Deutsch Türkische Nachrichten adlı online haber portalı ile “Gülen Hareketi” arasında irtibat kurmak için “temel basın ilkelerini zorladığı” ileri sürülen Der Spiegel dergisinin bu kez de inanmak istediği bu bağlantıyı ispatlayabilmek için Berlin’deki bir eğitim merkezinde görev yapan iki Müslüman kadın çalışanı “tehdit”, “taciz” ve “şantaj” boyutuna varan “habercilik teknikleri” ile köşeye sıkıştırmaya çalıştığı iddia edildi.
Bu arada “Der Pate” dosyasını hazırlayan Der Spiegel muhabirinin, DTN ile Der Spiegel arasında yaşanan gerilimi gündeme getiren ve buna ilişkin haberlerde bu muhabirin adını zikreden Zaman’ı “kampanya yürütmekle” suçladığı öğrenildi.
Almanya’nın dünyaca ünlü saygın haber dergisi Der Spiegel’in tartışmalı “Der Pate” dosyası çerçevesinde izlediği “araştırmacı habercilik yöntemleri” hakkında gündeme gelen ve medya etiği adına sorunlu bulunan iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Derginin ısrarla “Gülen Hareketi” ile ilişkilendirmeye çalıştığı online haber portalı Deutsch Türkische Nachrichten (DTN) bu kez de aynı derginin “tehdit” ve şantaj” boyutlarına varan habercilik tarzı hakkındaki iddiaları gündeme taşıdı. Bu arada DTN’de yayınlanan son haberde Der Spiegel muhabirinin asılsız iddialarını “verilerle çürüten” ve DTN ile Der Spiegel arasında yaşanan gerilimi gündeme getiren Zaman gazetesini nasıl “kampanya yürütmekle” suçladığını ayrıntılarıyla gözler önüne serdi.
1996-2000 yılları arasında önce Berliner Zeitung gazetesinin ve sonra da haftalık Stern dergisinin yayın yönetmenliğini yapan ve halen DTN’nin yayıncıları arasında yer alan deneyimli gazeteci Michael Maier son haberinde Der Spiegel muhabirlerinin “soru sormayı aşarak itham ve sorguya varan” habercilik tekniklerini gündeme getirdi. Maier bu yazıda “Holzmann” rumuzuyla bahsettiği Der Spiegel muhabirinin Berlin’deki bir “Nachhilfe” (eğitim takviyesi) kursunda çalışan iki Müslüman kadın çalışanı nasıl tehdit ettiğini gün yüzüne çıkardı.
Bilindiği üzere Der Spiegel ile DTN arasında yaşanan gerilim, ünlü derginin 32’nci sayısında Fethullah Gülen Hocaefendi’yi hedef alan spekülatif haber dosyasında DTN’yi de “Gülen Hareketi” bünyesinde göstermeye çalışmasıyla başladı. Ancak son gelişmeler Der Spiegel yönetiminin, Maier’in aksi yöndeki beyanını ve ticari sicil kayıtlarını ısrarla görmezden geldiğini, DTN ile “Gülen Hareketi” arasındaki “sözde bağlantıyı” kanıtlamak için bir muhabir görevlendirdiğini ve bu muhabirin Berlin’deki bir eğitim merkezinde görev yapan kadın çalışanları tehdit etmesine göz yumduğunu ortaya çıkardı.
“İslamcı terörizmle bağ kurmak için telefon üzerine telefon yağdırdılar”
Michael Maier’in son yazısında verdiği bilgilere göre halen DTN’de çalışmakta olan başörtülü bir kadın redaktörün bundan iki yıl önce Berlin’de bahsi geçen eğitim merkezinde görev yaptığını kanıtlamak için yola koyulan bir Der Spiegel muhabiri, bu amaçla ilk olarak bu kursun yetkilileri üzerinden bilgi almaya çalıştı. Maier’in ifadelerine göre Der Spiegel yönetimi böylelikle DTN ile “Gülen Hareketi” arasındaki bağı ispat etme gayretini bir adım daha öteye taşıdı. Maier, “Ayşe” rumuzuyla anılan DTN çalışanı üzerinden kurulmak istenen bağ hakkında ise, “Yapılan ‘araştırma’ iki masum Müslüman kadının nasıl keyfi olarak İslamcı terörizm ile ilişkilendirilmek istendiğine örnek teşkil ediyor.” ifadelerini kullandı.
