
Yeni Ümit ve Hira dergilerinin düzenlediği ‘İslam Dininin Zenginliği İçtihad ve Kıyas’ sempozyumu sona erdi. Dünkü oturumda sunum yapan Ürdünlü Prof. Dr. Ali Cuma Revahine, ‘siyaset ve fetva’ konusunu değerlendirdi. “Fetva ne zaman siyasete tabi olursa o zaman sapıtır ve hakikati beyan edemez. Şu an yaşadığımız hal, buna en güzel örnektir.” dedi. Filistin asıllı Amerikalı Dr. Cihat Türk de ABD’de Müslümanlığın yayıldığını belirterek, “Bu bize sorumluluk yüklemektedir. Bu nimeti bütün insanlara hizmet olarak göstermeliyiz.” ifadelerini kullandı. Ürdünlü Mervan el-Fauri de Hizmet Hareketi’ne yönelik karalama kampanyasına tepki gösterdi: “Sizler strateji mimarilerisiniz, haşhaşi değilsiniz. Her zaman yanınızda olacağım.”
‘Fetva, siyasete tabi olursa sapıtır’
İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘İslam Dininin Zenginliği İçtihad ve Kıyas’ isimli uluslararası sempozyuma Türkiye’den ve 100’e yakın ülkeden pek çok akademisyen, bilim adamı ile kanaat önderi katıldı. Sempozyumun ikinci gününde 3 oturum yapıldı. Oturumlarda ‘Temellendirme ve pratize etme bakımından içtihad’, ‘Kıyas, içtihad ve fetva’ ile ‘Günümüzde içtihad’ konuları konuşuldu. ‘Tarihî süreçte fetva-kaza ilişkisi’ temalı bir sunum yapan Ürdünlü Prof. Dr. Ali Cuma Revahine, siyasete tabi olan fetvanın faydalı olamayacağını söyledi. Fetvada kurallara uyulmamasının birçok probleme sebep olacağına dikkat çeken Revahine, fetvanın müstakil olmasının, siyasi kirliliği önlediğine işaret etti. Ardından, “Fetva ne zaman siyasete tabi olursa o zaman sapıtır ve hakikati beyan edemez. Fetva siyasete tabi olduğu zaman faydalı olamaz. Şu an yaşadığımız hal buna en güzel örnektir.” dedi. Sempozyumda sunum yapan diğer alimlerin görüşleri özetle şöyle:
Nijerya İslamî Dernekler Genel Koordinatörü Davut Noibi: Hocaefendi, görüşleriyle ve bütün bir ümmeti yönlendiriyor. Yerel bir şekilde başlamış ancak bütün insanlığı kapsayarak evrensel bir ağ haline dönüşerek bütün bir insanlığın problemlerini çözer hale gelmiştir. Genel olarak cehalet, fakirlik ve ayrılıklar konularına çözümler sunmaktadır. Bizler onun sohbetlerinden çok istifade ediyoruz. Onun mükemmel fikirlerinin bir neticesidir bu konferanslar. Hizmet’in bu faaliyetleri bir mutluluk vesilesi olmuştur bizim için.
Amerikalı Dr. Cihat Türk: İsmim Cihat ve babam Filistin’den Amerika’ya göç etmiş. Ve tabii ki bu isimle Amerika’da yaşamayı tahmin edersiniz. Ancak bizimle tanıştıklarında bu önyargılarından vazgeçtiklerini görüyorum. Bu tanışmalarla ilişkilerimiz pozitif yönde gelişti. Allah’ın bize verdiği bu sorumluluk nimetini bütün insanlara hizmet olarak göstermeliyiz. Tüm dünyaya rehberlik hizmetinde bulunmalıyız. Amerika’da Hocaefendi’nin bizimle beraber olması da büyük bir lütuf. Son on yıldır İslamiyet Amerika’da artıyor. İslamî üniversiteler bile kurmaya başladık. Aramızdaki kardeşliği yeniden tesis etme adına ümitle bakıyoruz.
Cezayir Yüksek İslam Şûrası Azası Prof. Dr. Muhammed el-Kasımi: İçtihad ve kıyas bir delilden yola çıkarak hüküm verme noktasında birleşirler. İçtihad, kıyasın bir mukaddimesi olarak ele alınır. İçtihad, Müslümanların asrın getirdikleriyle yaşantılarını sürdürebilmelerini sağlayan bir anahtardır. Biz Müslümanların ihtiyaçları artmaktadır zaman geçtikçe. Ümmetin maslahatı gözetilerek bir içtihad kullanılmalıdır. Asrın gerekliliklerine hakim olan alimler bu işin altına girmelidirler. İçtihad, insanların mükellefiyetlerini hafifletme adına kullanılabilir ama tabiî ki bu Allah’ın haram kıldığı şeylere ruhsat vererek olmamalıdır. Öyle bir çalışma yapılmalıdır ki, İslam düşmanları İslam’a karşı kullanacakları bir boşluk görmesinler. Öyle insanlar vardır ki ahiretlerini dünyaya satarlar.
