“Alevilik, Türk-İslam Kültürünün Özgün Bir Parçası”

Home » Türkçe » Basından » Haberler » “Alevilik, Türk-İslam Kültürünün Özgün Bir Parçası”

Alevilik konusunu masaya yatıran Abant Platformu, önemli tespitlerde bulundu. 2 gün süren toplantının sonunda hazırlanan değerlendirme metninde, Aleviliğin Türk-İslam kültürünün özgün yüzlerinden biri olduğu vurgulandı.

Baştan beri İslam’ı kimlik olarak benimseyen Aleviliğin, Anadolu ve Balkanların İslamlaşmasında ciddi katkılarda bulunduğuna işaret edildi. ‘Tarihî, Kültürel, Folklorik ve Aktüel Boyutlarıyla Alevilik’ başlıklı toplantının dünkü bölümüne, bilim adamı ve düşünürlerin yanı sıra Alevi toplumunun temsilcileri katıldı.

Tartışmaların ardından oluşturulan metinde, Alevilerin bilgi eksikliğinin giderilmesi ve taleplerinin karşılanması üzerinde duruldu. Bunun, ülkedeki sosyal barışın pekiştirilmesi açısından zaruret arz ettiğine dikkat çekildi. Sıkıntıların aşılması için Alevi ve Sünnilerin ortak bir çalışma yapması konusunda fikir birliğine varıldı.

Şikayetlerin yoğunlaştığı cemevlerinin statüsü hakkında ise şöyle denildi: “Alevi toplumunun başta cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması olmak üzere bütün taleplerinin anayasanın garanti altına aldığı temel dinî inanç ve özgürlükler kapsamında değerlendirilmesi, demokrasinin zorunlu gereği olarak kabul edilmelidir.”

Grand Cevahir Otel’de iki gün süren 13. Abant Platformu Toplantısı sona erdi. ‘Tarihî, Kültürel, Folklorik ve Aktüel Boyutlarıyla Alevilik’ konusunun tartışıldığı toplantıya akademik ve entelektüel çevre ile Alevi toplumunun temsilcilerinden 45 katılımcı ve yaklaşık 100 iştirakçi katıldı. Toplantıda Alevilerin yaşadığı sorunlar tartışıldı.

Oturumda yapılan konuşmalarda ve müzakerelerde söz alan Alevi temsilcilerin en fazla gündeme getirdiği konuların başında ise cemevleri yer aldı. Sünni ve Alevi kesimin birbirini tam olarak tanımadığına dikkat çekilirken bu tür toplantıların empati yapmaya vesile olduğuna vurgu yapıldı.

Türkiye’de Alevi sorununun olmadığını dile getiren her iki kesimin temsilcileri, bu konuda kargaşa ortamı oluşturmaya çalışanlara da fırsat tanınmaması çağrısında bulundu. Toplantının sonunda ise bir değerlendirme metni okundu.

Katılımcılar ise bu tür toplantıların empati yapmaya vesile olduğuna vurgu yaptı. Prof. Dr. Yasin Atay, “Bu toplantılar sayesinde birbirimizi daha iyi tınama imkanı buluyoruz.” dedi. Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Doğan Bermek ise asıl önemli olanın konuşulanların uygulamaya geçirilmesi olduğunu belirterek toplantının buna öncülük ettiğini söyledi.

‘Alevilik mezhep değil, İslam kimliğinde mistik bir yorum’

Toplantının değerlendirme metninde şöyle denildi:

