İslam dünyasının en önde gelen alimlerinden Mısır Müftüsü Ali Cuma, medeniyetlerarası diyalog faaliyetlerinin İslam dininin en temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin de bunun için çok iyi bir örnek teşkil edeceğine işaret etti.
Zaman’a özel demeç veren Mısır müftüsü Cuma, Türkiye’nin müstakbel üyeliğinin Batı’daki “kötü İslam” imajının düzeltilmesine de büyük katkı sağlayacağına işaret ediyor. Müftü Ali Cuma, AB üyeliğinin, Türkiye’nin Müslüman kimliğine karşı bir tehdit olmayacağını da kaydetti.
Diyaloğun Hz. Adem’in yaratılışından itibaren başladığını kaydeden Cuma, bu temasın karşı tarafı ve fikirlerini tanımak için şart olduğunu vurguluyor. “Diyalog yeni bir şey sanılmasın. İslam tarihinde Endülüs’te, Afrika’da, Hindistan’da ve başka yerlerde her zaman diyalog faaliyetleri yürütülmüştür. Niçin? Çünkü Müslümanların dünyaya bir mesajı var. Kur’an’ın ifadesiyle dinde zorlama yoktur. Bundan dolayı Müslümanlar diyaloğa önem veriyor. Kur’an ve hadislerin emriyle, bu mesajların muhatabı tüm insanlıktır.” şeklinde konuşuyor. Cuma’ya göre Kehf Sûresi’nde Hz. Musa ve Hz. Hızır arasındaki konuşmalar, Kalem Sûresi’nde de bahçe sahibiyle kardeşi arasındaki konuşmalar, diyalog için en güzel örnekleri teşkil ediyor. Kainatta asıl olanın mücadele değil uzlaşma ve diyalog olduğunu anlatan Mısır Müftüsü, “Tabii ki mücadele vardır; ama bu asıl değildir. Allah bizi savaşmak için yaratmadı. Savaşmak, ayetin ifadesiyle hoş karşılanmadı; sadece bazı problemleri çözmek için mubah kılındı.” ifadelerini kullanıyor. Müftü Cuma, “Birbirinizi tanıyıp sahip çıkmanız için milletlere, sülalelere ayırdık.” mealindeki ayetin tüm insanları muhatap kabul etmesinin çok önemli bir nokta olduğuna vurgu yapıyor.
Diyalog hizmetlerinin ters anlamlara çekilmesinin çok yanlış olduğunu söyleyen Müftü Ali Cuma, 19. ve 20 yüzyılda İslam dünyasında büyük krizler yaşandığını ve bunun neticesi olarak da bugünkü durumlara düşüldüğünü hatırlatarak şöyle devam etti: “Diyalog kurmamız zayıflığımızdan değildir. Medeniyet sahibi bir diniz. Bunu insanlara anlatmak istiyoruz, bu yüzden insanlarla diyalog kuruyoruz. İslam insanların muhtaç olduğu bir medeniyettir.”
Türkiye’nin İslam ve Batı arasında köprü vazifesi görmesi ve AB üyeliği konusunda da ilginç ifadeler kullanıyor Mısır Müftüsü. Hiçbir ülkenin kendi aslından, tarihinden herhangi bir şey için tecrit olunamayacağını ifade eden Cuma, şu görüşleri dile getiriyor: “Türkiye’nin AB’ye girmesi, istenen bir şeydir. Müslümanlar için iyi bir örnek olur. Çünkü birçok insan kötü gösterilmesinden dolayı İslam’dan korkuyor. Müslümanlar için Türkiye’nin AB’ye girmesi çok büyük önem arz eder ve güzel bir örnek teşkil edecektir. Türkiye’nin üye olması kimliğini terk etmesini gerektirmez; tam tersine karşılıklı yardımlaşmaya, medeniyetin gelişmesine, iyi komşuluk ilişkilerinin kurulmasına vesile olacaktır.”
‘Fethullah Gülen, Dünyaya Güzel Örnek’
İslam tarihi boyunca birçok müfekkirin, alimin ve müçtehidin büyük hizmetler verdiğini ve dinini dünyanın dört bir yanına yaydığını vurgulayan Mısır Müftüsü Ali Cuma, bunun da iyi komşuluk ilişkileri, ticaret, okullar, evlilikler ve gidilen memleketlerin sömürülmemesiyle sağlandığını belirtiyor. İslam’ın açık bir din olduğunu ve gizli emellerin bulunmadığını vurgulayan Cuma, bütün bunların da günümüzde Fethullah Gülen tarafından başarıyla gerçekleştirildiğini ifade ediyor. Cuma, Gülen’in insanlara anladıkları dilden, akıllarına ve seviyelerine göre hitap ettiğini; aile ile, ticaretle, okullarla, kitaplarla insanlara İslam’ın bu açık yönünü anlattığını, “yeryüzünü imar eden insanlar yetiştirdiğini” vurguluyor.