“Holzmann” rumuzuyla anılan Spiegel muhabirinin önce eğitim merkezinde görev yapan stajyeri ve sonrasında ise “Lara” rumuzuyla anılan sekreteri defalarca telefonla aradığını yazan Maier, bunun devamında yaşananları ise şöyle ifade etti: “Müslüman kadınlarca idare edilen eğitim merkezini önce kendisini ‘Anna’ olarak tanıtan ve Ayşe’nin arkadaşı olduğunu söyleyen bir şahıs aradı. Bu isimde birinin kursta çalışmadığı söylenmesine rağmen, Anna adlı şahıs aynı gün içinde kursu üç kez daha aradı… Salı günü ise bu kez de Der Spiegel’den olduğunu belirten Holzmann adlı şahıs kursu aradı ve Ayşe’nin orada çalışıp çalışmadığını sordu. Stajyer bu isimde birini tanımadığını ve öğleden sonra sekreter ile görüşmesini söyledi…”
Pervasız tehdit: “Ne yaptığınızı ve kim olduğunuzu biliyorum”
Maier bütün tafsilatıyla anlattığı bu telefon görüşmelerini gerçekleştiren Holzmann’ın ısrarcı tavrının ve “senli benli” konuşmalarının neredeyse bir hafta boyunca sürdüğünü ifade ediyor. Ancak perşembe gününe kadar ne stajyerden ne de Lara adlı sekreterden istediği bilgileri alamayan Holzmann’ın sinirlerine hakim olamaz hale gelmesiyle birlikte şu diyalog yaşanıyor: “(H)olzmann: Merhaba, sen Lara mısın? – (S)ekreter: Buyurun, ben sekreterim / H: Gülen Hareketi’ni araştırıyorum – S: Burası bir eğitim kursu, ama dilerseniz merkezimizin telefonunu verebilirim… / H: Ben zaten ne yaptığınızı ve kim olduğunuzu biliyorum. Sizin bu işin içinde olduğunuzu da biliyorum. Hakkınızda bir haber hazırlayacağım ve orada her şey yer alacak – S: ??? (Bu arada bir yandan da üst üste ‘Sen Lara mısın?” sorusuna muhatap olan ve kendisini sorguda gibi hissetmeye başlayan sekreter bunun üzerine görüşmeye son verir)”
“Profesyonel gazetecilik bu şekilde yapılmaz”
Der Spiegel muhabirinin Berlin’deki eğitim merkezinin kadın çalışanlarını “taciz” “tehdit” ve “şantaja” kadar varacak şekilde “sorgulayan” haber araştırmasını bütün çıplaklığıyla aktaran deneyimli yayıncı Michael Maier, Holzmann’ın “araştırmacı gazetecilik” yöntemini özetle şu ifadelerle değerlendirdi: “Sıradan Müslüman kadın çalışanlar telefonda tanımadıkları bir adam tarafından köşeye sıkıştırıldı. Bunu yapan ise eğitimini tanınmış bir gazetecilik okulunda görmüş olan genç bir Spiegel muhabiri. Ancak asıl sorun genç redaktörün kendisinden kaynaklanmıyor. Asıl sorun Der Spiegel redaksiyonunun bu genç muhabirin ‘araştırmasını’ profesyonelce yapmasını sağlamamış olması. Bu genç adamın araştırmasını ‘dişli’ ve en çabuk yoldan yapmaya zorlanması sorun teşkil ediyor. Halbuki Spiegel yönetiminin muhabirini ateşe atmadan önce dikkatli davranması gerekirdi. O zaman duyduklarının ithamdan öte bir gerçekliği bulunmadığını görmüş olurlardı. Spiegel muhabirlerinin konuya ilgisi olmayan vatandaşlara uyguladığı bu habercilik tarzını alışkanlık haline getirmesi ve veri koruma yasasını hiçe sayması fazlasıyla şaşırtıcı ve sıra dışı. Belki bu sıra dışı araştırma yöntemleri kriminal suçlularda gerekli olabilir, ancak Müslüman kadınlara daha başından kriminal suçlu zannıyla yaklaşılamaz. DTN’nin elinde Der Spiegel yönetiminin bu araştırmanın yapılacağını ilk günden itibaren bildiğini gösteren belgeler de mevcut durumda. Bir haber dergisi sadece bu teze ihtiyacı olduğu için dindar ve masum Müslüman kadınları militan İslamcılık kapsamına sıkıştırabilir mi?”
