Avrupa’nın gördüğü ilk Osmanlı

Home » Türkçe » Basından » Haberler » Avrupa’nın gördüğü ilk Osmanlı

Avrupa'nın gördüğü ilk Osmanlı

Osmanlı tarihi anlatılırken Rumeli’ye geçişlerin ehemmiyetinden bahsedilir. Bu gazaların mimarı Orhangazi’nin büyük oğlu Süleyman Paşa’dır. Süleyman Paşa’nın hayatı, Mahmut Açıl tarafından romana konu edildi. Kitapta, dönemin saflığını, inancını ve aksiyonunu görmek mümkün.

Osmanlı, bugün Balkanlar’da bir şekilde hâlâ yaşıyorsa bunda Süleyman Paşa’nın dahli yadsınamaz kuşkusuz. Çünkü o, Avrupa’nın karşısına çıkan ilk Osmanlı’dır. Yazar Mahmut Açıl tarafından kaleme alınan ‘Rumeli Fatihi Süleyman Şah’ adlı çalışma, roman türünde ilk olma özelliğini taşıyor. M. Fethullah Gülen, vaazlarında sıklıkla andığı Osmanlı tarihinin bu yitik kahramanı için şunları kaydeder: “O, ötelerden gelen bir müjdeyi vicdanında duymuş gibi bir gün akıncı beylerini topladı ve şöyle dedi: ‘Şayet ben bugün ölürsem, ölümümü duyan Bizanslılar, bundan istifadeye kalkacak ve aldığımız yerlere yeniden hücum edeceklerdir. Size vasiyetim, cenazemin başında toplanıp el ele tutuşunuz, Allah’a ve Rasûlü’ne sığınarak düşmana saldırınız! Sakın, cihaddan geri durmayasınız!’ Ertesi gün bir yerde, atının ayağı köstebek çukuruna girer ve mübarek şehid namzedi, atından baş aşağı düşerek şehid olur.” Yazarın çalışmasında işlediği ana tema da Gülen’in bu sözlerinin bir devamı aslında. Kitabın aralarına serpiştirilen ‘ila-yı kelimetullah ve cihad’ anlayışı bunun bariz göstergesi.

Osmanlı tarihi anlatılırken Rumeli’ye geçişlerin ehemmiyetinden bahsedilir. Bu gazaların mimarı Orhangazi’nin büyük oğlu Süleyman Paşa’dır. Süleyman Paşa’nın hayatı, Mahmut Açıl tarafından romana konu edildi.

Peki kimdir Süleyman Şah? Orhangazi ile Nilüfer Hatun’un büyük oğlu olarak 1316 senesinde doğduğu rivayet edilir. İzmit, Göynük ve Mudurnu kendisine tımar olarak verilen genç şehzade, savaş alanlarındaki cesareti ve zekasıyla iyi bir asker olur. Aynı zamanda halka adaletli davranmasıyla da şöhret salar ki Açıl, romanında Süleyman Paşa’nın bu yönünü çok güzel işlemiş. Yeri gelmişken hatırlatalım; yazar, hikâyesini sağlam ve güvenilir bir kurguda vermek adına tarihî kaynaklara başvurmuş. Kitabın arka sayfasında da istifade ettiği çalışmaları ayrıca belirtmiş.

Çimpe Kalesi: Balkanlar’ın anahtarı

Bizans imparatoru Kantakuzenos, sık sık Osmanlıların yardımına ihtiyaç duyması, gelecekteki bu tür seferler için Bolayır yakınındaki Çimpe’yi askerî bir üs olarak Osmanlılara verir. Süleyman Paşa, emrindeki askerlerle buraya yerleşir ve her türlü vaat, baskıya rağmen kaleyi boşaltmaz. Bu arada 2 Mart 1354 Gelibolu’da deprem meydana gelir. Osmanlılar, şehir ve kasabaları ele geçirir. Bu, aynı zamanda Gelibolu yarımadasının fethi anlamına gelir. Süleyman Paşa, buradan Trakya içlerine yaptığı gaza akınlarıyla hakimiyet sahasını daha da genişletir. Tarihçilerin ‘Osmanlı Rumelisi’ diye andığı evre, bu zamanda meydana gelmeye başlar. Hatta, bazı tarihçiler, Rumeli’ye yerleşmenin İstanbul’un fethi kadar önemli bir olay olduğuna işaret eder. İşte, Osmanlı olduğu kadar İslam alemi kadar da ehemmiyetli vakanın mimarı ise Süleyman Şah’tır. Açıl da romanında yüksek işlere imza atan bu büyük fatihin mana köklerini gösteriyor: “Ümidimizi O’nun rahmetinin enginliğine bağlayarak, yetersizliğimizi, tutarsızlığımızı ve tabii çaresizliğimizi O’na açıp bizi yepyeni semavî bir takvimle farklı bir diriliş faslına ulaştırmasını dilemeli, arzu ve emellerimizi de inayetine emanet etmeliyiz. Sonrasında da ne yapmamız gerekiyorsa eksiksiz yapmalıyız. Medeniyeti oluşturmalıyız.”

Orhangazi, kendisinden sonra tahtı büyük oğlu Süleyman Paşa’ya bırakmayı düşünüyordur. Ancak kader planında sultanlık Murad-ı Evvel’e nasip olacaktır. Süleyman Şah, tahminî 1360 senesinde bir rivayete göre sürek avında vefat eder. Onun ani ölümü, fetihlerin de aksamasına sebebiyet vermiştir.

Share:

More Posts

Send Us A Message