Kendisinin Türk asıllı olduğunu belirten Cuma, Türkiye ve Mısır’ın da adeta tek bir millet gibi olduğunu belirterek, Türk halkına şu mesajları veriyor: “Hedefimiz tek. Allah’ı çok zikredin, Peygamberimiz’e çok salat ü selam getirin. Dinimize, imanımıza sahip çıkın. Yeryüzünü imar edin.”
‘Sünneti Terk Etmek, Yenilik Değil; Bid’atin Ta Kendisidir’
Son dönemde sünneti devre dışı bırakarak sadece Kur’an-ı Kerim’e tabi olduklarını söyleyenlere sert tepki gösteren Mısır Müftüsü Cuma, “Bu kişiler gerçekten Kur’an’a sarıldıklarını söylüyorlarsa bunun kendilerini sünnete götürdüğünü göreceklerdir.” diyor. “Biz zikri indirdik; onu muhakkak koruyacağız.” ayetiyle sünnetin de kastedildiğini dile getiren Cuma, şöyle devam ediyor: “Sünneti terk etmemiz mümkün değil. İslam tarihinde bazı mezhepler, bazı hadisleri Kur’an-ı Kerim’e ters geldiği için tenkit etmiştir; ancak bunlar ilmi metotlarla yapılmıştır. Ama dinde (hoşuma gitmeyen bir şeyi reddediyorum) anlayışı ilmilikten çok uzaktır. Kur’an ve hadisler İslam’ın iki temel kaynağıdır. 60 bin hadisin 2 bini fıkhi konuları içerir. 58 bin tanesi ise ahlak ve faziletlerle ilgilidir. Mesela 58 bin hadisi nasıl olur da (kültür ve anlayışıma ters) diye terk edebilirim? Bu, yenilikçilik değil; bidatçıiliktir. İnkar etmek kolaydır.”
“Yeryüzünde hiçbir beşerin sözüne İslam’ın verdiği kadar önem verilmemiştir.” ifadesini kullanan Cuma, sadece hadislerden yirmi adet ilmin türediğini vurguluyor. “Mesela, Kur’an’da (Peygamber’in getirdiklerini alın, sakındırdıklarından sakının) ayetini nasıl anlayacağız?” diye soran Cuma, Nisa Sûresi 59. ayeti de hatırlatıyor: “Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Peygamber’ine ve sizden olan ulul emre de itaat edin. Allah’a ve ahirete iman ediyorsanız, ihtilafa düştüğünüz meseleyi Allah’a ve Resul’üne arz ediniz.” Mısır Müftüsü Ali Cuma, aynı çerçevede Nisa Sûresi 64-65. ayetleri de örnek gösteriyor.
‘Pakistan’a Yardım Etmek Müslümanlar İçin Farz’
Mısır Müftüsü Ali Cuma, depremin vurduğu Pakistan’a yardım çağrısında bulunarak, bunun her Müslüman için farz olduğunu kaydetti. Cuma, hadis-i şerife göre bütün Müslümanların tek bir vücut gibi olduğunu, bir uzvun acı çekmesiyle tüm bedenin acı çekeceğini hatırlatarak yardımlarla kardeş Pakistan’ın acısının hafifleyeceğini vurguluyor. Mısır Müftüsü, benzer musibetlere gayrimüslimlerin de maruz kalması durumunda Müslümanların hemen yardım elini uzatması gerektiğini kaydederek, ‘ölümün’ hiçbir zaman sevinilecek bir durum olmadığının altını çiziyor. Peygamberimiz’in bir Yahudi’nin cenazesi geçtiği sırada ayağa kalktığını, çevresindekilerin sorusu üzerine de, “Bu bir insan değil mi?” diye cevap verdiğini ifade ediyor.
Irak’ı işgal eden ABD’deki Katrina gibi afetlere de Müslümanların sevinemeyeceğini anlatan Mısır Müftüsü, tam tersine buralara da yardım edilmesi gereğine işaret ederek “masum siviller ile yöneticilerin aynı kefeye konulmamasını” salık veriyor. Ali Cuma, şöyle devam ediyor: “Müslümanlar tarihte Hindistan’ın Avrupalılarla ticaretini engelleyebilirdi. Haçlı Seferleri sırasında bunu yapsalardı Avrupalılar soğuktan, açlıktan ölürdü. Ama bunu yapmadılar. Yolları kesmediler, halkı öldürmediler. Halkla devletleri ayırdılar.” (Cumali Önal, Kahire)