Ürdünlü Prof. Dr. Muhammed Mahmud el-Ammuş: Ümmetimizin bir araya gelmesi bizim için bir vazifedir. Ümmetin birliğinin tesisi noktasında fetvanın yeri önemlidir. İhtilafta, Allah’tan gelen bir rahmet vardır. İhtilaflar her zaman kıyamete kadar rahmet kalacaktır. İhtilaflar kati delaletler değil zanni delaletlerdir. Allahu Teala eğer dileseydi İslamî delillerin tamamını kati kılardı. Ümmetin birliği için ortaya konan fetvalarda hiçbir zaman atalete gidilmemesi gerekir.
Tayland Şeyhülislam Vekili Üstad Şerif Siricareyn: Bu konferansa katılmaktan mutluluk duyuyorum. Dünyanın değişik yerlerinden gelen alimlerle aramızdaki uhuvveti ve muhabbeti öğrendik. Bizler, azınlığı Müslüman olan bir ülkeden geliyoruz. Ancak Müslümanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Ve Müslümanlar bütün haklarına ve özgürlüklerine, dinlerine yaşama haklarına sahiptirler. Orada İslamî üniversiteler açılmıştır. Ve Türkiye’den gelen Hizmet Hareketi sayesinde 4 Türk okulu açılmıştır. Ve Allah’ın izniyle sayıları arttıkça artacaktır.
Tunuslu Prof. Dr. Muhammed eş-Şitevi: İçtihadın kapanma ve açılma vakitleri yoktur. Ancak şu vardır. Herkes içtihad edemez. İnsanlar artık müçtehidlerin sormadığı soruları sormaya başladılar. Eskiden fakihler bu meselenin cevabı olarak ‘Allah bilir’ derlerdi. Şimdi asrımızın alimleri, mutlaka içtihad etme ihtiyacı duyuyorlar. Özellikle meselelerin çok büyük olduğu böyle bir asırda içtihadın yürütülmesi gereklidir. Şirketler, ortaklıklar, sigorta gibi meselelerde kolektif içtihad birçok yenilikler ortaya koymuştur. Önemli olan şey düşüncenin kolektif olarak hayata geçmesi ve kolektif içtihadın gerçek manada Müslümanların isteklerine cevap veriyor konuma gelmesidir.
Bugün gönülleri geniş insanlara muhtacız
Cezayirli Prof. Dr. Muhammed Babaammi: Heva hapishanesinde bulunan insanlar içtihad edemezler. Dar kalıplar içerisinde kalanlar içtihadı elde edemezler. Hocaefendi yeryüzü mirasçılarını vasfederken, düşüncede hür olacaklarını, düşüncelere de saygılı olacaklarını belirtir. Bu, sihirli bir kapıdır. Zatın esrarlarına açılır. Biz bugün gönülleri geniş insanlara muhtacız. Kur’an ve Sünnet arasındaki tevafuku anlayabilecek insanlara muhtacız. Hakiki manada akılların, kalplerin anahtarını elde edebilecek yeryüzü mirasçılarına muhtacız.
Prof. Dr. Ali el-Fakir: İslam son dindir. Dolayısıyla İslam bütün zamanlara bütün dinlere kendisini ifade etmektedir. Kur’an ve sünnet sınırlıdır. Ancak içtihadın sınırı yoktur. Müslümanlar içtihadın gerekliliklerini yerine getirdikçe içtihadın kapısı onlara her zaman açık olacaktır. Kıyas da İslam’ın yaşanabilirliği noktasında bütün zamanlara uyma yolunda bir kapıdır, kullanılacak bir giriştir. Bütün ümmette sıkıntılar var şu anda. Bizim ümmetimiz mazlumdur. Kıyası ehil olmayan kimseler kullanırlarsa ümmeti felakete sürüklerler. İçtihadı yapan kişi de hakkı söylemelidir. Bizler eğer gerçek manada davetçi olmak istiyorsak her vesileyi kullanmalıyız. Özellikle içtihad ve kıyası kullanmamız gerekiyor.
Lübnanlı Prof. Dr. Basim el-Hani: Ben Hocaefendi’yi stratejik bir müçtehid olarak tanımlıyorum. Aslında stratejik bir konu üzerine toplanmadık ama Hocaefendi’nin stratejik bir müceddit olduğunu düşünüyorum. Eğer biz geleceğe dair projeler üretemezsek çağımızı yakalayamayız. Müçtehidin vasıfları zamana, kültüre, coğrafyaya, örfe göre değişiklik arz eder. Sürekli bir hareketliliği talep eder. İçtihadın, ehli olması gereken şartların önüne zamanın bilinmesinin gelmesi lazım. Bizim bu zaman diliminde içtihadı tekrar gözden geçirip problemlerimize bu yönüyle çözüm bulmamız gerekir.
