Fidanlar meyveye durdu

Home » Türkçe » Basından » Haberler » Fidanlar meyveye durdu

Fidanlar meyveye durdu

11.sini görmek nasip olan Türkçe Olimpiyatları’nda, 140 ülkeden gelen barış elçileri, “Evrensel barışa doğru” diye haykırıyor dünyaya. Yüzyıllar önce Anadolu’ya güzellikleri getiren alperenlere vefa borcunu ödüyor Anadolu insanı. Türkiye’nin en güzel üniversitelerinden mezun yiğitler, kardeşlik tohumlarını ekiyorlar yeryüzündeki bütün topraklara ayrım yapmaksızın. Fidanlar sevgi dili Türkçeyle beslenip filizleniyor. Büyüyen bu fidanlardan bazılarıysa, öğretmenlerinin izinden gidiyor. Çünkü bu mukaddes yüke omuz vermenin sadece Türklerin boynunun borcu olmadığının farkına varmışlar. Ayaklarına kadar gelen hocalarının anlattığı güzellikleri bütün dünyaya duyurmayı kendine vazife bilen bir nesil yetişmiş. Türk okullarından mezun olan adı ‘yabancı’ ama aslında bizden öğrenciler onlar. Tıpkı Anadolu’dan dünyaya yayılan öğretmenleri gibi, başka topraklara hicret ediyorlar. Bir yanda yeni fidanlar dikiledursun, öbür yanda artık meyve zamanı…

Yıllardır Türk öğretmenler altın nesiller yetiştirmek için dünyanın dört bir köşesine hicret ediyorlardı. Bugün artık onların öğrencileri de bu davaya hizmet için elini taşın altına koymuş, gümbü gümbür geliyorlar..

Güney Kore’de Azeri bir “deli”

Emin Huseynov, Azerbaycan’daki Türk okullarından mezun olmuş binlerce öğrenciden biri. Muzun olduktan sonra kendisin yetiştiren öğretmenleri gibi olmaya karar verir. Yurt dışına hicret etmeye karar verir. İlk olarak Yemen’e gider. 6 sene Kimya öğretmenliği yaptıktan sonra Güney Kore’ye tayin olur. 3 yıldır da orada idarecilik yapıyor. Küreselleşen dünyada sadece kendi ülkesine hizmetin bencillik olduğuna inanıyor Emin Hoca. Bu düşüncesini de “Bugün Afrika’daki bir kardeşimizin açlığını kendi evladımızın açlığı gibi görmüyorsak kalbimizi bir kere daha kontrol etmeli yasama ve yasatma idealinin derin manası gözden geçirmeliyiz.” sözleriyle dile getiriyor. Emin Hoca’nın Güney Kore’de öğretmenlik yapmasına yakınları önce ‘deli’ diye tepki göstermiş. İşin güzelliğini görünce yine ‘deli’ demişler ama bu iki delilik farklı tahmin edebileceğiniz gibi. Görevini büyük bir heyecanla yapıyor Emin Hoca. Öğrencilerinin günlük hayatın bütün stresini, yorgunluğunu aldığını söylüyor. Hocamızın öğretmenlikte en çok etkilendiği ise, öğrenci velileriyle tanışma amaçlı ev ziyaretleri. Farklı kültür, din ve gelenekten insanlarla her şartta ortak paydada buluşup dertleşebilmek, onlar tarafından sıcak karşılanmak Emin Hoca’nın hicretini tatlı bir hale getirmiş.

ABD’li veliden Arnavut öğretmenimize Türk çayı jesti

Juliana Derin, 12 yıldır Türkçe öğretmenliği yapan bir Türkçe sevdalısı. Arnavutluk’taki Türk okulundan mezun olduktan sonra Üniversite’de Türkoloji bölümünü okumuş. 10 yıl kendi ülkesinde Türkçe öğretmenliği yaptıktan sonra hicret nasip olmuş. İki yıldır Türk eşiyle birlikte ABD’de bulunuyor. Aslında üniversite sonrasında akademik kariyer ya da tercümanlık planları yapan Juliana Hocamız, şimdi yaşadığı güzellikleri düşününce öğretmenliği tercih etmekle ne kadar iyi bir karar verdiğini söylüyor. Hicret düşüncesine uzun yıllardır yurt dışında öğretmenlik yapan eşinin vesile olduğunu anlatan Juliana Hoca’ya, kendisinin de yabancı olduğu Türkiye ve Türkçeyi anlatmak başlarda enteresan gelmiş. Hatta eşinin ailesi ve yakınları da bu durumu garipsemiş. Fakat Türkçe öğretmeni olup bir de kendi ülkesinden başka bir yerde görev yapması özellikle Türk insanının dua, takdir ve övgüleriyle karşılanmış. Velileriyle iletişiminde bize Türk çayının rolünden de bahsetmeden edemeyen Juliana Hoca’nın başına bakalım ne gelmiş: “Amerikalı velimizin bizi evine davet ettiğinde Türkiye’den aldığı çay seti ile has Türk Rize ve tomurcuk çayını kullanarak bize tavşankanı çay hazırlaması bizi çok duygulandırdı.”