  • Türk Aleviliğinin şekillenmesinde saz ve semah hayati önem taşıyan unsurlar olup bu unsurların Türk halk ve tasavvuf müziği ile Türk folkloruna çok önemli katkılarda bulunduğu göz ardı edilmemeli.
  • Aleviliğin temel kaynakları ve halen uygulanmakta olan erkân (temel ritüeller) ve yukarıda sözü edilen kanaat önderlerinin tespitleri dikkate alındığında Aleviliğin müstakil bir din yahut itikadi, fıkhı ve siyasi nitelikli bir mezhep olmadığı, onun İslam kimliği içinde batini ve mistik karakter arz ettiği unutulmamalı.
  • Bazı eleştirilere açık boyutları olmakla birlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevi Bektaşi metinlerini orijinal nüshalarıyla birlikte yayımlaması takdire şayan görülmüştür.
  • Alevilik tümüyle, itikadi tartışmalara bağlı olarak ortaya çıkan bir yapı olmadığı için kendine has sistemli bir teoloji kurma konumunda olmamış, İslam’ın inanç konularını içinden geldiği tarihî sürece paralel bir nitelikte algılayıp yorumlamıştır.
  • Alevilik, diğer dinî yapılar gibi doğup geliştiği coğrafi mekânlardaki kimi anlayış ve uygulamaların tesirine maruz kalarak “senkretik” bir niteliğe bürünmüş olmakla birlikte, ana unsur, belirleyici öge İslam olmuştur. Akademik çalışmalarda yahut marjinal kesimlerde önceki inançlara vurgu yapan yahut İslam’ın belirleyiciliğini göz ardı eden yaklaşım ve çıkışlara, kanaat önderlerinin tamamına yakını ve bu kökenden gelenler tepki göstermişlerdir.
  • 2005’te Hollanda’da ve 2006’da Karacaahmet Sultan’da gerçekleştirilen aynı nitelikteki toplantıda teyit edilen Alevilik tanımındaki “Alevilik İslam’dır. Kırklar meclisinde olgunlaştığı ve on iki imamla devam eden inancın adıdır şeklinde.” tarifler göz ardı edilmemelidir.

Değerlendirme metnini eleştiren Yıldırım’a tepki

‘Tarihî, Kültürel, Folklorik ve Aktüel Boyutlarıyla Alevilik’ konusunun tartışıldığı toplantının değerlendirme metni okunurken tartışma yaşandı. Ankara Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu üyesi Ali Yıldırım, Aleviliğin tanımının Sünnilerce yapılmaya çalışıldığını iddia etti. Alevi Dedesi Fethi Erdoğan ise Yıldırım’ı eleştirdi ve metne sahip çıktı. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşak da okunan metnin sonuç bildirgesi değil, değerlendirme metni olduğunu vurguladı. Yazar Reha Çamuroğlu’nun Yıldırım’a tepki olarak sarf ettiği sözler de büyük alkış aldı.

Doç. Dr. Osman Eğri: Diyanet’in çalışmaları takdire değer
Aleviliği, Sünnilik empoze etmeden öğretmeye çalışıyoruz. Dedelerin eğitimine önem verilmesi ve bu dedelerin belirlenen kıstaslarla cemevlerinde görev yapmaları ve maaşlarının devlet tarafından ödenmesi gerekir. Diyanet’in Alevilik hakkındaki çalışmalarını şans olarak bilmeliyiz.

Yard. Doç. Dr. Ali Yaman: Sorunlarımızı kendi içimizde çözelim
Alevilik bir güç mücadelesi olarak değerlendirilmemeli. Konunun, inanç özgürlüğü ve insan hakları olarak ele alınması gerekir. Aleviliğin sorunlarını çözmek için 500 yıllık kaynaklara inilmesinden ziyade günümüzde yaşanan sorunlar ele alınmalı. Sorunları, biz içimizde çözelim.

Tarihçi Reha Çamuroğlu: Cemevlerine bir statü kazandırılmalı
Toplumsal varoluşumuzun merkezine cemevlerini koymalıyız. Cemevlerine bir statü kazandırılmalı. Demokratik toplumda ibadethane olarak görülen yerin öyle kabul edilmesi gerek. Çözümsüz bırakmayı, çözüm olarak gördüğümüz sorunlar için daha çok çaba sarf etmeli.

(Mükremin Albayrak, Emre Soncan, İstanbul)

Share:

More Posts

Send Us A Message