Spiegel muhabirinden “kampanyacılık” ithamı
Bu arada DTN’nin “Holzmann” rumuzuyla zikrettiği Der Spiegel muhabirinin daha önce bizzat ziyaret ettiği Zaman gazetesinin kendisinden “ismen” söz etmesinden dolayı rahatsız olduğu da ortaya çıktı. Bilindiği üzere Zaman “Der Pate” dosyasında imzası bulunan muhabirin adını daha önce söz konusu haber hakkında yayınladığı tekzip metinlerinde zikretmiş ve son bir haftadır da Der Spiegel ile DTN arasında yaşanan gerilim çerçevesinde gündeme getirmişti. Hazırladığı haberlerde imzasını gizleme gereği duymayan, hatta bahsi geçen haber dosyasında bazı isimleri keyfi olarak zikreden bu muhabirin, bu kez Zaman gazetesinin “5N+1K” olarak bilinen temel habercilik ilkesi gereği olarak kendi adını zikretmesinden niçin şikayetçi olduğu ve neden “kampanya yürütme” ithamında bulunduğu anlaşılamadı. Öte yandan diğer ilginç bir gelişme ise DTN’nin gündeme getirdiği iddiaları sayfalarına taşıyan medya haberleri sitesi ‘Meedia’nın Gülen Hareketi’ne İslamcılık yaftası vurmaya çalışan Der Spiegel’in spekülatif haberini online arşivinden çıkardığını yazması oldu. Ancak dün itibariyle Google üzerinden arama yapıldığında aynı habere yeniden ulaşılabildiği görüldü.
Der Spiegel açıklama yapma gereği hissetti
DTN’nin gündeme getirdiği iddialar hakkında medya haberleri sitesi MEEDIA’ya açıklamada bulunan Der Spiegel Sözcüsü Hans-Ulrich Stoldt “tehdit” iddialarını yalanladı. “Spiegel muhabirinin Gülen hareketini araştırdığı haber kapsamında bahsi geçen eğitim merkeziyle iletişim kurduğu ve telefonda kendisini tanıttığı doğrudur. Ancak muhabirimiz DTN’nin gündeme getirdiği diyaloğun kurgudan ibaret olduğunu ifade etmiştir.” diyen Stoldt, muhabirlerinin “ne yaptığınızı ve neyin içinde olduğunuzu biliyorum” şeklindeki sözleri “hiçbir şekilde” sarf etmediğini kaydetti.
Ancak DTN’nin deneyimli yayıncısı Michael Maier ise aynı siteye yaptığı açıklamada “dil engeline” bağlı bir anlaşmazlık yaşanmasının söz konusu olmadığını vurgulayarak, “Eğitim merkezinin her iki kadın çalışanı Alman vatandaşı olduğu gibi Almanca’yı da ana dili seviyesinde konuşmaktadır. Ayrıca her ikisi ayrı ayrı mülakata alınan çalışanlar ‘kesinlikle güvenilir’ bir izlenim bırakmış ve ifadelerini yazılı olarak tasdik etmişlerdir. Söz konusu çalışanların aileleri de görüşmede hazır bulunmuştur.” ifadelerini kullandı. Bu arada iki çalışanın ifadelerinin örtüştüğüne dikkat çeken Maier, “Çalışanlar birbirinden bağımsız olarak korktuklarını ve tehdit edildikleri hissine kapıldıklarını belirtti.” yönündeki ifadeleriyle Der Spiegel’in “kaba ve teamüllere aykırı” haber araştırması yaptığına ilişkin ısrarını sürdürdü.