Burkina Faso’daki Kırgız Hoca: “Bu hizmet insana her şeyi kolaylaştırıyor”

Muzaffar Yuldashev, Kırgızistan’daki Türk okullarında yetişen fidanlardan. Şimdi ise, ‘Kara Kıta’ ülkelerinden Burkina Faso’daki Türk okulunda bilgisayar öğretmeni. Mezun olur olmaz buraya gelen Muzaffar Hocamız, 3 yıldır bu ülkede görev yapıyor. Memleketindeyken her şeyini feda eden belletmen ve öğretmenlerine özenip onlar gibi olmak istemesiyle başlamış yolculuğu. “Ben onlar gibi fedakârlık yaptığımı zannetmiyorum.” diyen hocamız, bu işin sadece Türk öğretmenlerinin üzerine vazife olmadığını idrak etmiş. Kendisi de öğretmen olup Allah yolunda hizmet gayesiyle çalışmaya başlamış. Ailesi ise, her zaman saygı duymuş kararlarına ve ülkesinden çok uzaklarda, dili, rengi, kültürü başka insanların yanına gidişine de itiraz etmemişler. Burkina Faso’da yaşadığı zorluklar ve eksiklikler, evli ve bir kız çocuğu babası olan Muzaffar Hoca’mızın gözüne görünmüyor bile. Dünyaya meydan okurcasına, “Mutluyuz, hiç pişman değiliz. Bu hizmet insana her şeyi kolaylaştırıyor.” diyor.

“Kal derlerse kalırım, başka bir ülkeye git derlerse giderim.”

Bu mukaddes yüke omuz vermenin sadece Türklere has olmadığını gösterenlerden biri de Kırgızistanlı Kanikev Rahmanova. Tanzanya’da hizmet veren Feza Kız Lisesinde iki yıldır Türkçe Öğretmenliği yapıyor. Tanzanya’ya giderken ailesi ve akrabaları tepki göstermiş. Kırgızistan’da öğretmenlik yapmalarını istemiş. Ancak Kanikev Hoca “Türkiye’den Hocalarımız buralara kadar gelmişler. Hem de en zorlu şartlar altında. Onlar gibi bizim de gitmemiz lazım. Bu dava sadece Türklerin değil hepimizin davası.” diyerek Tanzanya’nın yolunu tutmuş. Her 4 kızdan birinin okuyabildiği ve okuma-yazma oranını çok düşük olduğu ülkede hizmet vermekten büyük mutluluk duyan Kanikev Hoca, “10 sene daha Tanzanya’da kal derlerse kalırım, başka bir ülkeye git derlerse hiç çekinmeden giderim.” diyor. Dünya’nın dört bir yanına yayılan bu eğitim hizmetinin içinde her milletten insanın olması gerektiğini düşünen Rahmanova’nın en büyük hayalı, yetiştirdiği öğrencilerinin de kendisi gibi başka ülkelere giderek öğretmenlik yapmaları.

“Hizmet için gözüm kapalı her yere giderim.”

Filipinler’deki Türk okulunda 3 yıldır İngilizce öğretmenliği yapan Murat Amanov Türkmenistan’daki okuldan mezun olmuş. Türk koleji öncesinde devlet okulunda da eğitim gören Murat Hoca, iki okulun öğretmenleri arasındaki farkı bizzat görmüş. Sonrasında tıpkı Allah rızası için kendisiyle ilgilenen hocaları gibi, güzel bir gelecek oluşturabilmek ve dünyaya barışı, kardeşliği yayabilmek için öğretmen olmaya karar vermiş. Önceleri sadece kendi ülkesini düşünürken, büyüklerinin ricasıyla yurt dışında öğretmenlik yapmaya karar vermiş. Ufkunun nasıl değiştiğini, şöyle anlatıyor: “Ben sadece kendi ülkemi düşünüyordum fakat Türkiye’den buralara gelen öğretmenlerim tüm dünyayı, tüm insanlığı düşünüyorlar. Ben bunu fark ettikten sonra hizmet için gözüm kapalı her yere giderim.” Bu amaçla soluğu Filipinler’de almış. Filipinler’e gitmesini ailesi anlayışla karşılayan Murat Hoca, hicretini idrak edemeyen ve kendisini eleştiren bazı akrabalarının da bir gün bu kutsal vazifeyi anlamaları için de dua ediyor.

[widgetkit id=145]

Share:

More Posts

Send Us A Message