürlerini iletti.
İngilizce olarak hazırlanan tezde, Gülen Hareketinin temel özellikleri üzerinde duruluyor. Kendi sahasında uzman isimlerden Prof. Dr. Herman Beck ve Prof. Dr. Ruben Gowricharn’ın danışmanlığında Gülen Hareketini inceleyen Dr. Çelik, tezinde önemli tespitlere yer veriyor.
Hareketin İslami inanç ve değerler temeli üzerine oturan, insan merkezli bir sivil toplum hareketi olduğunu söyleyen Çelik, “Gülen Hareketi, “dinci” veya “İslamcı” bir hareket olmadığı gibi bir mezhep veya tarikat da değildir. Hareket, çoğulcu bir yapıya sahip olup barışçı, herkese açık, kucaklayıcı, gönüllülerden oluşan bir fedakarlık hareketidir. Evrensel olarak kabullenilen din özgürlüğü, insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi değerleri savunur. Dini ve kültürel açıdan hoşgörü ve sevgiyi, sosyal açıdan uzlaşma ve diyalogu, davranış ve aksiyon açısından da müspet hareketi esas alan pozitif bir harekettir, reaksiyoner değildir.” diyor. Ayrıca hareketin, ideolojik ve siyasal bir hareket olmadığını da vurgulayan Çelik, hareketin gündeminde maddi ve dünyevi bir beklenti ya da siyasal erki ele geçirme gibi gizli bir hedef olmadığının altını çiziyor. Gülen Hareketinin, kamusal alanda kendi projeleriyle kendini belli ettiğini dile getiren Çelik, “Dini değerler ile toplumsal idealleri birleştiren, bütünleştirici, uzlaşmacı ve kaynaştırıcı bir toplumsal harekettir.” tezini savunuyor.
Hareketin statik değil gelişim, değişim ve dönüşüme açık, sürekli kendini yenileyen dinamik bir yapıya sahip olduğu tespitinde bulunan Çelik, “cemaat, cemiyet, camia derken, bugün din, dil, ırk, cins ayırımı gözetmeksizin tüm dünyada insanlığın bütününü kucaklayan yapıya kavuşması bunun önemli bir göstergesidir.” diyor. Bu yönüyle hareketin katılımcılarına geniş bir sosyal kimlik ve kişilik kazandırmaya yönelik, kamusal alanda faal bir aktör olduğunu hatırlatıyor. Fethullah Gülen’in ise, Sünni, Hanefi ve ilk dönem tasavvuf ehlinin çizgisindeki doktrinleri esas alan bir hüviyete sahip olduğunu izah ediyor.
“Hizmet” olarak da isimlendirilen hareketle ilgili olarak Dr. Çelik şu açıklamaları yapıyor: “Hareket, insanlık ailesinin yüz yüze olduğu sosyal, siyasal, ekonomik problemlerin çözümünde inancın gücünden istifade edilmesi gerektiğine inanır. Uzun süreli projelere ihtiyaç duysa da, her çeşidi ile eğitim ve öğretimin söz konusu problemleri çözmede ana çare olduğunu kabullenir.” Ayrıca hareketin global değerlerin benimsenmesinin yanında yerel sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik ve dini değerlerin de muhafaza edilmesi düşüncesinde olduğunu savunan Çelik, hareketin dini, milli ve tarihi kimliklerin korunarak, barış ve ahenk içinde hep birlikte yaşayabileceğine inandığını vurguluyor. “Hareket bütün bu yönleri ile kendine mahsus yeni bir hareket olup ne kendinden önceki bir hareketin devamı, ne de kendinden sonraki başka bir hareketin de başlangıcıdır.” görüşünü savunuyor.
Sonuç olarak Dr. Gürkan Çelik, Gülen Hareketinin insanlığın baş problemleri ve sosyal çatışmaların ana çıkış sebepleri olan cehalet, fakirlik ve ihtilafın çözümünde ve sosyal insicamın inşasında çok önemli roller oynayacağı kanaatini taşıyor. (Basri Doğan, Utrecht)