Tunuslu Prof. Dr. İlyas Derdur: Dinî kural ve kaidelerin anlaşılması noktasında ‘sabit’ ve ‘değişken’ konusu çok önemlidir. Şer’î hükümler iki türlüdür. Hiçbir şekilde değişmez. Bu tür sabitler hakkında içtihad gelmez. Hükümler, sabit maslahatlar üzerine inşa edilir. Bunların metinleri ve delilleri katidir ve tevile mecali yoktur. Bu konularda içtihada yer yoktur. Değişken ile alakalı şeyler içtihad meselelerini içermektedir. Değişmekte olan birçok fıkhî meseleleri kapsamaktadır. Bütün meseleleriyle içtihada açıktırlar.
Faslı Prof. Dr. Semir Budinar: İçtihad, ümmetin tekrar vahyin irşadlarına dönmesine vesile olacaktır. Ümmetin her zaman canlı olması gerekiyor. Farklı alanlarda mütehassıs insanlar bir araya gelecek ve o şekilde içtihad yapılacak. Vahyin sırlarının şu anlarda bile tam keşfetmedik. Vahyi ilk önce tanımlamamız gerekiyor. Fethullah Gülen, Sonsuz Nur kitabında bu konu üzerinde duruyor. İnsanın bundan sonra gelebilecek bütün problemlerin çözümünün özeti onun siyerinde var diyor Hocaefendi. İçtihad yaparken öncelikleri sıralamak gerekiyor. Hayatın önceliklerini sıralamak gerekiyor. Hangileri daha hayatî, onları öne almak ve içtihadda bulunmak gerekiyor. Mesela cehalet konusu; ümmet olarak hâlâ yazma-okuma sıkıntımız var. İkinci olarak fakirlik meselesi. Bu iki mesele en önemli engellerdendir. Fakirlik ve cehaleti önlemeye çalışmışlar öncekiler, biz de öyle yapmalıyız.
Sizler sadıklarsınız, haşhaşiler değil
Sempozyumda konuşan Ürdünlü alim Mervan el-Fauri de Hizmet Hareketi’ne yönelik Türkiye’deki karalama kampanyalarına tepki gösterdi. Konuşması salonda uzun süre büyük alkış alan Fauri, “Böylesi mübarek bir hareketin içerisindeki arkadaşlarım, karşılaşmış olduğunuz problemler sizleri üzmesin. Sizler stratejik mimarlarsınız. Haşhaşiler değilsiniz.” dedi. Hizmet Hareketi’nin bu ülkenin zararına hiçbir çalışmasının bulunmadığını belirten Fauri, şöyle konuştu: “Sizin tecrübenize, ülkenize âşık olmuş kalpten gelen selamla sizleri selamlıyorum. Sizler sadıklarsınız. Amellerinizle insanlara sunmuş olduğunuz müesseselerinizle, okullarınızla sizler batıniler değilsiniz. Sizin görüşleriniz var. Sizin Türkiye için en güzel önerileriniz, teklifleriniz var. Ülkenin en güzel şekilde ilerlemesi için çalışmalarınız gayretleriniz var. Bu ülkenin zararına hiçbir çalışmanız bulunmamaktadır. Sizler de bugün bu sarsılmaz dünyanın bir tanesisiniz. Ben bugün ayet-i kerimenin ifadesiyle şunu söylüyorum: Birbirinizle çatışmayın, çekişmeyin. Size ve onlara söylüyorum. Çatışmayın, ta ki gücünüz kuvvetiniz eksilmesin.”
Hizmet erleri, bizlere güzellikleri ulaştırdı
Uluslararası Afrika Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Hasan Mekki de Hizmet Hareketi’ni şu sözlerle övdü: “Hizmet gençleri, İstanbul’dan hicret ettiler. Güzellikleri, hoş yaşamları bıraktılar. Bu güzel ülkedeki yaşantılarını bıraktılar, zor ülkelere geldiler ve oralara Müslümanlara hizmeti ulaştılar. Ki onlar Kur’an’la alakaları kopmuştu, uzaklaşmışlardı.”
Prof. Dr. Abdürrazzzak Gassum da şunları kaydetti: “Fethullah Gülen’in kitaplarını okuyunca yeni terimle karşılaştım. Barış yoluyla kazanılan cihattan bahsediyor Hocaefendi, Bu cihat, savaşa katılmadan sözle, kalemle elde edilmiş bir cihat. Bu cihat, kini, nefreti bertaraf eden barışçıl bir cihat. Bu birleşme, ilmi kaynaşma, mezhepsel metotların bir arada buluşması, bu sempozyumun burada oluşması için katkıda bulunmuştur. Birlik ve beraberlik içinde sevgi ve kardeşlik içerisinde burada toplanmamıza vesile olmuştur. Gerçekten de bu başarının oluşması ancak ve ancak sizin ilmi çabalarınız ve gayretlerinizle olmuştur. Ben bu vesileyle Fethullah Gülen’e teşekkür ediyorum. Zira onun fikri düşüncesi olmasaydı bu sempozyum gerçekleşmeyecekti.”








